BUGÜNLERDE DAHA ÇOK ARTAN PSİKOLOJİK BİR VAKA:PARANOYA

Toplum çok ciddi psikolojik bir travma yaşıyor. Sosyal medyada da bunun yansımalarını görmeniz mümkün. Yapılan paylaşımlar bile işin ne derece ciddi boyutlara geldigini ortaya koyar nitelikte. Hani Devlet bu işin sosyal ekonomik anlamda etkilerini düşünse ve toplum ruh ve beden sağlığını koruma anlamında bu konuda bir insiyatif yüklense yüzler hatta binlerce kişinin ciddi bir psikolojik tedaviye ihtiyacı olduğunu görecek. Küçük bir toplumsa yaşıyoruz ve bu küçük toplumun en büyük özelliği herkesin birbirini tanıması. Böyle oluncada özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlar insanların sosyal ekonomik durumları yanında psikolojik hallerinide ele verebiliyor. Yine geçenlerde yapılan bir paylaşıma denk gelince toplumun ruh sağlığı konusunda endişelerim daha çok arttı. Adamın biri kardeşininde yasal hakkı olan bir malda ‘’babam hepsini bana verdi, senin hakkın yok’’ diyerek kardeşine el kaldirmakta dahil hertürlü hakareti yapıyor ama sosyal medya hesabindan mal ,mülk ,para hırsı yalan herkes sevdiklerine sarılsın diye paylaşım yapıyor. Bu şahıs yaptıklarından pişmanlık duydu günah çıkarıyor diyeceksiniz.Ama iş öyle değil. Hatayı kendisinde değil karşı tarafta bulan bir söylem bu.Ona göre kardeşinin kendine ait malda mülkte gözü var. Birçok kişinin başından bu veya buna benzer bir olay geçmiştir. Tabii bu normal bir durum değil ve haliyle araştırınca psikolojidede bunun bir adı olduğunu görebiliyorsunuz. Psikologlar buna yansıma diyor. Psikolojide "yansıtma" Yansıtma, psikopatolojide paranoya ile birlikte anılan bir savunma mekanizmasıymış. Bir tür davranış bozukluğu ve ruhsal bir hastalık yani. Tipik özelliği, bu kişilerin asıl kendisine söylemesi gerekenleri karşısındakine söylemesi; Ya da, kendine yakıştıramadıklarını, başkalarına yakıştırması. Bireyin kendine ait kusur ve yanlışlarını karşısındakine mal edip, kendini karşısındakinde yansıtmasıdır. Rahatsızlık, “yansıtma” adını zaten bu özellikten alıyor. Kişi makbul olmayan kendine ait özellikleri ve davranışları, direk karşısındaki kişiye yansıtıp, bunlar sanki karşısındaki kişinin özellikleri ve davranışları imiş gibi, ona yükler, onu yanlışlar. Bir anlamda da bu, kişinin ayna karşısında kendine söyleyeceklerini başkalarına söylemesi gibidir. Zaten böyle bir bozukluk en kesin o zaman gözlemlenir. Başkalarına ayna tutmak üzere biri birşeyler söylerken farkedersiniz ki, eleştirdiği o şeyleri tam da o anda bile bizzat kendisi yapmaktadır. Ve yine asıl kendi yapmakta olduğu bazı makbul olmayan davranışları, sanki siz yapmışsınız gibi, size mal edip, sizi eleştirmesiyle de son derece belirgindir. Konuyu biraz daha açmakta fayda görüyorum çünkü bugünlerde birçok ailede yaşanan bir sorun ve normal insanların konu hakkında bilgilenmelerinin bu duruma karşı hazırlıklı olmalarında faydası olduğuna inanıyorum. Bu konuda uzman Uzman klinik psikolog ve aile terapisti Meral Sak Yüncülerin görüşleri şu şekilde; Genellikle kişilik zaafiyetinden ve aşağılık kompleksi ile paranoyanın da eşlik ettiği ego kaygısından kaynaklanır diyor sayın Meral Sak. Kişi bilinç düzeyinde, aslında "bilmeme"nin ego’da yarattığı belirsizlik ve sapma ile yanılgıya düşer ve “zan”lar üretir. Kişi, kendinde birtakım eksiklikler olduğu için, bunu ödünleme yoluna giderek, kendini bir havalarda ya da ayrıcalıklı ve üstün görme ve gösterme halleri geliştirir. Kibir gibi mesela. Çünkü önemsenme ihtiyacındadır ve o kendini fazlaca önemsediğinde, ya da kendini önemli gösterdiğinde, başkalarının da onu önemseyeceği yanılgısına düşer. Kendi hatalarını ya da makbul olmayan davranışları karşısındakine yakıştırıp, asıl kendi yapmaması gerekenleri karşısındaki sanki öyleymiş veya öyle yapıyormuş gibi bir kabulle ciddi bir yanılsama ve yanılgıya düşer. Adeta, kendinden başka hiçbir önemli ve değerli insan olmadığına karar vermiş gibi davranarak, kendindeki eksikleri ödünlemeye, kendini iyi hissetmeye çalışır. Bu çok önemli yanılgı, kişinin kendi içinde kabullenmedigi duygu, düşünce, niyet ve eylemleri, karşısındakine aitmis gibi sanıp ona sardırması şeklinde kendini gösterebileceği gibi; kendi suçunu bir başkasına atmak; yaptığını inkar etmek; kusurlarını reddetmek; kendi namakbul yaptıklarını makul ve makbulmüş gibi görmek; salt kendini mükemmel görüp, başkasını küçümsemek; kendinde olmayan erdemleri varmış gibi göstermek; karşısındaki öyle erdemlere sahip değilmiş gibi kabul etmek; kendinde olan kusurları başkasına mal edip onu öyle görmek ve göstermeye çalışmak; kendinden üstün olanları, öyle düşünmese bile dürtüsel bir refleksle kendine tehlike sayıp, sırf bu nedenle onu küçük düşürmek, zor durumda bırakmak, suçlamak, yargılamak, kınamak, eleştirmek, büyüklük/üstünlük/bilmişlik taslamak, ezmeye ya da sindirmeye veya caydırmaya çalışmak, yönetmeye ve yönlendirmeye kalkmak şeklinde de kendini gösterebilir. Ve bunları çoğunlukla alay eder ve dalga geçer tarzda yapması, karşısındakini küçük düşürücü, aşağılayıcı, saygısız, zaten haksız ve yersiz hatta hakaret edici ve hiç olmadık tarzda veya hiç gerekmediği halde anlamsız ve mantıksız veya aykırı bir şekilde yapması da dikkat çekicidir. Saygı göstermez, ama saygı bekler. Üstüne alınma ve güven problemleri de vardır. Aslında kuşkulardadır, ama bunu dışarıya eminlik olarak yansıtır. Şımarıklığa da son derece yatkındır. Pohpohlanmaya da tabiki fazlasıyla açıktır. Zira normalden de fazla bir onaylanma açlığı içindedir. Ama onaylanamaz şeyler yapar… Bu bile tek başına, bir kişide bir bozukluk olduğunun zaten yadsınamaz göstergesidir. Böylelikle kendi kendine yapay bir ego tatmini sağlamış ve/ya kendine yine yapay bir haklılık kazandırmış olduğunu düşünür. Çünkü zaten sadece kendini haklı görmeye fazlasıyla muhtaçtır. Ama gerçek bir tatmin ve haklılık değildir tabi bu. Yine sadece kendi yanılgısı/yanılsamasıdır. Bir kişilik sorunsalı ve algı yanılgısı hali de olan bu durum, aşırı ve sürekli olursa kişinin kendisini doğru tanıyıp değerlendirmesini bozduğu gibi; derecesine göre, aynı paralelde önemli algı ve düşünce sapmalarına; giderek daha da büyük yanılgılara; hatta taşkınlıklara ve halüsinasyonlara yol açacak kadar tehlikeli olabilir ve sadece bu rahatsızlığa sahip kişilerin kendilerine değil, onların bulundukları ortama ve etraflarındaki diğer insanlara da yansıyan zarar verici ve başkalarını da yanıltıcı bir nitelik arzeder. Bunun da özellikle bulundukları ortam için ne denli ciddi bir sorun olduğu açıktır ve bu nitelik, böyle bir bozukluğun kesinlikle ciddiye alınmasını şart kılar. Zira bu rahatsızlığa sahip kişilerin kendileri zaten huzursuz olduklarından huzur bozucudurlar ve hem kendileri hem de başkaları için bulundukları ortamda da sorun, haksızlık, saygısızlık ve zarar kaynağıdırlar. Dediğim gibi yazının amacı bugünlerde daha bir çoğaldığına inandığım bu tip vakalara karşı kendinizi korumak. Nasıl mı?Bu türden insanların bulunduğu yerden uzaklaşarak.Tüm iletişiminizi keserek. Çünkü bir hastalık olan bu duruma müdahale edebilecek kişiler sadece psikologlar oda hasta, hasta olduğunu fark edip tedavi olmak isterse.

YORUM EKLE

banner19

banner1

banner3