Yaşadığınız yer huzur mabediniz olmalı!

Biriyle birlikteliğimizde onunla anlaşmak zor gelebilir. Illa şikayetlerimiz vardır, o da olmazsa olmazımız hale gelir. Hele bu kişi kan bağımız, çekirdek ailemiz veya eşimiz ise nasıl yaşantımızı uyumlu hale getirebiliriz?

Herkesle anlaşmak imkansızdır ve ardından “of”larla sıkıntımızı dile getirerek kalp kırar, incitir, incinen de olsak ardından kalpleri yumuşatan nedenlerle toparlanırız. Süreçler arasında kendimizi değiştirdikçe doğru olan kimliğimizi keşfederiz. Sürekli değişim halindeyiz tarafımızı belirlerken hedef koyduğumuz geleceği o yöne doğru şekillendiririz. “Olumlu, güzel olan herşeyi seçmiştim hayatımda, yaşadığım her şeyde aradığım huzur oldu. Bulamadıkça değiştim, buldukça kabulllendim. Olmazsa onunla nasıl mutlu olurumu düşündükçe zihnimde hayalini kurup yarattım. Mutlu olduğum heryerin bana huzur verdiğini anladıkça olduğum herşeyin içerisindeki huzuru seçtim. Kendimi kabullendikçe kararlarım beni o yöne sürükledi ve “yapamam” dediklerimi, “olmaz” diye düşündüklerimi yarattım.

Ne itersen gider nede çekersen gelir durumundamısın? Bence en doğru olanı anlamlı kılarken illa birilerinin duygusallığı ağır gelerek kendimize gelmemize katkı sağlar. Biraz şok etkisi, biraz artcı depreni tetiklenişi gibi düşünebiliriz. Zaman zaman kimsenin kalbi kırılmasın diye susar otururuz oysa bu bekleyiş bir yerden sonra volkan gibi patlar… Değişmeyenin değişimine katkı koyarken incindiğimiz noktada amacımıza bizi yönlendirecek ne isteiğimizi bilmemizdir. Evet ise EVET demeyi bilmek zor olmamalıdır. Istemediğimiz de “kalsın” demek veya “HAYIR” demek neden zordur. Başkalarına karşı hassas davranmıyoruz ve olmasını gerçekleştirmek istediklerinizle birliktesiniz. Davulun sesi uzaktan hoş gelebilir lakin ilişkinin içerisinde yanı başımızda olup biten sadece inciten olunca, yada tıkanmış hissiyatımız, savunamadığımız kendimizle çatışarak istenilenin ötesine geçişler yaparmışız meğer.

Karı koca ilişkisinde veya sevgili yada bir bütün bakarsak o da ailedir. Çektim gelmez ittim gitmezse bende ne yapayım istediğim gibi yaşamaya başladım diyenler. Yada başında söylendim durdum dinlemezse artık susar otururum ne hali varsa görsün diyenler.... Herkes kendinden sorumludur değişmeyenın karşısında değişen kendimiziz. Istemeden de olsa farkında olamadığınız kendi değerlendirmelerinizin de benzer olduğudur. Biraz zorlasanız hepiniz bu dünyada kendinin yaşam koçudur. Aradaki fark sana kendini farkettiren senden başkalarıdır.

Ayni çatı altında ayni nefesi soluyarak yaşamak en zor sınavımızdır. Kendini kabullendikçe başkaların varlığından sadece eğlenmeye ve onlardan birşeyler öğrenmeye açık kalırız. Ilişkiyi sorunlu kılan gelecek korkularındır. Sonrasında “ne olacağım” endişeleri oldu mu yanındaki kişiye bağlı kalarak endişeler üretmeye başlarsın.

Varlığınla birlikte tüm hislerin duyularınla hareket halindedir. Enerjilerin havada çatışarak bir araya gelişinden “Aura”nız belirlenir. Sorun yok aslında ama soruna çaresiz kalmak ve olayı anlamsızlaştırmaktan kaynaklı çıkan çatışmalar söz konusudur.

Sebepler zincirlerinde kendini savunarak haksızken haklı çıkartacak yada tersini düşüneceğin bir neden aramamalıdır. Çünkü, “nedenleri üreten zihin yapından başka bir şey değil.

Her insan ayni çatı altında tek bir bireydir. Farklı kimlikler taşırken anne ve babanın kenlerinden ortaya çıkan karmaların çatışmalarının nötür olmasını getirir (Karmalarla birlik içerisinde herzaman yürüyeceğiz diye bir kural zaten yoktu, bunu yaratan başkaların zihinleridir).

Birlikten birbirinizi tanıdıkça kendini kabullenmeye ve denge, uyumu sağlayan inançlarınla daha huzurlu yaşamı tatmaya başlarsın. Uyumlu olmak neden zor gelir? Hayallerine engel olduğuna inandığın her şey seni engeller ve düşüncelerinle ilerleyemezsin çünkü istemediklerin hep önünde olacak.

Istemediklerinle yaşamayı seçmek sankide istediğinin olmaması mı? Onun istediği değil de benim istediğim olacak inançları sadece kalıplarındır. Herkes eşit yaratılmaz ayni kulvarlarda olsak da farklı yaşam çizgisinde yollar kesiştiğinde derslerin başlar. Alma verme dengesi karşılıklı olur. Anlayış, saygı, sevgi, değer, paylaşım işin formülüdür. Sen kendini tanıdıkça çevrenin sana olan değerini daha iyi anlarsın. Birlikteliklerle sevgi yolunda birlik içerisinde ilerleriz.

Dünyanın en güzel yerinde eğer sen mutsuz isen o yerin hiç bir önemi kalmaz. Yaşadığın yer huzurlu tapınağın (mabetin) olmalıdır.

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18