Mecliste müşavir konusu görüşüldü

Mecliste müşavir konusu görüşüldü

"Yasa geçene kadar yeni müşavir yaratacak atama yapılmayacak"


Başbakan Tufan Erhürman, gerekli yasa düzenleme yapılana kadar yeni müşavir yapacak atama yapmayacaklarını ancak müdürlükten müşavir olan birinin müsteşarlığa atanabileceğini söyledi.

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu güncel konuşmalarla devam etti. İlk sözü alan Ulusal Birlik Partisi (UBP) Güzelyurt Milletvekili Menteş Gündüz, müşavirlik konusunda güncel konuşma yaptı. Kamu reformu çalışmalarına değinen Gündüz, müşavirlerin toplumda “kör yiyici” olarak lanse edildiğini ancak bu kişilerin göreve çağrılmaları halinde çalışmak durumunda kalacaklarını belirtti.

Kamu reformu çerçevesinde yapılacak değişiklikleri desteklediğini kaydeden Gündüz, müşavirlik yaratmama konusunda devlete ek külfet getirmemenin hedeflenmesi gerektiğini söyledi.

Müşavirlerin göreve çağrılması halinde çalışmak zorunda olduğunu vurgulayan Gündüz, gelişen şartlara uygun donanımı kişilerin niteliklerine de bakılarak 3’lü kararnameyle atanmasına karşı olmadığını söyledi.

Erhürman

Başbakan Tufan Erhürman, Gündüz’ü yanıtladığı konuşmasında, hedeflerinin önce kamu reformunu geçirmek olduğunu, bu gerçekleşene kadar müşavir yaratacak atama yapmayacaklarını dile getirdi.

Erhürman, bazı bakanlıklarda sorun yaşamalarına rağmen bu kurala uyduklarını dile getirdi.

İçeride müşavir olan birinin daha yukarı bir pozisyona atanmasına karşı olmadıklarını, bunun mümkün olabileceğini söyleyen Erhürman, amaçlarının müşavirlik sorununa çözüm bulmak olduğunu kaydetti.

Şu ana kadar, eski hükümetin ne kadar müşavir yaratıldığıyla ilgili açıklama yapmadığını dile getiren Erhürman, kendisini buna zorlamamalarını istedi.

Çalışma, mevcut müşavirleri de kapsıyor

Başbakan Erhürman, müşavirlikle ilgili hazırlanan çalışmanın mevcut müşavirleri de kapsadığını belirtti. Bu bağlamda geriye dönük kazanılmış haklardan bahseden Erhürman, “müktesep hak” kavramına değinerek, hak kazanılana kadar geçen yasaların bağlayıcı olduğuna dikkat çekti.

Bu konuda teknik kurul toplanacağını, bu çerçevede “haklı beklenti” teorisi konusunda bir tartışma yapılırsa, bunun ele alınabileceğini söyleyen Erhürman, komite, teknik kurul ve savcılık gibi ilgili tarafların da konuyu ele alacağını belirtti.

Yasa geçene kadar yeni müşavir yapacak atama yapmayacaklarını dile getiren Erhürman öte yandan müdürlükten müşavir olan birinin müsteşarlığa atanabileceğini söyledi.

Milletvekillerinin yerlerinden sorduğu sorulara da cevap veren Başbakan Erhürman müşavirlikle ilgili çalışma başlatmış olmalarının kamu reformundan vazgeçtikleri anlamına gelmediğini vurguladı.

Berova

lusal Birlik Partisi Milletvekili Özdemir Berova “Eğitimde devlet politikası ve müfredat oluşturma çalışması” hakkında konuştu.

Berova, eğitimin devlet politikası olması gerektiği söylemlerinin altının doldurulması gerektiğini ifade etti.

“Devlet politikası, bir ülkenin belli konularda belli organizasyonlarında ve belli kamusal düzenlemelerinde oluşturduğu kırmızıçizgilerdir” diyen Berova, bu konudaki politikanın Anayasa ve Milli Eğitim Yasası’nda net olarak ifade edildiğini kaydetti.

Temel eğitim programının zaten hazırlanmış olduğunu dile getiren Berova, eğitimde devlet politikası konusunda kendi dönemlerinde yaptıkları çalışmalardan bahsetti.

Berova, yeni bir “yap-boz sistemi” oluşturulmamasının önemine işaret etti.

Milli değerlere sahip çıkan nesiller yetiştirmenin tüm yetkililerin boynunun borcu olduğunu dile getiren Berova, yeni dönemde yapılacak icraatların takipçisi olacaklarını söyledi.

Özyiğit

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit, geçmiş dönemde yapılan çalışmaları göz ardı etmediklerini, bu çalışmaların kendileri için oldukça önemli olduğunu dile getirdi.

Ülkede yapılan eğitim şuralarına değinen Özyiğit, şuralarda alınan kararlardan bahsetti.

Okul öncesi eğitimin hala zorunlu örgün eğitim kapsamında olmadığını kaydeden Özyiğit, bu konuda atılması gereken adımlar olduğunu dile getirdi.

Eğitimin ilgili kesimlerle birlikte ele alınacağını dile getiren Özyiğit, “yap-boz” yaklaşımından uzaklaşmak gerektiğini anlattı. Özyiğit, hem gün içinde, hem de yıl içindeki eğitim süresinin ülkenin koşullarına göre akılcı şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.

Bakan Özyiğit ülkenin kalıcı bir eğitim politikasına sahip olması için çalışacaklarını belirtti.

Müşavirlik konusuna da değinen Özyiğit, müsteşarını atamaktan daha doğal bir hakkı olamayacağını dile getirdi.

Tatar

Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Ersin Tatar “Dışişleri ve Kıbrıs Meselesi” ile ilgili güncel konuşma yaptı.

Kıbrıs meselesinin bir egemenlik paylaşımı meselesi olduğunu dile getiren Tatar, doğal gaz arama konusuna da değindi.

Tatar Sunday Mail gazetesinde çıkan bir habere işaret ederek, haberde Türkiye’nin kararlı olduğu yorumunun yer aldığını kaydetti. Kıbrıs Rum gazetelerinden birinin “biz Kıbrıs Türk halkının haklarını gasp ettik” dediğini söyleyen Tatar, Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye’nin kararlı duruşunun sonuç vermeye başladığını dile getirdi.

Tatar, denizlerde bulunacak zenginliklerin Türkiye üzerinden pazarlanmasının çok daha fizibilite olduğunu, bu bağlamda Kıbrıs sorununun çözümünün önemli olduğunu kaydetti.

Münhasır ekonomik bölge ilanında bölge ülkelerinin onayının önemli olduğunu dile getiren Tatar, Kıbrıslı Türklerin haklarını sonuna kadar savunması gerektiğini vurguladı.

Kıbrıs konusu hakkında Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’dan bilgi isteyen Tatar, Özersay’dan ulusal dava hakkında gereğini yapmasını beklediklerini, dirayetli durmalarını istediklerini kaydetti.

Özersay

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, dış politikada da, iç politikada da halkın menfaatleri söz konusu olduğunda, asgari müşterekte birleşmek gerektiğini belirtti.

Tatar’ın hidrokarbon yatakları konusunda Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile attığı adımların başarılı olduğu yönündeki tespitine teşekkür eden Özersay, kendileri için doğalgaz konusunun sadece maddi anlam taşımadığını kaydetti.

Özellikle doğal gaz konusunda Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı yaklaşım sergilediğini anlatan Özersay, son dönemde attıkları adımlardan bahsetti.

Kıbrıs adası etrafında doğal zenginliklere ilişkin tartışmalı deniz yetki alanı bulunduğunu kaydeden Özersay bunun uluslararası hukukta alışıldık bir durum olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk halkının adanın etrafındaki doğal zenginliklerin tamamında hakkı olduğunun tartışmasız olduğunu kaydeden Özersay, attıkları adımların Kıbrıs Türk halkının iradesinden hareketle atıldığını kaydetti.

Özersay, geçmişte daha farklı açıklamalar olsa da son yaşanan tartışmada Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye’nin de güç kullanımı üzerinden adım atmadığını, diplomasi yoluyla hareket edildiğini belirtti.

2001 yılında Kıbrıs Rum tarafının Mısır ile münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptığını hatırlatan Özersay, bunun Annan Planı döneminde de gündeme geldiğini ve bu konuya şerh düşüldüğünü söyledi.

Tutum değişimi

Kıbrıs Türk tarafının Rum tarafının tek yanlı eylemleriyle ilgili ilk günden beri tutum geliştirdiğini anlatan Özersay, bu konudaki tutarlılığın önemine işaret etti.

2011 yılından itibaren Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye Cumhuriyeti açısından deniz yetkileri konusunda bir paradigma değişimine gidildiğini anlatan Özersay, “ Siz bizimle oturup konuşmazsanız sizin yaptığınız türden eylemleri biz de yaparız” paradigmasına geçildiğini söyledi.

Özersay ikinci paradigma değişikliğinin ise TC-KKTC arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması olduğunu dile getirdi.

Rum tarafının ruhsatlandırdığı alanda ilgili şirketin arama yapmasını sağlayamadığını, o alanda fiili kontrole sahip olmadıklarının ortaya çıktığını dile getiren Özersay bunun önemine işaret etti.

Özersay bu noktada yaşanan gelişmelerin fırsata dönüştürülebileceğini anlattı.

Deniz yetki alanlarıyla ilgili çatışmacı olmadan, caydırıcı bir şekilde hareket etmeye devam etmek gerektiğini kaydeden Özersay, gerekirse iki taraflı bir münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasının gündeme gelebileceğini belirtti.

Tüm görüşmeler devlet arşivinde

Kudret Özresay, sondaj konusunda yaptığı görüşme konusunda sorulan bir soru üzerine, tüm görüşmelerin devlet arşivinde bulunduğunu, tutanakların usule ve teamüle uygun şekilde ilgili makamlarla paylaşıldığını dile getirdi.

Özersay, başka bir soru üzerine, Türkiye ile yapılan uluslararası anlaşma niteliğindeki kıta sahanlığı anlaşmasının tüm hükümetleri bağladığını vurguladı.

Kıbrıs Türk tarafının süreç içerisinde bir aktör olmasının önemine değinen Özersay, resmin bütününe bakmadan “aktör değil figüran” sözlerini eleştirerek, bu konuda hassas davranılmasını istedi.
Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2018, 16:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3