Türkiye’ye saldırmak nankörlüktür

Rum sevici-işbirlikçi parti, sendika, dernek ve gazetecilerin safsatalarına göre, “Türkiye, Kıbrıs Türklerini yok etmeye, Kıbrıs Türk kimliğini ortadan kaldırmaya” çalışıyor…Hatta Anastasiadis’in temsilcisi olan malum kişinin son safsatasına göre “Türkiye bize etnik temizlik bile yapmış..Zorla, kafamıza vura vura soyadı bile vermiş..”

Hay Allahım insanlara akıl verirken bunlar nereye saklanmıştı acaba?

Anastasiadis’e nasıl hızmet edeceğim, temsilcisi olmayı hakkettiğimi nasıl kanıtlayacağım”? diye iyice zırvalamaya başladı adam!!!!

TÜRKİYE SAYESİNDE VAROLDUK, VAROLACAĞIZ

Bunlara göre Türkiye, 1923’den bu yana Kıbrıs’ta Türk varlığı, milli Türk kimliği, Türk kültürü sonsuza dek varolsun diye, en değerli öğretmenlerini, en değerli sanat ve kültür adamlarını, en değerli kültür ve spor kuruluşlarını adaya gönderirken, on binlerce Kıbrıslı Türk gencine Anavatanda diledikleri üniversitede eğitim görmeleri için karşılıksız burslar verirken, Kıbrıs Türk Halkının ekonomik seviyesinin yükselmesi için trilyonlar gönderirken, okullarımızı yaparken, basınımıza her türlü maddi ve teknik yardımı yaparken, amacı Kıbrıs Türk Halkını tüketmekti….

Bunlara göre, Türkiye, 25 ve 30 Aralık 1963’de Lefkoşa Rum katillerin eline düşmek üzere iken savaş uçaklarını, Kıbrıs Türklerini tüketmek için alçaktan uçurmuş ve Kıbrıs Türklerini tüketmek için Rum saldırılarını durdurmuştur!

Bunlara göre, Türkiye, AKRİTAS Planı uyarınca bizi toplu bir katliamdan geçirmek için örgütlenen ve silahlanan Rumlara karşı direnebilmemiz için 1958-1974 döneminde gönderdiği para, silah, cephane, subay, yiyecek, giyecek, doktor, ilaç, hemşireleri, Kıbrıs Türkünü tüketmek için göndermiştir…Kızılay hastanesini, Dr. Nalbantoğlu Hastahanesini bizi tüketmek için kurmuştur 11 yıl boyunca direniş mevzilerinde olan bütün Halkın maaşlarını Kıbrıs Türkü’nü tüketmek için ödemiştir… 

Bunlara göre, Ağustos 1964’de, Türkiye, Türk halkını ve 600 üniversite öğrencisini denize dökmek için Erenköy’e saldıran gözü dönmüş Rum saldırganlarını, Kıbrıs Türkü’nü tüketmek için bombalamış ve durdurmuştur…

Bunlara göre, Kasım 1967’de, Geçitkale ve Boğaziçi köylerini işgal ederek 24 Türk’ü katleden Rum ordusunu durdurmak, işgal ettikleri köylerden çıkarmak, rehin alınan halkı kurtarmak, adaya gizlice sokulan 12 bin kişilik Yunan ordusunu adadan çıkarmak, Türk bölgeleri etrafındaki kuşatmaları kaldırmak için donanmasını ada açıklarına gönderen ve müdahale tehdidi ile yukarıdaki tüm isteklerini tek kurşun atmadan gerçekleştiren Türkiye, bütün bunları Kıbrıs Türkü’nü tüketmek için yapmıştır…

Bunlara göre, Türkiye, 15 Temmuz 1974’de gerçekleşen fiili Yunan işgaline son vermek, İFESTOS soykırım planı çerçevesinde yapılacak olan mutlak bir soykırımın önüne geçmek, sonumuzun Atlılar, Muratağa, Sandallar, Taşkent’te katledilip toplu mezarlara gömülen kardeşlerimizin sonu gibi olmasını önlemek ve ENOSİS’e 5 kala bizi kurtarmak için 20 Temmuz 1974’de genç evlatlarını ölüme gönderirken, Kıbrıs Türkü’nü tüketmeyi amaçlamıştır… 

Bunlara göre, Türkiye, 1974’de bu yana, bize gönderdiği milyarlarca doları, sırf Kıbrıs Türk Halkını tüketmek istediği için göndermiştir, Çiftçimizin kuraklık parasını, hayvancımızın teşvik primini ve hayvan yemini, narenciyecimizin, patates üreticisinin, konfeksiyoncunun ABAD kararından kaynaklanan ihracat gümrük bedellerini, yatırımcımızın, sanayicimizin teşvik primlerini, esnafımızın ucuz veya karşılıksız kredilerini, Turizmcimizin geri dönmeyen Kalkınma Bankası kredilerini, her ay devletten çıkan 35 bin çeki, memurumuzun, öğretmenimizin, işçimizin, emeklimizin, sosyal yardıma muhtaç insanımızın ücretlerini, Adriyatik, Yunan Adaları, Hawai, Uzak Doğu turlarının ve, lüks villaların ödemelerinin yapıldığı maaşları, hep Kıbrıs Türkü’nü tüketmek için ödemiştir, ödemeye devam etmektedir… Ve 1974 öncesinde 500 dolar olan kişi başına düşen milli gelirimizi 14000 Dolar seviyesin çıkarırken de amacı bizi tüketmektir…

Bunlara göre, Türkiye, deniz ve hava limanlarımızı, okullarımızı, dersliklerimi, hastanelerimizi, son model lüks arabalarımızı sürdüğümüz çift şeritli oto banları, köy yollarını, kaldırımları, kültür-sanat merkezlerini, spor komplekslerini, tiyatro binalarını, yeşil futbol sahalarını, kapalı basketbol tesislerini, hep Kıbrıs Türk’ünü tüketmek için yapmıştır….

Bunlara göre, Türkiye, Rum yönetiminin ve destekçilerinin 55 yıldır yaşamın her alanında uyguladığı ambargoları kırmak için dış Dünya ile iletişimimizi ve ulaşımımızı sağlarken, uluslar arası alandaki ekonomik organizasyonlara, sportif ve kültürel etkinliklere katılmamız için ve yurt dışı temas yapacak kulüp, dernek, oda ve örgütlerin masrafları için milyarlarca dolar harcarken, esas amacı Kıbrıs Türkü’nü tüketmektir…

Bunlara göre, Türkiye, elektrik ve telefon santrallerimizi kurarken, devlet televizyonu ve radyolarımızın kurulması ve uydudan yayın yapmamız için milyonlarca dolar harcarken, derivasyon projesini hayata geçirirken, onlarca gölet ve barajı yaparken, Anamur suyunu buraya getirip susuzluktan kırılmamızı önlerken, sulama sistemlerini, milli hava yolu ve denizcilik işletmelerimizi kurarken, ana yollarımızı, sokaklarımızı ve caddelerimizi ışıklandırırken, üniversitelerimizi kurarken, bu üniversiteler için milyonlarca dolar harcarken, bu üniversitelere 70 bin gencini göndererek KKTC ekonomisine büyük bir katma değer yaratırken, okullarımızı bilgisayarlarla donatırken, on binlerce gencimize eğitim bursları verirken, eskiyen kanserojen su borularını değiştirirken, KKTC’ye denizaltından su ve elektrik getirmek için çalışırken, Belediyelerimizin onlarca projesine destek verirken, fiber optik hatlar kurarken, eskiyen elektrik iletim hatlarını yenilerken, tek bir amacı vardır: Kıbrıs Türkü’nü tüketmek ve yok etmek!…

Ve bunlara göre, Rum-Yunan ikilisi ile destekçisi emperyalistlerin tüm baskılarına karşı, kurduğumuz devletimizi ilk tanıyan ülke olurken, Rum saldırganlığını durdurmak ve gece rahat uyumamızı sağlamak için burada güçlü bir ordusunu tutarken, ABD’nin silah ambargosuna, AB’nin baskılarına, Kıbrıs davası nedeniyle yaratılan PKK ve ASALA terörüne göğüs gererken, Türkiye hep yanımızda olduysa ve olmaya devam ediyorsa, amacı Kıbrıs Türkü’nü tüketmek ve yok etmektir…

NANKÖRLÜĞÜN BÖYLESİ GÖRÜLMEDİ 

Böylesine bir nankörlük sergileyen geri zekalılara kullanmaya meraklı oldukları tek bir söz söylenebilir: Ha sittir…

Türkiye’den bu denli korkuyorsanız burada, Türk ordusunun bulunduğu KKTC’de niye korku içinde yaşıyorsunuz? Niye sövüp saydığınız Türkiye ve KKTC’nin bütçelerinden her ay 8-10 bin TL maaşı cebe atıyorsunuz? Biraz şerefiniz varsa niye “Türkiye ve KKTC’nin parasını istemiyoruz”demiyorsunuz? 

Güvenlik içinde, korkusuz yaşayacağınız Rum kardeşlerinizin yanına ve AB üyesi Rum devletine niye gitmiyorsunuz?  Niye burada yaşayıp kendi kendinize sözümona “işkence” yapıyorsunuz?

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18