Sen bayrakları kaldır, iki devletli çözüme karşı çık, tanınma isteme, sonra da "Ben Azerbaycan'a ve Kazakistan'a bile gidemiyoru" de

KKTC’yi bir türlü benimsememiş, bir türlü hazmedememiş olan Akıncı, her konuşmasında, her hareketinde bunu yeniden yeniden kanıtlıyor..
Federasyonda ısrarı da bundan dolayıdır..
Rum yönetimi eşit-egemenliğe ve garantörlüğe dayalı bir federasyona karşı çıkmasına ve tüm adaya hakim olmak istemesine karşın “ille de federasyon” diye tutturdu gidiyor. Bu uğurda Anavatan Türkiye ile de çatışıyor..
Çünkü savunduğu federasyonda, bağımsız ve egemen KKTC ortadan kalkacak, Birleşik federal Kıbrıs’ın “Kuzeydeki, egemenliği olmayan Vilayeti ( constituent state)” durumuna gelecek…
Yılbaşı mesajında da “iki devletli çözüme, AB içinde iki devlete ve tanınmaya karşı olduğunu, Azerbaycan ve Kazakistan’a dahi gidemediğini” vurgulamıştı…Sen, bayraklarını kaldırtırsan, iki devletli çözüme karşı çıkarsan, tanınma istemezsen, ille de KKTC’nin vilayete dönüşeceği bir federasyonda ısrar edersen tabii ki gidemezsin…
Şu günlerde kendisi ve yandaşları da her gün “ iki devletli çözümü savunduğu ve federasyona karşı çıktığı” gerekçesiyle Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a saldırıyor…
Bütün bunlar içindeki KKTC düşmanlığının, bu devlete olan inançsızlığının dışa vurmasıdır..
Ve son örnek milli bayraklarımızın “Rum misafirleri gücenmesin diye” Cumhurbaşkanlığı toplantı salonundan kaldırılmasıdır…
Hasbelkader o makama geldiği günden beridir, TMT Mücahitler Derneği’nin, Milli Varoluş Konseyi’nin, Tüketiciler Derneği’nin, Rauf Denktaş’ı ve Düşüncelerini Yaşatma Derneği’nin, Beşparmak Gurubu’nun randevu taleplerine olumlu yanıt vermemiş ve KKTC’yi savunan tüm kuruluşları dışlamıştır…
Ne ki randevu isteyen iki paralık Rum dernekleri olunca, onların kendisini “Cumhurbaşkanı olarak dahi tanımamasına, sahte Cumhurbaşkanı, sahte devlet” nitelemelerine karşın, kulaklarını tıkayarak hemen randevu vermiştir…
Bununla da yetinmemiş, onlar gücenmesin diye milli kimliğimizin, egemenliğimizin, bağımsızlığımızın, özgürlüğümüzün simgesi olan, şehitlerimizin ve gazilerimizin canı-kanı pahasına koruduğu bayraklarımızı, sanki şahsi eşyasıymış gibi salondan kaldırtmıştır…
Bu nasıl bir ihanettir.?
SANA SESLENİYORUM EY AKINCI 
Sana soruyorum ey Akıncı: Rum dostların üzülmesin diye bayraklarımızı KKTC Cumhurbaşkanlığı makamından kaldırma hak ve yetkisini nerden buldun? O makam babanın mirası, senin şahsi mülkün mü? O makam şahsi evin mi? 
O makam Kıbrıs Türk halkına aittir. Sen orada emaneten, geçici olarak oturuyorsun. O bayraklar halkımıza ulusumuza şehitlerimize, devletimize aittir, şahsi eşyan değildir. O bayraklar egemenliğimizin, özgürlük ve bağımsızlığımızın simgesidir. Kaldırma hakkın yoktur. Derhal ama derhal istifa etmek zorundasın. Bayrakları kaldırdığın anda itibaren bu halkın artık seni bağımsız-egemen devletinin cumhurbaşkanı olarak kabul etmeme hakkı doğmuştur…Ve bu meşrudur..
Artık, bu devleti, milli bayraklarımızı, egemenliğimizi savunan ezici çoğunluğun Cumhurbaşkanı değilsin. Seni cumhurbaşkanı olarak kabul etmiyoruz. 
BAYRAK ÜSTÜNDEN UCUZ SİYASET YAPILIYORMUŞ
Sana sesleniyorum ey Akıncı: Seni protesto edenlere verdiğin yanıtta “bayrak üzerinden ucuz siyaset yapıldığını” iddia ediyorsun…Oysa “ucuz siyaset yapan, siyasi çıkar ve siyasi mesaj vermek için” bayraklarımızı kaldırtan sensin.. Yandaşlarına ve Rumlara hoş görünmek için ucuz siyaset yaparak, bayraklarımız kaldırtan sensin..Bayraklarımızı ucuz siyasetine alet eden sensin…
“Bayrağı ucuz siyasete alet etmek” budur. Bunu yapana da “ucuz siyasetçi” denmektedir…
Bayrağına sahip çıkan halk siyaset yapmaz…Bayrağa sahip çıkmak siyaset değil, milli görevdir, uğruna can veren şehitlerin ve gazilerin emanetini korumaktır, şerefine ve milli kimliğine sahip çıkmaktır…
Bayrağına sahip çıkmayan ve birkaç Rum gücenmesin diye ordan oraya kaldıran kişi, bu devlete, egemenliğimize meşru hak ve çıkarlarımıza hiçbir şekilde sahip çıkamaz…
Halkımız sana, bu düşünce ve duygularla, bayrağımıza sahip çıkmak için tepki göstermiştir, ucuz siyaset yapmak için değil…Sosyal medyada seni kınayan binlerce yorum yapıldı..Bu insanların bir kısmı sana seçimlerde oy da vermişti…Onları şimdi bayrağa sahip çıktılar diye “ucuz siyaset” yapmakla suçlamak, ne dediğini bilmemektir…
GEÇMİŞTE DE OLMUŞ
Akıncı, açıklamasında “bayraklarımızı kaldırmanın geçmişte de hep olduğunu” iddia etmiştir..
Bu da doğru değildir.
Kurucu Cumhurbaşkanımız Denktaş'ın yanında 8 yıl danışman olarak calıştım. Bir kez bile bayrakların kaldırıldığını görmedim. Denktaş ölür ama bayraklarımızı kaldırtmazdı. Hele hele birkaç Rum mutlu olsun diye, asla bunu yapmazdı…
Cumhurbaşkanlığında hiçbir zaman Akıncı’nın iddia ettiği gibi “seyyar bayrak” da olmamıştır. Bayrak kaldırmayı, KKTC’ye inanmadığı, savunmadığı, iki devletli çözüme dahi karşı çıktığı için Akıncı icat etmiştir. Eğer Akıncı daha önce BM ve AB temsilcileri geldiğinde BAYRAKLARIMIZI kaldırmışsa bu kendisinin icadıdır ve o zaman da bugün de yaptığının doğru olduğu anlamına gelmez. Eğer daha önce de yapmışsa ve tepki gösterilmemişse bunun nedeni kamuoyu tarafından bilinmemesidir. Halk bilseydi yine tepki gösterirdi. Bir Cumhurbaşkanı "ama bu ilk defam değil daha önce de yapmıştım" diyerek yaptığının doğru olduğunu iddia edemez. Bu söylem, “ben hırsızlık yaptım ama daha önce başkaları da hırsızlık yapmıştı, niye beni kınıyorsunuz” anlamına gelmektedir.. Geçmişte de yapılmışsa o da yanlıştır…Geçmişte yapılmış olması bugün yapılanın doğru olduğunu kanıtlamaz…Eğer Rum dostlarını gücendirmek istemezsen git başka yerde buluş onlarla…
CUMHURBAŞKANLIĞI YEMİNİ
Akıncı bayraklarımızı kaldırmakla Cumhurbaşkanlığı yeminini de bir kez daha çiğnemiştir…Yeminde şöyle denmektedir:
“Devletin varlığını ve bağımsızlığını, yurdun ve halkın bölünmez bütünlüğünü, halkın kayıtsız şartsız egemenliğini koruyacağıma; hukukun üstünlüğüne, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ve Atatürk ilkelerine bağlı kalacağıma; halkımın refah ve mutluluğu için çalışacağıma; her yurttaşın insan haklarından ve temel hak ve özgürlüklerden yararlanması ülküsünden ve Anayasaya bağlılıktan ayrılmayacağıma; namusum ve şerefim üzerine and içerim.''
Bu yemin, bayrağı kaldırmayı değil, devlete, bağımsızlığa ve egemenliğe ve bütün bunların ifadesi olan bayrağa sahip çıkmayı gerektirir…3 tane Rum mutlu olacak diye bayrağı kaldırmayı değil…
Cumhurbaşkanlığı DEVLETİN resmi bir makamıdır. Cumhurbaşkanlığı binası da devletin binasıdır. Devletin binasındaki, devletin simgesi olan bayraklar o makama geçici olarak gelenlerin keyiflerine göre kaldırabilecekleri eşyalar değildir….
Devletin cumhurbaşkanı makamında belirli bir süre için görev yapanlar, ziyaretçileri kabulleri esnasında devletin cumhurbaşkanlığı binasının içinde ve dışında bulunan devletin simgesi olan bayrakları hiç bir gerekçe ile ve hiç bir koşulda kaldırma hak ve yetkisine sahip değildir.
Resmi olmayan görüşmelerde, cumhurbaşkanı sıfatı ile değil kişisel olarak resmi cumhurbaşkanlığı binası dışında görüşürsün.
Özellikle yabancı bir dernek temsilcileri ile görüşmek gerekçesiyle sırf onların gönlünü almak amacıyla, devletin makamındaki devletin simgesi olan bayrakların kaldırılması kabul edilemez. DERHAL İSTİFA ET. SANA HİÇ GÜVENMİYORUZ

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18