Rum yönetiminin ve emperyalist güçlerin KKTC'ye uyguladıkları psikolojik savaş ve buna karşı mücadele (1)

Psikolojik Savaş, en kısa ve öz tarifiyle “hedef bir devletin ve halkın birlik ve beraberliğini bozmak, kimlik bunalımı yaratmak, milli tarihine yabancılaştırmak, inançsızlık ve kaos yaratmak, iç cephesini çökertmek, bölünme ve iç çatışma yaratmak ve bu yolla bir devleti ele geçirmek için silah kullanma dışında her yolla uygulanan, silahsız savaştır”.
Radyo, TV, kitap, dergi, gazete vb basılı ve görsel araçlar, gazeteciler, eğitim, satın alınmış kişiler, ajanlar ve örgütler, dedikodu, söylenti, yalan, para vb… psikolojik harekatın uygulama araçlarıdır.
Rum Yunan ikilisi ve emperyalist güçler, 1950’li yıllardan beridir, milli hedeflerine göre belirledikleri ve dönem koşullarına göre değişen temaları, bu araçlar vasıtası ile Kıbrıs Türk halkı içinde yayarak, bizi bölüp parçalamaya, çatıştırmaya, mücadele azmimizi kırmaya ve iç cephemizi çökertip tek kurşun atmadan teslim almaya çalışmaktadır
1960 – 1963; 1963-1974; 1974-1983; 1983-2018 DÖNEMLERİ
Kıbrıs Türk Halkına yönelik olan ve Rum yönetimi ile destekçisi emperyalist güçler tarafından uygulanan psikolojik harekat 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti 'nin kurulduğu günden itibaren başladı. Uyguladıkları psikolojik harekatın amacı, liderlere, TMT' ye ve Türkiye'ye inançsızlık ve güvensizlik yaratmaktı. 
Buna göre " TMT faşistti. Katildi. Liderler TMT’nin emrindeki maşalardı...Rumlar kardeşimizdi. TMT’ye, liderlere ve Türkiye’ye karşı kardeşimiz Rumlarla birlikte mücadele etmeliydik!..."
1963-1974 dönemi iç cepheyi çökerterek milli direnişimizi yok etmek için aynı amaçla, yeni temalarla psikolojik harekatı sürdürdüler...
Kullandıkları yeni temalara göre, "TMT taksim için cumhuriyete karşı isyan etmişti. Devletten ve Meclis’ten TMT baskısıyla ayrılmıştık…Kıbrıs Türkleri TMT ve liderlere baş kaldırmalı, silahlarını cumhuriyet polisine (Rum) teslim etmeli ve direnişe son vermeliydi…"
1974-1983 döneminde yeni şartlara uygun psikolojik harekat temaları ile psikolojik savaşı sürdürdüler. 
Buna göre "Türk müdahalesi bir barış harekatı değil bir işgal harekatı idi.. Türk ordusu ve Türkiye işgalci baskıcı faşist bir güçtü.. İşgale karşı mücadele edilmeliydi. Denktaş ve liderlik işgalcilerin piyonu idi..Denktaş çözüm istemiyordu. Çözüm olmazsa Kıbrıs Türkleri yok olacaktı"..
1983 KKTC ilanından sonra psikolojik savaş daha da yoğunlaştırıldı. Annan Planı sürecinde doruğa çıktı. Ve Akıncının CB olması ve 4’lü koalisyon Hükümetinin iktidara gelmesiyle yeni bir atağa geçildi...
Kıbrıs Türk Halkına yönelik olarak uygulanan psikolojik savaşın temaları güncellenmişti. 
Buna göre, " Türk ordusu işgalcidir, Türkiye yayılmacı faşist bir devlettir. KKTC Türkiye’nin işgalindeki topraklarda kurduğu sahte, kukla bir alt yönetimidir. Yağma ve ganimete dayanmaktadır..Tanınması ve yaşaması mümkün değildir, tek yol Rumlarla birleşmektir… TÜRKİYE, demografik yapıyı bozmakta, Kıbrıs Türklerinin iradesini yok etmek için adaya nüfus yığmakta, Kıbrıs kimliğini yok etmektedir.. Birleşik federal Kıbrıs savunulmalı, garantörlükten vazgeçilmeli, AB-BM garantisi yeterli görülmelidir. İşgale, Türkiye'ye, KKTC 'ye karşı mücadele etmek gerekmektedir…Türkiye’yi, KKTC’yi, Türk ordusunu savunanlara karşı mücadele edilmeli, itibarları yok edilmeli, onlar Türkiye’nin kuklası faşistler olarak damgalanmalı, GKK zayıflatılmalı, bölünme yaratılmalı, Türkiyeli-Kıbrıslı çatışması çıkarılmalı ve iç cepheleri çökertilmelidir"...
KİM OLDUKLARINI ANLAMAK ÇOK KOLAY
Rum yönetimi ve emperyalist güçler KKTC, Türkiye ve Kıbrıs Türk Halkına yönelik olarak planlayıp uyguladıkları psikolojik savaşı, finanse ettikleri medya organları, gazeteciler, örgütler, partiler ve içimizdeki 5. KOL aracılığıyla sürdürmektedir..
Bu amaçla her yıl milyonlarca Euro harcamaktadırlar...
Bunların kimler ve hangi yayın organları olduğunu anlamak çok kolaydır...Bunun için yukarıda belirttiğim ve Rum psikolojik savaş merkezince belirlenen psikolojik harekat temalarını kimlerin ve hangi gazete, radyo, gazeteci, parti ve örgütlerin kullandığına bakmak yeterlidir… 
KKTC, ne yazık ki, “milliyetçi” olsalar dahi, "aymaz, nemelazımcı, ilgisiz, inançsız, bilgisiz, kişisel ve partisel çıkarlarını toplumsal çıkarların ve KKTC’nin geleceğinin önünde tutan " siyasetçiler nedeniyle, bu konuda savunmasız bırakılmıştır..
Yarınki yazımda Rum yönetimi ve emperyalist güçlerin uyguladığı psikolojik harekata karşı, nasıl mücadele edilmesi gerektiğini yazacağım

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18