Rum yönetiminin Türkleri kendi seçmen listesine kaydetmesi ve işbirlikçi Niyazi’nin AKEL adaylığı OSMOSİS’dir. KKTC, AP için ayrı seçim yaparak bu saldırıyı püskürtmelidir. Akıncı’nın susma hakkı yoktur ( 3)

Dünkü ve önceki günkü yazılarımda, Rum yönetiminin AP seçimleri vesilesiyle, egemenliğini Kuzeye de yaymak ve ÜNİTER devlet içinde Kıbrıs Türklerine bireysel vatandaşlık hakları vermek için başlattığı yeni saldırı ile bu saldırıyı püskürtmek için KKTC’de, KKTC yasalarına göre ayrı seçim yapmamız gerektiğini yazmıştım…
2004, 2009, 2014 seçimlerinde, proaktif bir politika izleyerek KKTC’de ayrı AP seçimleri yapılmasını savunmuştum…
Ne ki dinleyen olmadı…
Bir şey yapmadığımız ve sadece seyredip tepki gösterdiğimiz içindir ki Rum yönetimi her defasında yeni bir adım atarak milli hedefi doğrultusunda yol almaktadır…
2004, 2009, 2014 seçimlerinde pasif kalındı, bir kazanım elde edilemedi, bari bu kez olsun proaktif davranarak seçim yapalım, bir de bu yolu deneyelim, bir de bunun sonuçlarını görelim…
Einstein “aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar beklemek aptallıktır” demişti…Son 3 seçim aynı şeyi yaparak sadece sözle kınadık, bari bu sefer farklı bir adım atalım, farklı sonuçlar olup olmayacağını görelim…

DÜNYAYA VERİLECEK MESAJ
Bana göre ayrı seçim yaparsak Dünya’ya şu mesajları vermiş olacağız:
1- Adada tek Halk değil iki Halk, tek devlet değil iki devlet, tek egemenlik değil, iki egemenlik, tek hükümet değil iki hükümet, tek Meclis değil iki Meclis, tek demokrasi değil iki demokrasi, tek irade değil iki ayrı irade, tek seçim sistemi ve tek seçim yasası değil, iki ayrı seçim sistemi, iki ayrı seçim yasası vardır…Böylece daha görünür hale geleceğiz
2- Rum yönetimi buna sert tepki gösterecek AP’ın reddetmesi için lobi yapacaktır.. Ne ki, AP’ın bunu tanımaması demek, bu gerçeğin var olmadığı anlamına gelmeyecektir…İki ayrı devlet-iki ayrı halk, iki ayrı egemenlik çok net görülecektir.
3- Kıbrıs Türk halkı Rum devletini, egemenliğini ve yasalarını reddetmektedir…AB uğruna Rum boyunduruğuna girmeyi asla kabul etmeyecektir…Bu da görülecektir.
4- Rum devleti Türk halkını temsil etmemektedir ve Türkler bu devleti kendi devletleri olarak görmemektedir. Bu da anlaşılacaktır. 
5- Türk Halkı KKTC’den ve ayrı egemenliğinden asla vazgeçmeyecektir…Aksi yönde ısrar adada gerilim ve çatışma riski yaratacaktır. Bunu anlayacaklardır.
6- Rum tarafındaki seçimlerde Rumların oyu ile seçilen kişilerle Kıbrıs Türk Halkının hiçbir ilgisi yoktur, Türk halkını temsil etmemektedirler…Bu da görülecektir…
7- Seçeceğimiz 2 temsilci Avrupa Parlamentosu’na gidip mücadele edecektir…Kapı önünde eylem yapacaktır..AP yetkilileri ile, basınla, sivil toplum örgütleri ile görüşecek ve haklılığımızı anlatacaktır..Gerekirse AP kapısı önünde eylem yapacaktır…Güneyde, Rumların oyu ile seçilen kişilerin bizi temsil etmediğini haykıracaklardır…
8- Rum yönetimi kendi Anayasası olarak kabul ettiği 1960 Anayasasının 61. maddesinde "Türk temsilciler Türkler tarafından, Rum temsilciler de Rumlar tarafından seçilirler." denmektedir... 63. Maddesinde ise " Türkler Türk seçmen listesine, Rumlar da Rum seçmen listesine kaydedilirler." Denmektedir..1960 
anayasasına göre, Türk seçmenlerin Rum yönetimine kaydolması, onların seçim sandığında oy kullanması, onların partilerinden aday olması, Rum seçmenden oy istemesi, ya da oy alarak seçilmesi meşru değildir...Elinde Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası ile bu gerçeği haykıracak olan seçeceğimiz kişilerin AP, AB ve Rum yönetimini rahatsız edeceği ve onların büyük baskı altında kalacakları görülecektir…

Kimsenin şüphesi olmasın, başta AP ve AB olmak üzere tüm Dünya bu mesajları net olarak alacaktır ve bu mesajların verilmesi, ada gerçeklerine dayalı yani iki devletli bir anlaşmaya hızmet edecektir.
Rum yönetimi ve AP ile AB, Kıbrıs Türk halkının ayrı kimliğinden ve egemenliğinden asla vazgeçmeyeceğini, Rum devletinin egemenliğini asla tanımayacağını ne kadar erken anlarsa, iki devletli çözüm o denli yakın olacaktır…
Meclisteki tüm partiler Rum yönetiminin yaptığı yeni emrivakiye karşı olduklarına göre, konu üzerinde ciddi olarak düşünmelidirler

AKINCI NİYE SUSUYOR?
Dün de vurguladım, bugün oldu, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan Akıncı, böylesine önemli bir konu hakkında ısrarla suskunluğunu sürdürmektedir…İki nedenle susma hakkı yoktur:
1- Rum yönetiminin yaptığı egemenliğini bizim üzerimize de yaymayı ve bize bireysel vatandaşlık hakları vermeyi öngören siyasi bir saldırı olduğuna göre, Cumhurbaşkanlığı makamında oturan veya “toplum lideri” olduğunu iddia eden bir kişinin susma hakkı yoktur. Susarsa görevini yapmıyor demektir. Veya Rum yönetiminin yaptığı saldırıyı, Rum partilerinden aday olunmasını ve vatandaşların Güneye geçip oy kullanmasını onaylıyor demektir
2- AKEL’den aday olarak Rum yönetiminin siyasi saldırısına omuz veren işbirlikçi Niyazi Kızılyürek Cumhurbaşkanlığı sarayından çıkmamaktadır, orada Danışma gurubunda yer almaktadır, Akıncı’nın çevirmenliğini yapmaktadır…Sadece bu gerçek bile Akıncı’nın halka izah etmesi gereken bir durumdur…Onun adaylığına karşı çıkmaması, AKEL adaylığını ve başka Türklerin de Rum partilerinden aday olmasını destekliyor, onları teşvik ediyor anlamına gelmektedir…
Bu nedenlerle Akıncı’dan açıklama bekliyoruz…
Meclis, Hükümet ve partiler geçmişte de, bugün de Rum yönetiminin AP seçimleri vesilesiyle yaptığı saldırılara, Türklerin Rum partilerinden aday çıkmasına ve oy kullanmasına karşı çıkarken cumhurbaşkanlığında oturan kişinin suskun kalarak zımnen onay vermesi asla kabul edilemez…Akıncı eğer bu konuda konuşmayacaksa, zımnen onay verdiği anlamına geldiği için derhal, ama derhal istifa etmelidir…

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18