Rum yönetiminin Türkleri kendi seçmen listesine kaydetmesi ve işbirlikçi Niyazi’nin AKEL adaylığı OSMOSİS’dir. KKTC, AP için ayrı seçim yaparak bu saldırıyı püskürtmelidir. Akıncı’nın susma hakkı yoktur ( 2)

Dünkü yazımda Rum yönetiminin 2014’de “Kıbrıs kimliği tutan Kıbrıslı Türkleri otomatik olarak kendi seçmen listelerine kaydetme ve AP seçimlerinde oy kullanmaya çağırma” yönünde aldığı kararı değerlendirmiş ve bunun OSMOSİS’i hedefleyen yeni bir saldırı olduğunu ortaya koymuştum…
Güney’de 2004, 2009, 2014’de AP seçimleri olmuştur…Şimdi 2019’da yapılacak olan 4. Seçim olacaktır.
Ve, Rum yönetimi, 1960 Anayasası “Türk ve Rum Toplumların kendi temsilcilerini kendi seçim kurulları vasıtasıyla hazırlayacakları seçmen ve aday listeleri ile ve kendilerinin ayrı seçimleriyle seçeceklerini” öngörmesine rağmen buna yüzde yüz ters davranmaktadır, Kendilerine ait ÜNİTER devlet seçim sistemi ile, kendi seçim kurullarıyla, Türk seçmenleri kendi listelerine kaydederek, Türkleri Rum partilerinden aday göstererek, kendi seçim sandıklarında oy kullandırarak sözümona “Türk temsilcileri” seçmeye çalışmaktadırlar…
Niyazi gibi kendini bir şey sanan ihanet içindeki gafilleri de bu amaçla tepe tepe kullanmaktadırlar… 
Rum yönetimi, doğrudan egemenliğimize, kimliğimize, varlığımıza yönelik olan bu saldırıyı geçmiş 3 seçimde de yapmış, Türk Halkını Güneydeki seçimlere katılmaya çağırmış ancak Türk Halkının ve partilerinin tepkisi nedeniyle büyük bir başarısızlığa uğramıştı…
Geçmişte yaptığı yöntem farklıydı. Buna göre Kıbrıs Türklerine çağrı yaparak Rum seçmen listelerine kaydolmalarını ve oy kullanmalarını istiyordu. Nitekim Güney’deki AP temsilcisi Rum bayan, AP seçimlerinden önce 2009 Şubat ayında, KKTC’ye geçerek KIBRIS gazetesini ziyaret etmiş, bu gazeteyi de kullanmış, Kıbrıs Türklerine manşette yayınlanan bir çağrıda bulunarak seçmen listelerine kaydolma ve AP seçimlerinde oy kullanma çağrısı yapmıştı. 
Bu çağrıya içimizde “5.KOL” görevi yapan bazı tabela partileri de destek vermişti. Buna karşın 2004 ve 2009 seçimlerinde sadece Güney’de yaşayan 200 civarında kişi Rum seçmen listelerine kaydolmuş ve operasyon büyük bir başarısızlıkla sonuçlanmıştı..
Bu durumu dikkate alan Rum yönetimi 2014’de Meclisten geçirdiği bir yasa ile, seçmen listelerine kaydolmayı, Kıbrıslı Türklerin iradesi dışında, otomatik yapmayı öngörmüştür. 
Buna göre, “Kıbrıs” kimliği almış olan herkesi ( ki kendilerine göre bu sayı 90 bin civarındadır) otomatik olarak özel bir seçmen listesine kaydedecek ve kaydı otomatik yapılacak olan Türklerin, Rum partilerin AP seçimlerinde kendi listelerinden aday gösterecekleri 2 Türk aday için AP seçimlerinde oy kullanmaları sağlanacaktı. 
Bu yasanın ardından AP’ın Güney’deki Rum temsilcisi 2009’da yaptıkları gibi yine KKTC’ye geçerek CTP ile görüşmüş, bu operasyona destek istemiş, ancak aldığı olumsuz yanıt karşısında hüsrana uğramıştı…
Ardından yapılan seçimlerde bu kez daha çok sayıda kişi oy kullanmak istemesine karşın adres karışıklığı olduğu gerekçesiyle oy kullanmalarına izin verilmemişti…
Bu bağlamda, 2014 seçimlerinde aday olan Akıncı’nın yakın akrabası ve bir süre Cumhurbaşkanlığında da çalışan Deniz Birinci büyük bir hüsrana uğramıştı…

AYRI SEÇİM YAPMALIYIZ

Şimdi Rum yönetimi 2019 seçimlerinde bir kez daha operasyon başlatmıştır…
Bu çerçevede yine Akıncı’nın yakın çevresinden birinin ( Akıncı’nın Danışma Kurulu üyesi ve çevirmeni Niyazi Kızılyürek) bu operasyonda görev alması ve Akıncı’nın şu ana kadar suskun kalması, üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gereken, çok ilginç ve manidar bir durumdur..
Acaba Akıncı perde gerisinde yakın çevresine Rum partilerinden aday olmayı mı tavsiye etmektedir?
Akıncı’nın bu konuda kamuoyunda oluşan kuşkuları giderecek bir açıklamayı süratle yapması gerekmektedir. KKTC Cumhurbaşkanı olarak Halka yol göstereceğine susması ne anlama gelmektedir? “Cumhurbaşkanı ve lider” olmak bu mudur?
Rum yönetiminin KKTC’ye ve egemenliğimize yönelik yeni saldırısını püskürtmenin en etkili yolu, AP’ın kabul edip etmemesinden bağımsız olarak, Kıbrıs Türk Halkını AP’da temsil edecek 2 temsilciyi, KKTC’de yapacağımız ayrı seçimlerle bizim seçmemizdir…2014’de önerdiğim bu karşı atağın bugün 2019 şartlarında ne getirip ne götüreceği, ne gibi sakıncaları ve yararları olacağı etraflı olarak değerlendirilmelidir…
Eğer bu yapılacaksa, KKTC Meclisi AP seçimleri için acil bir yasa çıkarmalı ve Rum seçimleri ile aynı gün AP’a göndereceğimiz 2 milletvekilini seçerek AP’a göndermeliyiz…Biz seçelim de AP utanmazsa kabul etmesin…Seçtiğimiz kişiler gitsin orda direniş yapsınlar, mücadele etsinler…
Böyle bir seçim Kuzeyde ayrı bir egemen Halk, ayrı bir egemen otorite olduğunu en kör gözlere bile sokacaktır.. 
AB ve AP, Kıbrıs’ın tümünün AB’a girdiğini ve Kıbrıslı Türklerin de AB vatandaşı olduğunu iddia ettiklerine, ayrı kimliğimizi, ayrı demokrasimizi, ayrı seçimlerimizi ve Annan Plan referandumunda olduğu gibi ayrı referandum hakkımız ile ayrı irademizi tanıdıklarına göre, bu seçimi, bu irademizi hangi yüzle inkar edecektir?
Yine de inkar ederlerse, bu onların ayıbı, onların utancı, onların yüz karası olacak ve eşitlik, adalet, insan hakları adına her zaman yüzlerine vuracağımız büyük bir kozu elimize vermiş olacaklardır…
Tabii Anayasamızda bu yönde bir düzenleme yokken Meclis AP seçim yasası yapabilir mi bilmiyorum..
Yine aynı şekilde böyle bir seçim, Halkta gereksiz bir AB umudu yaratır mı?
Bunlar, üzerinde herkesin ciddi olarak düşünmesi gereken sorulardır..
Yarınki son yazımda da konuyu irdelemeye devam edeceğim

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18