"Misyon" seçimleriniz!

Bugün kimliğini keşfetdikçe kendine birşeyler yaparak mutlu olmaya çalışırsın. Her birimizin yeteneğini, kendi kişiliğini temsilen keşfettikçe, ortaya toplum içinde “başka neler yapabileceğini araştırmaya ve zihninde irdelemeye başlarsın.” Toplum içerisindeki hayat değerlendirmelerinin tümünü birleştirdikçe farklı kişilik tabloları ile karşılaşırsın. Bu seni ürkütmesin.

Iki kişi bir araya geldimi önce kendini tanıma dürtüleri ile ister istemez sınırlar çizer. “Sevdiklerim, sevmediklerim. Olanlar, olmayanlar. Yaparım, yok yapamam” gibi savunma sebepsiz değildir. Hep bir önceki ile şimdiyi kıyaslarsın ve hep içinde ondan bir parça ararsın...

Kalabalık topluluklarda inişli çıkışlı bir döngü ile bir yandan enerjisel olarak diğer yandan denge içerisinde kalmak durumundasın. Katkısı olduğu kadar adına zarar desende sonuçta sana herşekild katkısı vardır. Benim misyonum nedir diye düşündüğün her işin, hayat yaşam felsefen ne kadar güçlü olursan yaşamına karşı dim dik durabilirsin. Böylece:

- Senin yapamadıklarını başkaların seni tetiklemesi ile ve, uyandırdığın bilincin ile tanışırsın.

- Algın, şuurunu aktifleştirerek herkes gibi herşeyi yapabileceğinin işretlerini yakalarsınız.

- Ani döngülerde senden başkasına katkın olduğunu ondan da sana geri dönüşümünü farkedebilmeni sağlar.

- En çok kimliğinle kime değil kendine daha başka neler yapabileceğinin peşine düşersin.

- Bugün ben senden ne öğrendim? Sen benden ne aldın? Diyerek alma verme ilişkilerimizin zenginleşmesini sağlarsın.

- Hayal gücün güçlenir… düşüncelerinin yaratıcı yönünü aktifleştirirsin… hayatta yapabileceklerini çoğaltırsın… başkalarına katkı koyarken sende almaya başlarsın. Zamanının çalınmasına takılıp ilerleyemezsin ama birikimlerinin gün ve zamanı geldimi katlanarak geri dönüşümünüde farkedebilirsin.

Her izlerin karşılığında alma, verme dengesi deneyimlememiz gerekenler çıkıyor.

Insanlar ve ilişkileri. Topluluk içindeki bireyler… dünya görüşlerimiz geçmişin tüm birikimleri ile bizi buluşturur. Aralarında ayrıştırmamız gerekenlerle empatimizi kurabilmek için ise farklı senaryo ile bu kez seyirci olmaktan çıkıp, oyuncu olarak benzer bir olayla karşılaşacağız ki olayın nedeni, sebebini, nasılı ile ilişkilendirebilip bakış açımızı değiştirelim.

“Hücrelerimizde alıcı vericiler vardır tıpkı anten gibi, radarı andırır. Küçük de olsa bazı nedenlerin ipuçlarını yakalarız. Çekim gücü devreye girdimi düştüğü anda savunmaya geçeriz. Haklılık haksızlık politikaları ile hayatı irdelerken “ya kendimizi uzaklaştırırız veya daha yakınlarda tutarız.” O zaman kimliğin içerisinde olan daha başka nedenleri göz önüne getirip irdeledikçe amacını keşfedinceye kadar bir çok misyonların içinde deneyimlerinle buluşursun. Sonuçta derslerimizi alarak olgunlaşıp kendimize en yakın, rahat, huzurlu olabileceğimiz neyse onu seçeriz.

Fiziksel, zihinsel, ruhsal, duygusl işleyen yaşamın ayrı ayrı anahtarı vardır ki o kilidi açıp içsel dünyamıza girdikçe değiştirdiğimiz algılarla çok güçlü yaratımı yeniden başlatabilelim.

Ben, sen veya o!.. Bugün sen kendini keşfettikçe değişirken, içsel dünyana duygularına, hislerin ve algılarına dokunarak uyandırıyorsun. Bazıları dünyanın dış etkenleri ile döngülerinde dönüp durur.

Kimileri başkaların hayatındaki nedenleri değiştirmeye, kimi hiç bir kimseden bir beklentiye girmeden çevresinde olup bitenleri gözlemlerken raporlama alır.

Bu dünyanın hali, görüşü dür. Istersen bu herkesin “kişisel misyon seçimleri”dir de diyebilirsiniz. Farklı dönemlerde farklı misyonlara yöneldiğini fark edebilirsin. Geçmişte istemediğini bugün deneyimlediğin oldu mu? Tıpkı onun gibi...

Misyonun nedir? Olumsuz olaylara takılıp sadece nedeni mi yargılarsın yoksa onunda altındaki nedeni mi araştırırsın? Bir yandan nedeni yargılarken niçinini irdeledikçe o amacını nasıla, olumlu yönde değiştirip dönüştüreceğini öğrenmesi için hayat okulunda tokatlar yemesinden olgunlaşacak… en iyi örneği kendinde kendini keşfettikçe şimdinde geçmişi yeniden izlerken farkettiklerinden neler öğrendiğindir.

Geçmişindeki misyonun ile şimdikilerin arasındaki deneyimlerin neler oldu?

Hangi ilginç bakış açılarını kazandın?

Bugünü önce kendine, sonra topluma, önce nedenini, sonrada sebebini anlaman için’dir.

Yaşadıklarından sen sorumlusun. Gelip geçen zaman ve irdelenen duygularında çözülüp değişmesi gereken düğümlerinle silkelenirsin. Hayat okulu en zor sınavlarala seni sınar. En çok ta sabırla ve ardından nasıl denge ve uyum içerisinde sen tam ve bütün kalacaksın. Bir şey olmadan olumsuz değerlendirmek imkansızlığı yaratır. Olumlu düşüncelerinle sadece hayatla birlikte kolaylıkla nasıl yaşayacağını kestirme yolla yaratmak elimizdedir. Bunun için şimdinle birlik beraberllik kurarak Önce sevmeyi öğrenmelisin. Kuralı ise: kendin için yapacaklarınla her şeyinle bütünleşmektir. Içsel huzur, sevgi, değerin ile beslenen her hücrelerininde seni kabullenmesi gerekir. Geçmişi affetmeleri var eddiğin eski kalıpları, inançları, alışkanlıklarını, bağımlılıklarından soyutlanmalısın.

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18