Liderimiz Dr. Fazıl Küçük’ten Akıncı’ya mesaj var…Bu mesajları herkes beynine kazısın

Milli mücadelemizin en kritik günlerinden geçiyoruz...Bu zor günlerde, doğru yolu nasıl bulacağız? Kimin rehberliğine güveneceğiz? Yanlış yola sapmamak için neye dikkate edeceğiz?

Rehberi ABD’de, AB’da, sapkın ideolojilerde, AKEL’de, Rum’da aramaya hiç gerek yoktur...

Türk ulusuna doğru yolu Büyük Atatürk göstermiştir...

Kıbrıs Türk Halkı yürüdüğü yolda Büyük Atatürk’ü, liderleri Dr. Küçük’ü ve Rauf Denktaş’ı rehber olarak almıştır; yanlış yapmamak için CB Akıncı ve tüm siyasiler de almalıdır, almak zorundadır…

Dün, milli mücadele liderimiz Dr. Küçük’ün 35. ölüm yıldönümüydü..

Bugün, başta CB. Akıncı olmak üzere, O’nun gösterdiği ışıklı yolun tam tersi bir yolda gidenlerin, O’nun kabri başında attıkları nutukları dinleyince, Dr. Küçük’ün tecrübelerinden süzülen bazı özdeyişlerini onlara anımsatmak gereğini duydum. 

Büyük Atatürk’ü, Dr. Küçük’ü, Rauf Denktaş’ı yılda bir kez ölüm yıldönümlerinde nutuk atarak anmak inandırıcı değildir…

Büyük liderlerimizi, iddia ettiğiniz gibi gerçekten seviyorsanız, sayıyorsanız, onlara inanıyorsanız, gösterdikleri ışıklı yoldan yürümek, siyasi vasiyetlerine, tecrübelerine ve öğütlerine kulak vermek, emanetlerine sahip çıkmak ve Onların uğrunda hayatlarını harcadıkları ilkelerden milim taviz vermemek zorundasınız…

Bu bağlamda, 35. ölüm yıldönümü vesilesiyle Dr. Küçük’ün aşağıdaki veciz sözlerini, siyasi vasiyet ve öğütlerini başta CB. Akıncı ve Başbakan Erhürman olmak üzere, hükümete, görüşme heyeti üyelerine, Meclisimize, tüm siyaset erbabına, bürokrasimize, tüm sivil toplum örgütü yöneticilerine, gençliğimize, gazetecilerimize ve tüm Halkımıza anımsatmak istiyorum

DR. KÜÇÜK DİYOR Kİ;

- Muhalif, muvafık her vatandaşın gelecek günlerde, tek bir cephe halinde, müşterek bir siyaset takip etmesi, varlık ve bekamız namına şarttır...Hür ve bağımsız bir toplum olarak yaşayacağız. Yeter ki, her zaman yaptığımız gibi gerekli tek bir vücud gibi hareket edelim.

****

- Rumların kafasında Enosis çivisi çakılıdır. Bunun için sürekli olarak tehlikeli oyunlar içinde olacaklardır. Bunu böyle bilelim ve geçmişte olduğu gibi gelecekte de elele verelim...

****

- Kağıt üzerinde yapılan anlaşmaları geçmişte gördük. Mürekkebi kurumadan beyaz kağıt parçası olarak ortada kaldı. Bu anlaşmaların Rumlar tarafından nasıl inkar edildiği ve bizlere ne acılara mal olduğu unutulabilir mi? Şimdi “Türk askeri adadan çekilsin ve anlaşma yapılsın” gibi iddiaların Kıbrıs Türkü tarafından kabulü imkansızdır...

****

- Kıbrıs Türkü’nün can ve mal güvenliği, ancak Türk askerinin adada kalmasıyla sağlanabilir.

Türk halkının can ve mal güvenliği, kağıt üstünde sağlanamaz. Bir takım maskaralık kelimelerle barış sağlamak, yine eski günlere dönmek demektir ki, başı dik dolaşmak isteyenler için bu felaket olur. Bizi ancak Türk askerinin Kıbrıs’taki varlığı ayakta tutabilir. Bu böyle bilinmelidir.

****

- Türk, hakkını elde etmek ve hürriyetine kavuşmak için engel bilmez.

Kıbrıs Türk’ü, insanlık açısından, tarih önünde büyük bir sorumluluk olduğunu unutma! Seni yetiştiren, büyüten ve hala bugün karnını doyuran vatana karşı hem sorumluluğun ve hem de görevlerin vardır. Onu tutsak ve yabancı çizmelerden sonsuza kadar korumak sana düşer.

****

- Biz Kıbrıs Türkleri, refahımızı ve yaşama haklarımızı ancak Türk bayrağının gölgesinde bulabileceğimizi iman etmiş, inanmış bulunuyoruz…Hürriyet, şeref ve haysiyetimiz uğruna giriştiğimiz savaşta kuvvet kaynağımız, kanımızdaki cevher ile büyük milletimizin gösterdiği kararlılık ve yardımlarıdır.

****

- Ben, yalnız mensubu olduğum toplumu ilgilendiren meseleleri kaleme alan naciz bir ferdim. Çünkü Türk’üm ve hiçbir zaman Türklüğün ayaklar altında çiğnenmesine tahammül edemem. Kıbrıs Türkü hür ve bağımsız olarak ebediyen yaşayacaktır...Türk, her şeye tahammül edebilir fakat milliyet ve şerefine tecavüz edilmesine asla.

****

- Türkiye’siz herhangi bir girişimin başarıdan uzak kalacağını ve mutlak surette hezimetle neticeleneceğini unutmayınız.

****

-Bu kadar senedir çektiğimiz eziyet ve gördüğümüz zulümlerden olsun ders alalım. Anlamalıyız ki, kendi ciğerimizi kendi yağımızla kavurmaktan başka çaremiz kalmamıştır. Bizim rehberimiz yalnız Anavatan’ımız olacaktır. Unutma ki; tarihin bile şimdiye kadar şahidi olmadığı kahramanlıklar yaratan bir milletin soyuyuz.

****

Bence, Kıbrıs Türk halkının Türkiye tarafından garantisi, ön planda yer alan hayati bir konudur. Bundan ne vazgeçebilir, ne de fedakarlık yapılabilir...Türkiye için yaşamsal olduğu kadar şeref ve haysiye meselesi olan Kıbrıs davası, Türkiye’siz hiçbir zaman halledilemez ve edilmeyecektir.

****

Bizim bütün endişe ve korkumuz, geleceğimizin emniyetinden başka bir şey değildir. Tarih göstermiştir ki ve göstermektedir ki, Türk’ün dostu, ancak kendisi olabilir....İyice takdir etmeliyiz ki; Kıbrıs davası, Türkiye, anavatan davasıdır. Ona olan sarsılmaz bağlılık ve itimadımız, bizi mutlak surette selamete çıkaracaktır. Kıbrıs Türkü, hür ve bağımsız olarak ebediyen yaşayacaktır.

****

- İftiharla söyleyebiliriz ki; Kıbrıs Türk’ü, kendi benliğine tamamıyla sahip, millet ve milleti ile gurur duyan, halis kanlı insanlardır. Kıbrıs Türkü hür ve bağımsız olarak ebediyen yaşayacaktır. Genç nesil, serbestçe, hiçbir küstahtan korkmadan meydana atıl! Kendilerine anlat ki; asil Türk kanı, dünyada tesadüf edeceği her zorluğu yenmeğe kadirdir.

REHBERİMİZ OLMALI

Evet, liderimiz Dr. Küçük’ün bu siyasi vasiyetini, en başta, “garantörlük tabu değildir” diyerek garantörlüğü pazarlık masasına yatıran, “iki devletli çözüm” isteyen Anavatan Türkiye ile çatışma içine giren, Türkiye’ye sataşarak ucuz kahramanlığa soyunan CB Akıncı benimsemelidir. Bir değil, bin kez okuyarak hayata geçirmelidir. Dr. Küçük’ün ortaya koyduğu bu ilkelere ters adımları asla atmamalıdır…

Aynı şekilde, her Kıbrıs Türk aydını, her siyasetçi, her gazeteci, her yazar, sorumlu mevkideki her makam, her parti yöneticisi, her milletvekili, her bürokrat silinmez şekilde beynine kazımalıdır…

Kararsızlık anlarında bu vecizeleri okuyarak doğru yolu nasıl bulacaklarını, nasıl hareket edeceklerini, hangi yönde karar alacaklarını böyle bulmalıdırlar…

Kıbrıs Türk Halkının milli mücadelesini başarıyla sürdürmesi, kurduğu devletini sonsuza dek yaşatması, meşru hak ve çıkarlarını, güvenliğini, huzurunu, bağımsızlık, egemenlik ve cumhuriyetini koruması ancak bu şekilde mümkündür…

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18