Tabakları, yastıkları, çarşafları alındı!

Tabakları, yastıkları, çarşafları alındı!

Candan MERT


Aylardır kapasitesinin iki katı mahkumu barındırdığı ve ağır suçlular ile hafif suçluların bir arada yaşamak zorunda kaldığı konularıyla gündeme gelen KKTC Merkezi Cezaevi, bu sefer de korkunç iddialar ile gündeme bomba gibi düşerek, gündemdeki yerini korumayı başardı. Haberal Kıbrıslı’ya konuşan gizli bir kaynağımız, cezaevinde bulunan Bangladeşli mültecilerin evlerine gönderileceği gerekçesiyle 1 hafta önce tabak, çatal, yastık, çarşaf gibi gündelik zorunlu ihtiyaçlarının ellerinden alındığını ancak tutukluluk süreleri bittiği halde evlerine gönderilmediğini iddia ederken, bunun yanında U.T. isimli mahkumun Türkiye’ye iade talebiyle yaklaşık 1 haftadır ölüm orucunda olduğunu ileri sürdü. Kaynağımız, medyanın bu konulardan haberinin olmadığını ve insanlık namına Haberal Kıbrıslı’ya konuştuğunu ifade etti.


Öte yandan konu bağlamında görüşlerini alma amacıyla ulaştığımız Eşit Hak ve Adalet Sendikası(HAK-SEN) Başkanı İzzet Türkmen, cezaevinde açlık grevi veya ölüm orucunda olan kimsenin olmadığını kaydederken, KKTC vatandaşı veya mülteci fark etmeksizin devletin vermiş olduğu tabak, çatal, yastık gibi gündelik ihtiyaçların, mahkumdan cezaevinden çıkacağı gün teslim alındığını söyledi.


“Bangladeşli mülteciler perişan!”


Haberal Kıbrıslı’ya konuşan gizli bir kaynağımız, cezaevinde Bangladeşli mültecilerin ‘yurtdışına gönderilecekleri’ sebebiyle 1 hafta önce tabak, çatal, bardak, yastık, çarşaf gibi gündelik ihtiyaçlarının ellerinden alındığını ileri sürerken, mültecilerin söylendiği gibi evlerine gönderilmediğini, bunun yanı sıra gündelik ihtiyaçlarının da kendilerine verilmediğini iddia etti. Mültecilerin, kendilerine getirilen yemekleri aynı tepsi içerisinde elleri ile yemek zorunda bırakıldıklarını kaydeden kaynağımız, bunun yanında mahkumların cezalarının dolmuş olmasına rağmen hala hapiste tutulduklarını ve telefon kartlarının ellerinden alındığı için kimse ile telefon aracılığıyla da görüşemediklerini aktarırken, “Bu insanlar avlusu olmayan, güneş görmeyen bir odada yaşıyor, gelen görevlilerin ayaklarına kapanıp ağlıyorlar. Bu bir insanlık dramıdır” ifadelerini kullandı.


“U.T. ölüm orucunda!”


Tüm bunların yanında kaynağımız, cezaevinde tutuklu bulunan U.T. isimli mahkumun Türkiye’ye iade talebi ile 22 Mayıs tarihinden beri ‘ölüm orucu’nda olduğunu ileri sürerken, “Bu insan hiçbir şey yemiyor, içmiyor. Medyanın bunların hiçbirinden haberi yok, bu insanın bir süre sonra beyni ölüm orucundan dolayı hasar görebilir; lütfen bu insanlara yardım edin” diyerek, insanlık namına gazetemize konuştuğunu belirtti.


Türkmen: Hiç kimse bu muameleye maruz kalmadı


Öte yandan konu bağlamında görüşlerini alma amacıyla ulaştığımız Eşit Hak ve Adalet Sendikası(HAK-SEN) Başkanı İzzet Türkmen, cezaevinde ne bireysel ne de toplu olarak açlık grevi, ölüm orucu vb gibi bir durumun söz konusu olmadığını kaydetti. Prosedür olarak mahkeme emri ile cezaevine gönderilen herhangi bir mülteci veya bir tutuklunun dosya kaydının yapılarak, tutuklulara cezaevi ve devletin vermiş olduğu tabak, çatal, çarşaf, yastık gibi gereksinimlerinin verildiğini belirten Türkmen, verilen bütün malzemelerin mahkumların tahliye olacakları an kendilerinden alındığını söyledi. Bu gibi gereksinimler çerçevesinde bardağın kırılması, tişörtün yırtılması halinde de mahkumlara yenilerinin verildiğini vurgulayan İzzet Türkmen, “Böyle bir iddia ne mülteciler, ne 3’üncü dünya ülke vatandaşları için, ne de KKTC vatandaşları için asla uygulanmadı, uygulanmaz da” ifadelerini kullandı.


“İddialar ancak Etiyopya’da yaşanır!”


İnsanların avlusuz güneş almayan odalarda tutulması iddiasına ilişkin, mahkumların kaldıkları bölümde ‘kabul bölümü’ diye bir bölümün olduğunu ve bu bölümün cezaevinin doluluğundan dolayı 10-15 kişilik bölüm olarak tasarlandığını dile getiren Başkan Türkmen, cezaevine gelen mahkumların adapte olabilmeleri adına önce o bölüme konulduğunu, daha sonra da normal bölümlere alındığını ifade etti. Bu bölümde avlunun olmadığını ancak her gün yaklaşık 4 saat boyunca başka bir bölüm avlusuna gönderilerek güneşlenme, spor yapma ve dolaşmalarının sağlandığını söyleyen İzzet Türkmen, “Birinci kısım doğru, ancak ikinci kısmı söylemiyor, eksik bilgi veriyorlar” dedi. Mahkumların haftanın 7 günü avluya çıkıp, bölümlerinde bulunan telefonlardan telefon görüşmesi yapabildiklerinin altını çizen Türkmen,  konuşmasında “Bölümlerinde tabak çanak her ihtiyaçları mevcuttur. Denildiği gibi tek tencereden elleri ile yemek yeme gibi ancak Etiyopya’da olabilecek bir durumun KKTC Cezaevinde olması mümkün değildir” ifadelerine yer verdi.


“Sadece sigaraya 500 TL verdiler”


Katıldığı her televizyon programında ve röportajında Merkezi Cezaevi’nde insanlık dramının yaşandığına dair açıklamalarını yaptığını kaydeden Türkmen, “Bunun sebebi 20 kişilik odaya 40 kişiyi sığdırmaya çalışmamızdan kaynaklanıyor, normal yatakları iptal ederek ranza kurduk ancak ranzalarda 40-50 kişilik koğuşlarda 2-3 banyo ve tuvalet ile bu insanlar yaşamaya çalışıyorlar. Bu fiziki şartların insanlık dışı olduğu konusunda hemfikirim, yıllardır da söylüyoruz.” dedi. Devletin kendilerine vermiş olduğu çatal bıçak, telefon kartı gibi eşyaların ellerinden alınmasının mümkün olmadığının altını çizen HAK-SEN Başkanı İzzet Türkmen, “Kaldı ki çatal-bıçak-kaşık cezaevi kantininde de satılmaktadır, mahkumların hepsi de kantinden alışveriş yapıyor. Cuma günü bizzat kendim oradaydım ve insanların kartları da yanlarında bulunuyor, bir çatal-bıçak-kaşık setinin fiyatı da 2,5 TL, 10 tane tabağın fiyatı 1,5 TL’dir. Kaldı ki o bölümün sadece Cuma günü aldığı sigara 400-500 TL civarındadır. Böyle bir şey yaşanmış olsaydı bile kantinden tedarik etme durumları olurdu ancak kesinlikle böyle bir durum söz konusu değildir” ifadelerini kullandı.


“Bazen yatıracak yatak bulunamıyor”


Tüm bunların yanında cezaevinde bulunan mahkumların kartlarının içerisinde para olduğu için, bir mahkum tahliye olacağı anda bankaya teslim edildiğini ve içerisinde bakiye olması halinde o paranın tahliye anında mahkuma teslim edildiğini kaydeden İzzet Türkmen, bunların yanında cezaevine girerken yanlarında bulunan ziynet eşyaları ve telefon gibi eşyalarının mahkuma teslim edildiğini belirtti. Mahkumların Bakanlar Kurulu kararı ile deport edilmesi halinde ise bütün malzemelerin bir yerde toplanarak, tutanak ve mahkum ile birlikte polise teslim edildiğini dile getiren Türkmen, deport işlemini yapan polisin de bu işlemden sonra mahkuma eşyalarını teslim ettiğini vurguladı. Cezaevinin fiziki şartlarının ve aşırı yoğunluğunun mahkumiyetini orada geçirenler açısından oldukça zor olduğunun altını çizen İzzet Türkmen, “Cezaevinde zaten yeterince fazla kişi var, mülteciler geldiğinde bazen yatıracak yatak bulunamıyor ve şilteleri verilmek suretiyle koridorlarda falan yatırılabiliyor. Bunun önlenebilmesi için 100 tane açılıp kapanan yeni yatak alındı ancak onlar bile bazen yetersiz geliyor.” dedi.


“4’lü koalisyon ‘af uygulaması’ düşünebilir”


Yeni cezaevinin yapımı bitene kadar bu insanlık dışı durumun devam edeceğini söyleyen İzzet Türkmen, “Dünyanın her yerinde belirli suç ve belirli süreleri olanlara af uygulaması vardır, dünyanın çeşitli ülkelerinde bu var, Türkiye’de de var ancak bizde bugüne kadar hiç uygulanmadı. Belki iktidardaki 4’lü koalisyon bu yönde bir karar üretip cezaevi nüfusunu düşürebilmek adına bir af uygulaması düşünülebilir” dedi.

Güncelleme Tarihi: 28 Mayıs 2018, 10:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3