"Samimiyetle imzalamazdım"

Dışişleri Bakanı Kudret Özersay yeni hükümetle ilgili açıklamalarda bulundu

"Samimiyetle imzalamazdım"

Bakan Özersay’ın açıklamaları şöyle:

Kabinede HP bakanları aynı kalırken UBP’de isimlerin ise çok değiştiği söyleniyor sizce kırgınlık olur mu?

”Ona bakarsanız geçen hafta da başka isimler vardı. Ondan önceki haftada başka isimler var idi.Bizim memleket bu gibi şeyleri konuşmayı, konuştukça eskiden kulaktan kulağa oyunu vardı daha da böyle köpürterek konuşmayı çeşitlendirmeyi sever enteresan bir biçimde. Sayın Tatar kendine göre bir takım dengeleri aynı zamanda yerine göre liyakatı da bu unsurları dikkate alarak bir kabine oluşturdu kendi bakanlıkları açısından. Ve milletvekillerinden de bunu anlayışla karşılamalarını beklediğini söyledi.

Açıkcası Halkın Partisi olarak biz geçen dönem içerisinde özellikle Maliye üzerinden bizim bakanlıklarımıza istediğimiz desteği istediğimiz katkıyı görememiştik. Bu nedenle bu yeni dönemde Maliye bağlamında bazı değişiklikler var biliyorsunuz. Maliye Bakanlığı ile bağlantılı bazı daireler doğrudan doğruya Başbakanlık altında olacak. Dolayısıyla Başbakanın ve Başbakanla birlikte Başkan Yardımcısının Maliyenin kaynaklarının her bir bakanlığa ayrılması ve harcanması konusunda daha fazla insiyatifi olacak. Tek bir bakana tek bir kişinin iradesine kalmayacak bu. Bu da yeni dönemde daha önce zaten bakanlık yapan, hazırlığı olan projelerini yapmış olan iki bakan arkadaşımıza bu kez mali imkanda sağlayarak bir fırsat vermek düşüncesiyle biz bakanlarımızı değiştirmedik. Bakanlarımızın çalışmalarının, performanslarının iyi olduğunu düşünüyoruz. Öte yandan kaynak ve benzeri sıkıntılardan dolayı aslında pek çok doğru olan kararı ve projeyi hayata geçiremediklerini görüyoruz onun için bu fırsatı kendilerine vererek. Maliye’de de belli bazı dairelerinin başbakanlık altına alınması ile birlikte Başbakanın ve Başbakan Yardımcısının bu konularda söz sahibi olması ile birlikte sadece HP bakanlıklarından bahsetmiyorum bakanlıklar arasında kaynakların daha adil dağılımını sağlayabileceğimize inandığımız için böyle bir yapıya gittiğimizi söyleyebilirim bu hükümet döneminde..”

Protokole çoğu şey yazıldı mı içiniz rahat mı?

”İçimiz rahat olmasa protokolü samimiyetle söylerim imzalamazdım çok net.Biz bunu geçen süre zarfından bir çalışma yaptık öncesinde böyle bir talep geldiğinde parti meclisimiz ile birlikte yaptık bu çalışmayı. Şu unsurlar mutlaka olmalı dediğimiz unsurları kağıda döktük. Oturduk UBP heyeti ile konuştuk. Hem bazı sorular sordular hem bazı değişiklik önerileri yaptılar hem bazı ilaveler yaptılar. Ve bu metin iki tarafın metnine dönüştü, yoğruldu, değişti, evrildi ama günün sonunda Halkın Partisi’nin daha önceki dönemde 14 ay boyunca yer almış olduğu hükümette yaşadığı tecrübeleri dikkate alarak, bazı tedbirler bağlamında protokole konmuş maddeler vardır. Herkes bunu görebiliyor. Yani devlet arazilerinin kiralanması bağlamında konan tedbirler, farklı bakanlıklara, kurum kuruluşlara işe alma ve istihdam bağlamında alınmış olan tedbirler; Bakanlar Kurulu üyelerinin devletten mal hizmet alma, mal hizmet satma ilişkisini engelleyen tedbirler onun dışında yolsuzluğa ilişkin olarak başlatılmış olan dosyaların ileriye taşınması konusunda hükümetin destek vermesini, güvence altına alan tedbirler. Dokunulmazlık bağlamındaki kişilerden bağımsız söylüyorum temel prensibin orada olması ve Savcılıktan böyle bir talep gelmesi durumunda her iki siyasi partinin de dokunulmazlık hangi kişi ile ilgili olursa olsun kaldırılması yönünde siyasi irade sözünün verilmiş olması bunlar önemli meselelerdi bizim için. Aynı zamanda pek çok fonun kullanımında Bakanlar Kurulu’nun önceden bilgisi olması, paylaşılması, üst düzey kamu görevlilerinin atnmasında Başbakan ve Başbakan Yardımcısının istişare halinde olması ve benzeri pek çok konu tedbir maiyetindedir ve HP’nin bir ön yargısından kaynaklanmaz tecrübesinden kaynaklanır. Geçen 14 ay zarfından gördüğümüz ve yaşadıklarımız bağlamında tekrarını yaşamayalım, sıkıntı yaşamayalım diye protokolde yer alan maddelerdir. Ama mesele sadece yanlış olan birşeyleri engelleme meselesi değildir bizim için. Aynı zamanda somut icraat yapma meselesidir. Vatandaşın beklentisi budur. İki partinin karşılıklı anlayışla birlikte oluşturduğu protokoldür”…

“Biz hükümet programı çalışması yapmadık. Sadece koalisyon protokol ile ilgili olarak nasıl çalışacağız, hangi kurallar çerçevesinde çalışacağız bunları kayıt altına aldık. Kuşkusuz bunların bir bölümü yani koalisyon protokolünde yer alan kuralların bir bölümü hükümet programına da yansıyacaktır. Ama esasen bakanlıklarla ilgili bazı temel düşünceler aktarılacaktır hükümet program içerisine. Bakan olan arkadaşlarımın da yapacağı katkı burada önemli. Büyük bir ihtimalle bugün öğleden sonra yada yarın itibariyle ilgili arkadaşları biraraya getirip, onların birlikte bir çalışma yapmasını isteyeceğiz hükümet programının yazılması ilgili olarak”… “Olabildiğince hızlı hareket etmeliyiz. Çünkü ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar, ekonomik koşullar, toplumsal sorunlar, yasaların uygulanması, bir hükümetin ve bir otoritenin varlığını daha da fazla gerekli kılıyor. Onun için geciktirme lüksümüz yoktur.Olabildiğince hızlı hareket etmek gerektiği bilincindeyiz”…

Sütten ağzımız yandı şeklindeki söyleminize yapılan eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Eleştiri ile birlikte destek de geldi. Dolayısıyla ikisini birlikte görmek ve objektif olmak lazım. Ben durup dururken böyle bir açıklama yapmadım. Toplantı uzun mu sürdü diye bir soru soruldu. Ben de temkinli yürüdüğümüzü, temkinli davrandığımızı anlatabilmek için daha önceki hükümet döneminde bir tecrübemiz var eğer bir koalisyona gireceksek o tecrübeyi dikkate alarak yeni bir koalisyon oluşturacağız demiştim daha önce o bağlamda söyledim bir de dün Dünya Süt Günü idi. Dolayısıyla sütten ağzımız yandı meselesini o bağlamda söyledim.Herkeste aslında ne olduğunu gayet iyi biliyor. Bence alınanlar, gücenenler alınmaları ve gücenmeleri için bir sebep vardır diye düşünüyorum.Ben birisine bir mesaj olarak da söylemedim. Hakikaten bu sorulan soru üzerine söyledim. Ama bizim için şu önemlidir gerçekten biz bir takım şeyleri yaşadık ve gördük. Bir önceki hükümetin bozulmasının sebepleri de bunlardır. Ve bir taraftan da şunu gördük. Bir önceki dörtlü koalisyon hükümeti vatandaşa icraat verebilecek bir noktadan giderek uzaklaşmaya başlamıştı.Bu koalisyon görüşmelerde temkinli davrandık iyi de yaptığımızı düşünüyorum. Süreci çok fazla geciktirmedik ama samimiyetle o anlayış birlikteliği ile birlikte hem UBP hem HP oturup birşeyi şekillendirdik. Bu bence ülke siyasetinin geleceği açısından da bir fırsat pencerisi açar. Çünkü bazen bazı isimler, bazı kurumlar bazı kavramlar üzerinize yapışır ve kalır. Nesiller değişir, yeni yüzler gelir ama o ortadan kalkmaz.Eğer bu algıların değişmesini istiyorsak hepimiz siyasetin içerisinde hakikaten partilerimizin menfaati ya da dışardan nasıl göründüğümüz değil halkın menfaatine olan nedir sorusunu kendimize sorup cevabı ona göre vermemiz, kararlarımızı ona göre şekillendirmemiz gerekir. Ben herkese soruyorum! Eğer bir hükümet bu şekilde oluşturulamamış olsaydı bugün ya bir seçim hükümeti kurulacaktı yada dışardan destekli eğreti, istikrarı sağlayamayacak olan başka tür dıştan destekli bir hükümet kurulacaktı. Sağlıklı olamayacaktı ve çok büyük bir ihtimalle hizmet de veremeyecekti. Mali açıdan bir güven veremeyeceği için Türkiye ile mali ilişkiler bağlamında yine sıkıntı devam edecekti büyük bir ihtimalle. Peki bu memleketin yararına olur muydu? Yada bir erken seçim olduğunda ortaya çıkacak olan sonuçlar bu ülkenin yararına olur muydu? Herkes kendi kendine bu soruları sormalı. Biz Halkın Partisi olarak ülkenin ve halkın yararına ne olur sorusunu kendi kendimize sorduk. Biz bundan bir miktar olumsuz etkilenecek olasak bile, eleştiri alacak olsak bile toplumun menfaatine ne ise ülkede ihtiyaç duyulan icraatları yapmak ve ekonomik anlamda özellikle bu belirsizliği ortadan kaldırmak için toplumsal sorumluluk bilinci ile elimizi taşın altına koyduğumuzu özellikle vurgulamak isterim. Bizim için çok kolay bir karar değildi. Yapılan eleştirileri de dikkate alıyoruz, ama doğru olan nedir? Ülkenin yararına olanı zamanında yapmaktır biz HP olarak bunu esas aldık.”

Cumhurbaşkanı ile Tatar arasında Kıbrıs konusunda yaşanan “ayar” tartışmasına yönelik soruya ise Özersay şu yanıtı verdi.

“Ben dinledim sayın Tatar öyle birşey söylemedi. Sayın Cumhurbaşkanı ile hükümetin arasında Kıbrıs meselesine ilişkin farklı görüş olabilir. Bu normaldir, demokrasinin gereğidir dedi sayın Tatar. Şimdi buna birinin bir itirazı var mı? İkincisi hükümetin dış politikası bağlamında Dışişleri Bakanının belirlenen dış politikayı yürütmesi doğal birşey değil mi? Bence son derece doğal. Ama aynı zamanda hükümet ile devletin başı konumundaki Cumhurbaşkanının tabi ki diyalog ve istişare halinde olması da gerekir. Bu da olacak. Ha bu görüşleri birebir örtüştürür mü? Örtüştürmeye bilir. Farklı görüşler zaten dışardan bakıldığında da görülebiliyor. Fark nerde olacak? Hükümetin kendi içinde üzerinde uzlaşmaya vardığı bundan böyle Kıbrıs sorununun geleceği ne olur konusunda bir görüş birliği, ortak payda var. Tabi ki bu hükümet ve bu hükümetin Dışişleri Bakanı bu ortak paydanın sözcülüğünü savunmasını ve dış politikasını ileriye doğru taşıyacak. Bundan daha doğal birşey olamaz. Ama her durumda devletin kendi içinde o bütünlüğünü itibarını yada makamları sarsacak ve zedeleyecek bir tavır içerisinde kimse olmaz. Tekrar vurguluyorum; ben az önce sayın Tatar’ın yapmış olduğu açıklamayı dinledim hükümetle cumhurbaşkanının görüşleri farklı olabilir bu doğaldır, demokrasinin gereğidir dedi. Sanıyorum bu cümlelere kimsenin bir itirazı olmaz. Bu süreç içerisinde bir kaç gün içinde onu da söyleyim belki birilerinin hoşuna gidecektir, işine gelecektir yapılan açıklamaları çarpıtmak, başka türlü yorumlayarak bir karşıtlık yaratmak. Bundan hepimiz geri durmak zorundayız. Toplumsal sorumluluğumuzun gereği olarak gerginlik yaratmadan makul ve diyaloğa açık bir biçimde ülkenin yararını düşünüp, ileriye doğru bakmamız gerekir. Kısır söylemlerle kısır kelime oyunları ile birbirimizi eleştirebiliriz tabi ki ama devletin ve kurumların yıpranmasına neden olacak şekilde yaklaşım içerisinde olmaktan kaçınmamız gerekiyor”...

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner19

banner3

banner18