Pahalı Elektrik Üretimi de Halkı da Bitirdi!!

Pahalı Elektrik Üretimi de Halkı da Bitirdi!!
Belirli çevrelerin dışa bağımlılığı artıracağı varsayımıyla Türkiye’den kablo ile elektrik getirilmesine olan muhalefeti devam ederken Avrupa ve çevre ülkelerinden daha pahalıya elektrik satın almak zorunda bırakılan üreten ve tüketen tüm kesimlerin kısaca halkın konuya olan duyarsızlığı dikkat çekiyor.

İlkel koşullarda yapılan elektrik üretiminde kullanılan karbondioksitin hem sağlığımıza hem de turizm ülkesi olmamız gerçeğinden hareketle çevremize vermekte olduğu zararlar katlanarak büyürken yeni oluşan koalisyon hükümetinin ülkeye kablo ile elektrik getirilmesi konusuna nasıl yaklaşacağı merak ediliyor. Son 10 yıldır TC hükümetleri ile yapılan iş birliği protokollerinde yerini alan ancak bir türlü hayata geçirilemeyen bu konunun yeni hükümetin de ana gündemlerinden birini teşkil edeceği ayan beyan ortada. Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami bütçe vesilesiyle yaptığı son konuşmasında konuyla ilgili fizibilite çalışmasının mutlaka yapılması gerektiğine vurgu yaparken hükümetin konuya diğerlerinden daha gerçekçi yaklaşımda olduğunu da ima ediyordu bir yerde.

TC Büyükelçiliği tarafından son hazırlanan ekonomik durum raporunun sektörel analiz bölümündeki Enerji Sektörü ana başlığında titiz bir çalışma ile rakamsal gerçekler ortaya konularak altı çizilen ana fikir özetle şöyle:

“ KKTC Ada ülkesi olması gerçeğine bakıldığında akaryakıt ithali ile zaten dibine kadar dışa bağımlı durumda üstelik bu bağımlılık hem cebimizi hem de sağlığımızı ve çevremizi tehdit eder boyutlarda -  ABD Çevre Koruma Dairesi raporlarında belirtilen her ton karbondioksitin 40 dolarlık toplumsal zarar yarattığı ve KKTC de elektrik üretimi nedeniyle yılda 840 bin ton karbondioksit salınımı yapıldığında bu zararın maddi boyutta 33.6 milyon dolara ulaştığı düşünüldüğünde akla şu soru geliyor “ her büyük yatırımda çevre olgusunu bahane ederek kimi haklı kimi haksız ortalığı ayağa kaldıran çevre ve sağlık örgütleri bu duruma acaba neden kayıtsız??- KIB-TEK denen elektrik yönetimindeki tek yetkili kurum popülist politikalar nedeniyle hantal bir yapıya sokuldu denetim yetersizlikleri nedeniyle bu hantal yapı üretim maliyetlerini kat be kat artırdı bu da dar ve sabit gelirli halk yanında küçük esnafı sanayiciyi bitirdi.. üretmek, ısınmak, ticaret yapmak adına ne derseniz deyin kullandığınız elektrik dünyadan pahalı ve nerdeyse ödediğiniz konut ya da işyeri kirası kadar – BU DURUM BİR YERDE KIB-TEK’İN HEPİMİZE ORTAK OLDUĞU ANLAMI TAŞIYOR –

Elektrik üretiminde enterkonnekte sisteme geçilerek kablo ile elektrik alınması durumunda  akaryakıt  fiyatlarının dövize bağlı sürekli artmasının yarattığı sıkıntılar ortadan kalkarken yılın 11 ayında güneş gören ülkede panel ve yel değirmenleri vasıtasıyla üretilecek elektrik sisteme kolay entegre olarak hem üretimi artıracak hem de fiyatları daha da aşağıya çekecek, üstelik çevre olgusuna da olumlu katkılar yaparak turizm ekonomisini destekleyecek”

TC Lefkoşa Büyükelçiliği’nde hazırlanan Ekonomik Durum Raporunun Enerji Başlığında ortaya konan çarpıcı gerçekler, popülizm diye diye halkın nelere mahkum edildiği aynen şöyle:

ENERJİ SEKTÖRÜ

“ KKTC enerji anlamında herhangi bir doğal kaynağa sahip değildir. Ülkenin aynı zamanda bir ada olması enerji güvenliği konusunda ada ülkelerine özgü problemleri de beraberinde getirmektedir. TEPAV tarafından hazırlanan KKTC Enerji Sektörünün Fonksiyonel ve Kurumsal Analizi isimli raporda, ada ülkelerinin enerji konusundaki ortak özellikleri aşağıdaki gibi belirtilmiştir.

- Dünya üzerindeki ada devletlerinin birçoğu ekonomik ve ekolojik açıdan kırılgan niteliktedir. Ada devletlerinin birçoğu toprak olarak diğer kara devletlerinden çok daha küçük alana sahiptir. Dolayısıyla bu devletlerdeki doğal kaynaklar da sınırlıdır. Mevcut kaynaklar ise (başta tatlı su kaynakları) çoğunlukla ölçek ekonomisine izin vermemektedir.

- Ada devletlerinin doğal kaynaklarının genellikle sınırlı olması durumu, konvansiyonel enerji kaynakları (kömür, petrol, doğal gaz) açısından çok daha belirgindir. Bu durum, ada devletlerinin büyük çoğunluğunu dışa bağımlı yapmaktadır.

Özellikle ulaştırma sektöründe kullanılan petrol, bu bağımlılığın temel bileşenidir.

- Ada devletlerinin birçoğunun petrol ve petrol ürünleri talebi, bu ülkelerin en önemli güvenlik konularından birisidir. Kendi kaynağı olmayan bu devletler, petrolü genellikle daha pahalıya ithal etmektedirler. Bunun üç temel sebebi vardır. Birincisi, bu ülkelerin toplam talepleri birim navlun giderini düşürecek büyüklükte değildir. İkincisi, bu devletlerin birçoğunun depolama kapasitesi çok düşük olduğundan ancak göreceli olarak küçük partiler hâlinde petrol ithal edebilmektedirler ve

bu da birim navlun maliyetini yükseltmektedir. Üçüncüsü, bu devletlerden bazıları göreceli olarak ıssız ve ana güzergâhlardan uzak noktalarda olduklarından, onlara teklif edilen petrolün piyasa birim satış fiyatı daha yüksek olabilmektedir.  Ada devletlerinin elektrik üretiminin çok önemli bir kısmında fosil yakıtlar egemendir. Ada devletlerinin başta petrol ürünleri olmak üzere fosil yakıtları daha pahalıya almaları, elektrik üretim maliyetlerini de yükseltmektedir. Üstelik ölçek ekonomisinin sağlayacağı “üretim maliyetlerinde düşüş” avantajı bu ülkeler için söz konusu olamamaktadır. Dolayısıyla,

birçoğu izole ve karasal elektrik bağlantısından mahrum ada devletlerinin elektrik fiyatları dünya ortalamasının oldukça üzerindedir.

- Bazı ada devletleri, yukarıda sayılan olumsuzluklarla baş edebilmek için yenilenebilir kaynakları değerlendirme yönünde adımlar atmaktadırlar. Ancak uygun teknolojilerin eksikliği, kurumsal mekanizmaların yokluğu, piyasalara uzaklık ve yetersiz insan kaynağı gibi sebepler bu kaynakların gelişimini çoğunlukla geciktirmektedir. Uygun finansman imkânlarının ada devletleri açısından sınırlı olması da bu bağlamda zikredilmesi gereken bir başka faktördür. Yine de bazı ada ülkelerinde

su, rüzgâr ve biyokütle kaynaklarından eskiye oranla daha fazla faydalanıldığı gözlenmektedir.

- Bazı ada devletlerinde yüksek enerji fiyatlarının olumsuz etkisini azaltabilmek için hükümetler dar gelirli kesimlere sübvansiyonlar sağlamaktadır. Ancak bunların beklenen faydayı sağlamadığını ifade eden çalışmalar da mevcuttur. Çünkü ada devletlerinin birçoğunda planlama faaliyetleri enerji hizmetlerinin sunumundan çok enerji tedarikine odaklandığından, nihai tüketicilerin kullandığı araç ve cihazlar ucuz ama verimsiz ürünler olmaktadır.

KKTC enerji sistemi, küçük ada devletlerinin karşılaştığı tipik zorlukları yaşamaktadır. Sistem, tamamen akaryakıtta dışa bağımlıdır ve yüksek, değişken petrol fiyatlarına karşı savunmasızdır. Aynı zamanda özellikle çeşitlilik açısından enerji kaynakları çok azdır.

KKTC’de enerji ihtiyacı için petrol ve petrol ürünleri kullanılmakta ve bunların tamamı ithal edilmektedir.

Ulaşımaraçlarının ihtiyacı için 2012 yılında 232,3, 2013 yılında 229,3, 2014 yılında 232,9, 2015 yılında 245,4 ve 2016 yılında

252,2 milyon litre yakıt (benzin, motorin) ithal edilmiştir (Ticaret Dairesi, 2017). Ülkede elektrik fuel-oil kullanılarak üretilmektedir. Bu nedenle fuel-oil ithali en önemli ithal üründür. Bu kapsamda, 2012 yılında 334,4, 2013 yılında 288,8, 2014 yılında 282,4, 2015 yılında 362,5 ve 2016 yılında 367,1 milyon ton fuel-oil ithal edilmiştir (Ticaret Dairesi, 2017). Mutfakta ve az da olsa ısınma için kullanılan LPG ithali ise 2012 yılında 24,9, 2013 yılında 23,7, 2014 yılında 24,3, 2015 yılında 28,3 ve 2016 yılında 30,8 milyon kg olarak gerçekleşmiştir. (Ticaret Dairesi, 2017).

Petrol ve petrol ürünleriithal edilen ülkelere bakıldığında, KKTC’ye uygulanan izolasyonların ve coğrafi yakınlığın etkisiyle Türkiye Cumhuriyeti öne çıkmakta ve daha sonra bunu İsrail izlemektedir. Diğer ülkelerden de 2015 ve 2016 yıllarında fueloil ithalatı yapılmıştır.19 Özellikle 2012-2014 yılları arasında fuel-oil ithalatı tamamen Türkiye’den yapılmıştır.
2012 yılında 440 milyon Dolarlık ithalat azalan bir seyir izleyerek 2016 yılında 192,7 milyon Dolara düşmüştür. Bu durum, KKTC ekonomisinin petrol fiyatlarındaki dalgalanmaya karşı hassasiyetini de göstermektedir.

1974 yılında yapılan Barış Harekâtı sonrasında sonra elektrik üreten tesislerin Güney Kıbrıs Rum kesiminde (GKRY) kalması, KKTC’nin GKRY’ye elektrik temini konusunda bağımlı olmasına yol açmıştır. 1995 yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin katkılarıyla 120 MW kapasiteli Teknecik Santralinin hizmete girmesi ile sağlanan arz güvenliği, bu bağımlılığı sona erdirmiştir. Bu süreçte, günde 14 saate kadar elektrik kesintileri ortaya çıkmıştır. KKTC’de enerji sektörü üretim, iletim, dağıtım ve hizmet sunum bölümlerinde faaliyet gösteren dikey entegre kamu kuruluşu olan ve 1975 yılında kurulan Kıbrıs
Türk Elektrik Kurumu (KIB-TEK) tarafından yönetilmektedir. KIB-TEK, elektrik müşterilerinin yüzde 100’ünü kapsamaktadır.
2000’lerin başında, elektrik talebinin önemli sıçramalar yaptığı dönemlerde elektrik üretimine yatırımcı çekmek için KIBTEK özel sektör katılımını teşvik etmiştir. 2003 yılında özel bir şirket olan Aksa Enerji Üretim A.Ş. (AKSA), üretime katkısağlamaya başlamıştır. Şirket uzun vadeli enerji alım anlaşması çerçevesinde faaliyet göstermekte ve hâlihazırda şirketeyıllık 700 milyon kWh alım garantisi verilmiştir.KKTC’de 148 MW özel sektöre, 301 MW kamuya ait olmak üzere 409 MW kurulu kapasite bulunmaktadır. Dizeljeneratörlerin frekans katkısı ve reaktif güçlerden dolayı tam kapasite ile çalışamaması nedeniyle, bu kurulu gücün 356MW’lık kısmı kullanılabilmektedir.20 Ağustos 2016’da en yüksek tüketimin olduğu saatte talebi karşılamak için üretimihtiyacının 317 MW’ye ulaşması, mevcut kapasitenin yeterli olmadığını göstermektedir. Bununla birlikte, TeknecikSantralinin 120 MW kapasiteli buhar türbinlerinin ekonomik ömrünü 2025 yılında tamamlaması, özel sektöre verilen 148MW kapasiteli üretim imtiyazının 2024 yılında sona ermesi ve turizm ile yükseköğretimde yaşanan büyümeyle birlikte artanenerji ihtiyacı düşünüldüğünde, orta vadede KKTC’nin ciddi bir enerji yatırımına ihtiyacı olduğu ortaya çıkmaktadır. Kamukaynaklarıyla veya KIB-TEK tarafından bu ihtiyacın karşılanması mümkün gözükmemektedir. İklim nedeniyle güneş enerjisinden faydalanma imkânı olmasına rağmen üretim ölçeğinin çok küçük olması nedeniyle
güneş enerjisi kapasitesi 35 MW ile sınırlandırılmıştır. Bu kapasitenin ise 15 MW’lık kısmı için izin verilmiş ve 6 MW’lıkkısmı faaliyete geçmiştir. Mevcut düzenlemede güneş enerjisi sadece tüketim amaçlı kurulmakta, üretim fazlası nedeniyleiletim sistemine giren elektrik için KIB-TEK tarafından herhangi bir ücret ödenmemektedir.KKTC’de mevcut kurulu güç ile 2016 yılında toplam 1.547.513 kWh elektrik üretimi yapılmıştır. 2011 yılında ortaya çıkan üretim artışı, Rum kesimindeki patlama sonrasında Rum kesimine yapılan satıştan kaynaklanmaktadır.

2016 yılında üretimin yüzde 54,3’ü KIB-TEK tarafından karşılanırken, yüzde 45,7’si AKSA tarafından karşılanmaktadır.

KKTC’de elektrik enerjisi tüketimi konut ağırlıklı olup, konutlar ile bina ve tesislerin soğutma ve ısıtma taleplerine bağlıolarak enerji talebi yıl içinde aylara, gün içinde saatlere göre oldukça önemli değişiklik göstermektedir. 2016 yılında aylaragöre en fazla tüketim 169.281 MWs (Üretilen miktar 169.281 MW/s’tır) ile Ağustos ayında, en düşük tüketim ise 101.213MWs (Üretim 101.213 MWs’tır) ile Nisan ayında gerçekleşmiştir. Buna göre anlık enerji talebi en yüksek seviyesine (PUANT) Ağustos ayı içinde ulaşılmaktadır. Aşağıdaki Tabloda AB ülkelerinde vergiler dahil konutlarda 1 KWs elektriğin perakende satış fiyatı yer almaktadır. 2015 yılında €19,6 cent olan ve 2016 yılsonu itibariyle €17,4 cent olarak hesaplanan21 KKTC elektrik satış fiyatı AB ülkelerinin büyük bir kısmından pahalı olup, on ülkeden daha ucuzdur. Ancak AB ülkelerinin birçoğundan, özellikle elektriğin daha pahalıya satıldığı Danimarka ve Almanya gibi ülkelerde maliyetin yüzde 130’una varan oranda vergi alınmaktadır. Rum
kesimindeki fiyat ise 2015 yılında €19,5 cent iken 2016 yılında €15,3 cent’e düşmüştür. Türkiye’de ise bu fiyat 2016’da €12,7 centtir. Rum kesiminde 2012 yılında tavan yapan brent petrol fiyatı (112$) nedeniyle €27,8 cente ulaşan satış fiyatı, 2016 yılında brent petrol fiyatının (44$) düşmesinin etkisiyle yaklaşık yüzde 45’lik bir azalış göstermiştir. Aynı dönemde KKTC’deki düşüş ise yüzde 23,3 olarak gerçekleşmiştir. Bu durum, petrol fiyatlarındaki azalışın satış fiyatına yansıtılmadığını göstermektedir.

Sistem, “küçük ve izole” olması nedeniyle negatif ölçek ekonomileri ve yüksek işlem maliyetlerinden etkilenmektedir. Ayrıca, gerekli yatırımların yapılamaması ve kaçak kullanım nedeniyle iletim ve dağıtım kayıpları Rum kesiminin oldukça üzerindedir. 2009 ve 2010 yıllarında yüzde 20’nin üzerinde olan kayıplar 2011 ve 2012’de yüzde 5’lere inmiş, ancak 2013 ve 2014 yılarında tekrar artış göstererek yüzde 10’u geçmiştir. 2015 yılında ise kayıp oranı yüzde 9,27 olmuştur.(Rum tarafının 2016 raporu henüz yayınlanmamıştır).

KKTC’de enerji sektöründe politika oluşturacak kurumsal bir yapı ile resmi veya özerk bir enerji düzenleme kurumu yoktur. Yönetim Kurulu idari, mali ve yeniden yapılandırma da dâhil olmak üzere, KIB-TEK’in üzerinde karar verme hakkına sahiptir. Karar verme yetkisinin bir bakanlıktan diğerine sürekli olarak değişmesi ve kurumsal kapasite eksikliği, KIB-TEK’in elektrik ile ilgili politika ve stratejiler üzerinde önemli bir etkiye sahip olması sonucunu doğurmaktadır. Bu açıdan politika
belirleme, düzenleme ve denetleme fonksiyonlarına sahip bir enerji dairesinin kurulması ve KIB-TEK’in Rum kesiminde olduğu gibi fonksiyonlarına ayrıştırılması gerekmektedir.
2013 yılını 83,8 milyon TL zararla kapatan KIB-TEK, 2014 ve 2015 yıllarını sırasıyla 5,9 ve 54,9 milyon TL ile kapatmıştır. 2016 yılında ise kurumun kar miktarı 126,6 milyon TL’ye yükselmiştir. Mali raporlarda dikkat çeken bir diğer husus ise, dağıtım hizmetleri çerçevesinde sağlanan proje giderleri için elde edilen fahiş karlardır. 2016 yılında proje giderleri için 8,3 milyon TL maliyete katlanan kurum, buna karşın 32 milyon TL gelir elde etmiş, yani vatandaşa sunduğu hizmeti maliyetinin 3,8 katına vermiştir. Kıbrıs Türk Ticaret Odasının yayınladığı 2015- 2016 Rekabet Edebilirlik Raporu’nda elektrik hizmetleri kalitesi bakımında 141 ülke arasında 128. sırada yer almaktadır.
T.C. ile KKTC Arasında Elektrik Enterkonnekte Bağlantısı Uluslararası Enerji Ajansı tarafından yapılan enerji tanımı açısından enerji kaynaklarına kesintisiz ve uygun fiyatlarla ulaşılması konusunda KKTC’de sıkıntılar yaşanmıştır. 1995 yılında elektrikte arz güvenliği sağlanmakla birlikte, ihtiyaç duyulan petrol ve petrol ürünlerinin tamamının ithal edilmesi ve elektriğin sadece petrol ürünlerinden üretilmesi, ekonomiyi petrol fiyatlarına ve döviz kurlarına karşı oldukça duyarlı hale getirmektedir. Son dönemde dövizdeki artış nedeniyle son iki ayda elektrik fiyatlarına iki defa olmak üzere yüzde 45’e varan zam yapılmıştır.22 Bahsekonu olumsuzlukların giderilmesi ve elektrikte arz çeşitliliğinin sağlanması amacıyla uzun süredir T.C. ile KKTC Bahse konu olumsuzlukların giderilmesi ve elektrikte arz çeşitliliğinin sağlanması amacıyla uzun süredir T.C. ile KKTC arasında denizaltından kablo ile elektrikte enterkonnekte olunması üzerinde çalışılmaktadır. Bu konu iki ülke arasında imzalanan ekonomik programlara da yansımış, 2010 yılından itibaren imzalanan bütün programlarda yer almış23 ve son
olarak yine iki ülke arasında imzalanan enerji işbirliği anlaşmasının konularından biri olmuştur.

Enterkonnekte sisteme bağlanılması konusunda KKTC kamuoyunda çeşitli tartışmalar olmakla birlikte Birleşmiş Milletler enerji güvenliği raporunda uluslararası enterkonnekte şebekenin enerji tedariği, ekonomik, sosyal, kültürel, teknolojik ve çevre açısından faydaları aşağıdaki Tabloda gösterilmiş

Halihazırda Rum kesimi ile elektrik sistemi arasında alışveriş yapılabilmektedir. Ancak, Rum kesimi ile olan siyasibelirsizlik ve iki ülkenin de petrol ürünleri kullanarak üretim yapması ve fiyatların güney kesiminde kuzeyle paralellikgöstermesi, istenen arz çeşitliliğini ve uygun fiyatla elektrik teminini sağlayamamaktadır.Buna karşın Türkiye’de kömür, doğalgaz, fueloil, su, güneş ve rüzgar gibi bir çok farklı enerji kaynağından üretimyapılması Türkiye’deki elektrik fiyatlarının dışa olan bağımlılığını azaltmakta ve KKTC’ye göre daha ucuz elektrik üretilmesinisağlamaktadır. Ayrıca yukarıda da bahsedilen 2025 yılına kadar yaklaşık 350 MW kapasiteli yeni yatırım ihtiyacınınkarşılanması enterkonnekte bağlantının veyahut bu büyüklükte bir yatırımın ülke içerisinde orta vadede yapılmasını gereklikılmaktadır. Her ne kadar da elektrik açısından Türkiye’ye bağımlı olunacağı itirazı gelse de, aslında enerji ithalat yapılanülkeleri incelediğimizde KKTC halihazırda enerji bakımından Türkiye’ye bağımlı durumdadır.

Öte yandan, yenilenebilir enerjinin depolanmasının mevcut teknoloji nedeniyle mümkün olmaması ve sürekli üretimyapılamaması nedeniyle, ülkeler için üretim kapasitesinin ancak belirli bir yüzdesine kadar yenilenebilir enerji üretimimümkün olabilmektedir. AB bu nedenle yüzde 20 hedefini koymuştur. KKTC güneş enerjisi için iklim olarak oldukça uygunkoşullara sahip olmakla birlikte, mevcut kapasitesinin yüzde 10’u kadar bir kısmını yenilenebilir enerji üretimi içinsınırlamıştır. Eğer enterkonnekte sistem ile bağlantı gerçekleşirse kablonun kapasitesi kadar yenilenebilir enerji için kapasite yaratılmış olacaktır. Örneğin, 200 MW’lık bir kablo için 200 MW’lık bir güneş enerjisi yaratılabilir. Bu durum dışa bağımlılığıazaltacağı gibi, petrol ürünleri ile yapılan elektrik üretiminin çevresel zararlarını da azaltacaktır.Fueloil ile yapılan üretim nedeniyle karbondioksit yayılımı olmaktadır. Amerikan Çevre Koruma Dairesi verilerine görebir ton karbondioksit, 40 dolarlık toplumsal zarara sebep olmaktadır. KKTC’de elektrik üretimi nedeniyle 840 bin ton karbondioksit salınımı yapıldığı göz önüne alındığında, toplumsal zararın yıllık 33,6 milyon Dolar olduğu görülmektedir. 1200 milyon kWh elektrik üretmek için de 84 milyon Dolarlık bir yakıt parası harcanmaktadır (7 dolar cent/kWh). Yani elektrik üretmek için yakıt olarak harcanan her 1 doların 0,40 Doları topluma zarar olarak dönmektedir. Elektriği, tümü güneş ve kablodan temin edilirse 33,6 milyon Dolar tasarruf yapılacaktır.

Sonuç
1974 yılında Barış Harekâtından sonra, KKTC elektrik enerjisi bakımından GKRY’ye bağımlı olmuş, 1996 yılında
tamamlanan üretim tesisleri bu bağımlılığı sona erdirmiştir. Ancak, doğal kaynaklara sahip olmayan ülkenin enerji
konusunda dışa bağımlılığı sona ermemiştir. Elektrik üretmek ve ulaşım için petrol ürünlerine duyulan ihtiyaç artarak devametmektedir. Bu ürünlerin tedariği ağırlıklı olarak Türkiye’den yapılmakla birlikte, Türkiye’nin kendisi de birincil üretici değildir.Ayrıca, petrol piyasasında fiyatların sürekli değişmesi ve ithalatın döviz üzerinden yapılmasının getirdiği kur riskleri enerjiyeuygun maliyetlerle ulaşılmasını engellemektedir. Bununla birlikte orta vadede ülkedeki elektrik üretim kapasitesinigeliştirmek için ihtiyaç duyulacak yatırımların hayata geçirilmesi ve bu yatırımların finansmanı arz güvenliğini tehditetmektedir.
Enerji güvenliği açısından KKTC’deki bu sıkıntıları ortadan kaldırmak amacıyla Türkiye ile enterkonnekte bağlantınınyapılması konusu bir süredir kamuoyunu meşgul etmektedir. Bu konu son dönemde iki ülke arasında imzalanan ekonomikprogramlarda yer almakta ve son olarak yine iki ülke arasında imzalanan enerji işbirliği anlaşmasının konularından biri
olmuştur. Anlaşmaya ve enterkonnekte sistemine yöneltilen temel eleştiriler kablonun Türkiye’ye olan bağımlılığını artıracağıve elektrik fiyatlarının beklenildiği gibi düşmeyeceği yönündedir. Petrol ürünleri ithalatı yapılan ülkelere ve rakamlarabakıldığında, KKTC’nin enerji konusunda halihazırda dışa bağımlı olduğu görülecektir.

Öte yandan KKTC ElektrikMühendisleri Odası tarafından yapılan çalışmada Türkiye’den alınacak elektriğin buradaki fiyatlar üzerinde olumlu etkisiolacağı görülmekle birlikte, enterkonnekte sistemin en önemli etkisinin arz çeşitliliğinin sağlanması ve yenilenebilir enerjidekikapasitenin artırılmasının yerli ve temiz enerji üretimine olan katkısı ile mevcut üretimin çevresel etkilerinin minimize
olmasıdır.Sonuç olarak, Türkiye ile enterkonnekte bağlantının yapılmasının pozitif dışsal ekonomik etkilerinin yanı sıra UluslararasıEnerji Ajansı tarafından “enerji kaynaklarına kesintisiz ve uygun fiyatlardan ulaşmak” olarak tanımlanan enerji güvenliğiüzerinde de olumlu etkileri olacağı açıktır.”
Güncelleme Tarihi: 19 Mart 2018, 10:22
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3