Özgür “Açık 1.2 milyarı buluyor”

Harçlara 2019 yılına girilirken % 30 oranında zam yapıldı. Artan enflasyon oranı da vatandaşın belini iyice büktü.

Özgür “Açık 1.2 milyarı buluyor”

Harçlara 2019 yılına girilirken % 30 oranında zam yapıldı. Artan enflasyon oranı da vatandaşın belini iyice büktü. Hem zamlar hem de artan enflasyon karşısında eriyen vatandaşın cebindeki para dar gelirliyi kara kara düşündürmeye başladı. Son ekonomik verileri ve yapılan zamları Maliye Eski Bakanı Birikim Özgür Haberal Kıbrıslı Gazetesi için değerlendirdi.  Özgür, acilen bir enflasyonla mücadele programının yürürlüğe sokulması gerekiyor. Bunun yanı sıra ileride yaşanabilecek olası krizlerden daha az etkilenmemizi sağlayacak, ekonomimizin kırılganlığını azaltacak hangi yapısal reformların 2019 yılı içerisinde hayata geçirileceğinin de hükümet tarafından açıklanması şart. Aksi takdirde 2019 yılı siyasete güven sorununun da adil olmayan fakirleşme sorunumuzun da katmerlenerek artacağı bir yıl olacak” dedi.

“Cebimizdeki Paranın Değeri Düştü”

Maliye Eski Bakanı Birikim Özgür, 2018 yılında yaşanan döviz krizi nedeniyle ülkemizde çok ciddi bir fakirleşme sürecine girildi. Cebimizdeki paranın değeri düştü, ithal malların fiyatı yükseldi. Hükümet doğru bir yaklaşımla ithalattan alınan vergileri Türk Lirasına sabitleyerek pahalılıkla mücadeleye katkı yapmaya çalıştı. Yaşanan para krizi kamu maliyesini de etkiledi. Kamu gelirlerinde ciddi bir artış yaşandı ancak yapısal sorunlarımızın çözümünü sürekli ertelediğimiz için elde edilen bütçede öngörülmemiş ilave gelirlerle sadece cari harcamalar karşılanabildi. Örneğin döviz cinsinden ciddi bir kamu borç stokumuz olduğu halde borçlarımızın faizini dahi ödemedik ve maalesef kamu borçları 2018 yılında katmerlenerek arttı. Faizlerin yükselmesiyle birlikte bu büyük sorun 2019 ve sonraki yıllarda da çok ciddi bir sıkıntı olarak karşımızda durmakta. Bunun yanı sıra hükümetin 2019 yılına girilirken eşel mobil uygulamasına bağlı olarak kamu çalışanlarına yapmayı öngördüğü bir ücret artışı söz konusu. 2018 yılının birinci yarısında oluşan enflasyona bağlı olarak Temmuz ayında ücretlere yüzde 12,11 artış yapılmıştı. 2019 yılı itibariyle de ilave yüzde 19,88 artış yapılıyor. Toplamda yapılan yıllık artış yüzde 34’ü aşıyor. Kamu harcamalarına ilişkin maaş-odaklı yaklaşım nedeniyle 2019 mali yılı bütçesindeki açık 851 milyon gibi çok yüksek bir miktara ulaştı. Yılın ikinci yarısı için yüzde 19,88 değil örneğin yüzde 15 oranında bir ücret artışı yapılsaydı bu bütçe açığı 250-300 milyon daha düşük olacaktı dedi.

“Açık 1,2 milyarı buluyor”

Özgür, demek ki her bir yüzde 1 ücret artışı 50-60 milyon gibi çok yüksek bir katı gidere sebebiyet veriyor. Gelinen aşamada sadece kâğıt üzerinde görülen 851 milyon tutarındaki açığı değil aynı zamanda dış finansmanla karşılanacak harcamaları da göz önünde bulundurursak aslında cari harcamalarımıza ilişkin açığımız 1,2 milyarı buluyor. Çünkü bütçede öngörülen gelirlerin 350 milyonu Türkiye’den temin edilecek reform destek ödeneğidir ve henüz bununla ilgili bir anlaşma imzalanmadığı gibi imzalandıktan sonra da yıllardır ötelenen reformların günü gününe hayata geçirilmesi durumunda elde edilebilecek koşullu bir gelirden söz ediyoruz. Netice itibariyle 2019 yılında kamu maliyesi ciddi bir bütçe açığı sorunu ile karşı karşıyadır diye konuştu.

“4 Madde de Sıraladı”

Birikim Özgür, “bu açıkla mücadele kapsamında 

1) Türkiye ile dış finansman anlaşmasının imzalanması 

2) Reformların geciktirilmeden hayata geçirilmesi 

3) Kamu harcamalarını azaltacak birtakım acı reçetelerin uygulanması  

4) Mahalli gelirlerin mümkün olduğunca artırılması şart görünüyor. 

Bu dört konu birbiri ile siyaseten de mali açıdan da birbiri ile ilişki olan yani birbirini etkileyen konulardır ve hükümetin dördünü birden uygulamalarına yansıtması halinde bir başarı söz konusu olabilecektir. 1 Ocak itibariyle resim ve harçlara yapılan zamlar tek bacaklı bir masa görüntüsü çiziyor. Kamu harcamalarına ilişkin mali konsolidasyona gidilmediği için mahalli gelirleri artırmaya dönük fahiş zamlar gündeme getiriliyor. Bu sağlıklı bir maliye politikası değildir. Zaten bu tek bacaklı politika ile bütçe açığının kapatılamayacağı da gün gibi ortadadır. Günün sonunda devlet kamu çalışanlarına kepçeyle verip kepçeyle alırken özel sektör çalışanlarına kaşıkla bile vermeden kepçeyle almış oluyor. Bu da haliyle zaten döviz krizi nedeniyle fakirleşen dar gelirli insanlarımızın çok daha ciddi boyutlarda fakirleşmesi sonucunu doğuruyor. İdeolojik açıdan da üzerinde iki kere düşünülmesi gereken, sosyal adalet yönü oldukça zayıf bir uygulama söz konusu. Hâlbuki döviz krizinden hemen sonra topluma hükümetin verdiği mesaj çok açıktı. Denilmişti ki herkes elini taşın altına koyacak. Belli ki ülkemizde herkes eşit ama kamu çalışanları biraz daha eşit! Ülkemizde emeğiyle ve alın teriyle geçinen insanlarımızın bu zamlardan ve adil olmayan fakirleşme sürecinden daha az etkilenmesi için maliye bakanını enflasyonla mücadele kapsamında kamu adına hangi adımları atacaklarını kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyorum. Acilen bir enflasyonla mücadele programının yürürlüğe sokulması gerekiyor. Bunun yanı sıra ileride yaşanabilecek olası krizlerden daha az etkilenmemizi sağlayacak, ekonomimizin kırılganlığını azaltacak hangi yapısal reformların 2019 yılı içerisinde hayata geçirileceğinin de hükümet tarafından açıklanması şart. Aksi takdirde 2019 yılı siyasete güven sorununun da adil olmayan fakirleşme sorunumuzun da katmerlenerek artacağı bir yıl olacak ifadelerini kullandı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner19

banner3

banner18