'Kıbrıs Türk tarafı figüran değil aktördür...'

'Kıbrıs Türk tarafı figüran değil aktördür...'

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, dış politikada da, iç politikada da halkın menfaatleri söz konusu olduğunda, asgari müşterekte birleşmek gerektiğini belirtti.


 

Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay, dış politikada da, iç politikada da halkın menfaatleri söz konusu olduğunda, asgari müşterekte birleşmek gerektiğini belirtti.

Tatar’ın hidrokarbon yatakları konusunda Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile attığı adımların başarılı olduğu yönündeki tespitine teşekkür eden Özersay, kendileri için doğalgaz konusunun sadece maddi anlam taşımadığını kaydetti.

Özellikle doğal gaz konusunda Kıbrıs Rum tarafının tek yanlı yaklaşım sergilediğini anlatan Özersay, son dönemde attıkları adımlardan bahsetti.

Kıbrıs adası etrafında doğal zenginliklere ilişkin tartışmalı deniz yetki alanı bulunduğunu kaydeden Özersay bunun uluslararası hukukta alışıldık bir durum olduğunu belirtti.

Kıbrıs Türk halkının adanın etrafındaki doğal zenginliklerin tamamında hakkı olduğunun tartışmasız olduğunu kaydeden Özersay, attıkları adımların Kıbrıs Türk halkının iradesinden hareketle atıldığını kaydetti.

Özersay, geçmişte daha farklı açıklamalar olsa da son yaşanan tartışmada Kıbrıs Türk tarafının da, Türkiye’nin de güç kullanımı üzerinden adım atmadığını, diplomasi yoluyla hareket edildiğini belirtti.

2001 yılında Kıbrıs Rum tarafının Mısır ile münhasır ekonomik bölge anlaşması yaptığını hatırlatan Özersay, bunun Annan Planı döneminde de gündeme geldiğini ve bu konuya şerh düşüldüğünü söyledi.

TUTUM DEĞİŞİMİ

Kıbrıs Türk tarafının Rum tarafının tek yanlı eylemleriyle ilgili ilk günden beri tutum geliştirdiğini anlatan Özersay, bu konudaki tutarlılığın önemine işaret etti.

2011 yılından itibaren Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye Cumhuriyeti açısından deniz yetkileri konusunda bir paradigma değişimine gidildiğini anlatan Özersay, “ Siz bizimle oturup konuşmazsanız sizin yaptığınız türden eylemleri biz de yaparız” paradigmasına geçildiğini söyledi.

Özersay ikinci paradigma değişikliğinin ise TC-KKTC arasındaki kıta sahanlığı sınırlandırma anlaşması olduğunu dile getirdi.

Rum tarafının ruhsatlandırdığı alanda ilgili şirketin arama yapmasını sağlayamadığını, o alanda fiili kontrole sahip olmadıklarının ortaya çıktığını dile getiren Özersay bunun önemine işaret etti.

Özersay bu noktada yaşanan gelişmelerin fırsata dönüştürülebileceğini anlattı.

Deniz yetki alanlarıyla ilgili çatışmacı olmadan, caydırıcı bir şekilde hareket etmeye devam etmek gerektiğini kaydeden Özersay, gerekirse iki taraflı bir münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasının gündeme gelebileceğini belirtti.

“TÜM GÖRÜŞMELER DEVLET ARŞİVİNDE”

Kudret Özresay, sondaj konusunda yaptığı görüşme konusunda sorulan bir soru üzerine, tüm görüşmelerin devlet arşivinde bulunduğunu, tutanakların usule ve teamüle uygun şekilde ilgili makamlarla paylaşıldığını dile getirdi.

Özersay, başka bir soru üzerine, Türkiye ile yapılan uluslararası anlaşma niteliğindeki kıta sahanlığı anlaşmasının tüm hükümetleri bağladığını vurguladı.

Kıbrıs Türk tarafının süreç içerisinde bir aktör olmasının önemine değinen Özersay, resmin bütününe bakmadan “aktör değil figüran” sözlerini eleştirerek, bu konuda hassas davranılmasını istedi.
Güncelleme Tarihi: 27 Şubat 2018, 16:41
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3