Hedef Türkiye!

Hedef Türkiye!

Candan MERT


Yakın Doğu Üniversitesi(YDÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası ilişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, Haberal Kıbrıslı’ya yaptığı özel açıklamasında dövizin gittikçe yükselmesini dış güçlerin Türkiye’ye olan bakış açısı kapsamında değerlendirirken, “Bu hamlenin dış güçlerin Erdoğan’a seçimi kaybettirmek için yapılan bir hamle olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.


“Seçimler manipüle edilmeye çalışılıyor”


Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, Türkiye’de ciddi bir siyasi kamplaşmanın olduğunu ve bu kamplaşmanın rasyonalitenin önüne geçtiğini kaydederken, bundan dolayı insanların bazı şeyleri tam anlamıyla değerlendiremediğini dile getirdi. Objektif olarak bakılması gerekirse, bu hamlenin TC Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimi kaybetmesine yönelik bir hamle olduğu düşüncesine katıldığını söyleyen Doç. Dr. Işıksal, “Günümüzde büyük spekülasyonlara baktığımızda bunlarda çok ciddi bir Yahudi-Amerikan etkisi olduğunu görüyoruz ve 3 ülkenin de Erdoğan’a karşı bir düşmanlığı var, bu artık sır değil; niyetlerini çok net bir şekilde dile getiriyorlar” ifadelerini kullanırken, bunun gerek Türkiye’deki hükümet, gerekse de başkan değişikliği bağlamında belirtildiğini aktardı. Erdoğan’ın sistematik olarak ‘diktatör’ olarak gösterme çabalarının bulunduğunu belirten Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, bunların özellikle seçim öncesine kadar ekonomik yönden Türkiye’yi çökerterek, parasal değer kaybını sağlamaya ve bu şekilde seçimlerin manipüle edilmeye çalışıldığını düşündüğünü ifade etti.


“Dış borçlar, karşı taraf için bir koz”


Diğer bir yandan bakıldığında Türkiye’nin ciddi bir dış borcunun olduğunu ve bu dış borcun bu yıl içerisinde ödenmesi gereken miktarının 150 milyar dolar civarında olduğunu kaydeden Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, tüm bunların dış güçlere önemli bir koz verdiğini vurguladı. Işıksal, “Türkiye’nin ciddi anlamda sağlam bir ekonomik yapısı olsaydı, bu spekülatörlerin gücü bu kadar etkili olmayacaktı” ifadelerini kullanarak, Türkiye’nin kendi zafiyet ve dış borçlarından kaynaklanan sıkıntıların ülkeyi böyle bir koşula yönlendirdiğini dile getirdi. Bu durumu sadece ‘Batı istedi, Batı yapıyor’ diye değerlendirmenin yanlışlığına değinen Hüseyin Işıksal, objektif bakıldığı takdirde bu noktada Türkiye’nin ekonomik yapısının sağlam olmayışının etkisinin büyük olduğunu ifade etti.


“Dövizle bu çark dönmez”


Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, KKTC’de Euro’ya geçilme ihtimalini mümkün görmediğini kaydederken, “Çünkü bu sadece hükümetin aldığı bir kararla olmaz. Bugün Avrupa Birliği(AB) ve Euro’nun çok ciddi mali disiplinleri vardır, yani sizin enflasyonunuzdan, büyüme oranınıza kadar, gayri safi milli hasılanızdan dış borç oranına kadar çok ciddi ekonomik kriterleri vardır. Bizim bu kriterlere uymadan, ki kendi ayaklarımızın üzerinde bile durmadan, sadece dıştan gelecek olan Euro ya da dövizle zaten bu çarkı döndürmek imkansız. Bunu kaldıracak şekilde güçlü bir ekonomimiz yok, sokaktaki insanlara bu fikir cazip gelebilir ancak toplum çıkarları açısından bakıldığında bunu ben böyle görüyorum” ifadelerini kullandı. Işıksal, böyle bir geçişe altyapı olarak kadrolu olunmamasından ve gerek kurumsal, gerek ülkesel, gerekse de kurumların denetlenmesi anlamında Avrupa para biriminin dışında olunduğundan dolayı bunun yapılmasının mümkün olmadığını aktardı.


“Euro’ya geçilmesi iflasa sürükler”


Euro’ya geçilmesi halinde bütün maaşların da aynı şekilde geçileceğinden dolayı çok hızlı bir fiyat artışının olacağını dile getiren Doç. Dr. Hüseyin Işıksal, “Bunun ardından inanılmaz bir enflasyon olacak ve Rum tarafı ile kıyasladığımızda fiyatlar çok daha fazla olacak. Bu sefer insanların Güney’e geçişi ve alışverişi artacak, dolayısıyla bu durum ekonominin yavaş yavaş çökmesine neden olacak.” dedi. Tüm bunların yanında özellikle üniversiteler ve turizm sektörünün de olumsuz yönde etkileneceğini vurgulayan Doç. Dr. Işıksal, Kıbrıs içerisinin öğrencileri cezbetmeyeceğini kaydederken, “Turizm de aynı şekilde etkilenecek, şu anda kurdan dolayı hala ucuz bir ülke sayılırız. Bütün bunları bir arada değerlendirdiğimizde özellikle ‘ithalata dayalı’ bir ekonomi ile Euro’ya geçilmesi ülkeyi iflasa sürükler. Bundan dolayı ben bu değişimin pratiğe döküleceğini düşünmüyorum” dedi.

Güncelleme Tarihi: 31 Mayıs 2018, 12:50
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3