'Binlerce çocuk istismar ediliyor'

'Binlerce çocuk istismar ediliyor'

Candan MERT


Özellikle son yıllarda dünyada patlak veren savaşların acı bilançosunu çocuklar ödüyor. Kendi ülkelerinden aileleri birlikte ya da bir şekilde kaçırılan çocuklar kimi zaman misyonerlerin kimi zamanda insan tacirlerinin eline düşüyor. Haberal Kıbrıslı Gazetesi olarak geçtiğimiz yıllarda yaşanan mülteci ve kaçırılan çocukların başına neler geldiğini  araştırdık. Bunun yanında tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de ve ülkemizde de çocuklara yapılan şiddet ve istismar olaylarında artış var. Konuyla ilgili uzmanlar  hükümetin alması gereken önlemlerden bahsederken, aynı zamanda ailelere de  büyük görevlerin düştüğünü kaydetti.


Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel ile Dr. Erman Uslu, son günlerde dünya üzerinde ve Türkiye’de de hızla artan çocuk kaçırma durumlarını yetkililer ve ailelerin alması gereken önlemler bağlamında değerlendirirken, Başel, düşüncelerini ‘Yeterli sevgi ortamının bulunmadığı, şiddet kültürünün oluştuğu’ yönünde, Uslu ise ‘ailelerin çocuk bakıcılarına dikkat etmeleri ve çocukların ‘iyiymiş gibi’ görünene kandığından dolayı bu konuda da gözlerini çocuklarının üzerinden ayırmamaları gerektiği’ yönünde aktardı.


AB’de her yıl 250 bin çocuk kayboluyor


Avrupa Birliği ülkelerinde her iki dakikada bir çocuğun, her yıl 250 bin çocuğun kaybolduğu açıklandı.


Listenin başında İsveç var


İsveç adeta çocuklar için bir kara delik gibi. İsveç’te 1400 çocuk kaçırma vakası ile bu alanda kötü bir sınav verdi. Kaybolduğu ortaya çıkarılan çocukların suç örgütlerinin ve misyonerlerin eline düştüğü tahmin ediliyor.


Avrupa’ya göre çocuklar kaybolmuyor


İşin ilginç tarafı İnsan Hakları ve Çocuk Hakları Örgütlerinin raporlarına göre, çocuk kaybolması diye bir hadise yok.


Avusturya’da mülteci olmak esarettir


Mülteci kabulünde en ağır şartları koşan ülkelerin başında Avusturya geliyor. Esir kampları gibi yerleşim yerlerinde mültecilere yaşama hakkı tanıyan Avusturya’da kaybolan 14 çocuktan halen haber yok.


Almanya’da çocukların dini değiştiriliyor


Çocuğa el koymak için bir komşunun beyanını yeterli sayan Almanya’da en çok çocuklar din baskısı görüyor. Ailelerinden koparılan çocuklar burada hristiyan olması  için yoğun bir süreçten geçiriliyor.


Türkiye’de 8 yılda 104 bin 531 kayıp vakası 


Türkiye İstatistik Kurumu’nun Adli İstatistik verilerine göre 2008-2016 yılları arasında resmi olarak kayıp müracaatı yapılan çocuk sayısı 104 bin 531’e ulaştı. Bu rakamların büyük çoğunluğunu ise evden kaçanlar oluşturuyor.


Çocuklara tecavüz ediliyor


Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi’nin konuyla ilgili açıklaması ise şöyle:  Masum çocuklara büyü seanslarında önce tecavüz ediliyor, sonra çeşitli işkenceler uygulanarak kesiliyor. Polis teşkilatları ise suç çeteleri ile mücadele etmek istemiyor ya da yetersiz. Kaç çocuğun bu aşağılık muameleye maruz kaldığı tam olarak bilinmiyor. Sanberg sayıyı, “yüzlerce masum çocuk” şeklinde ifade ediyor.


Başel: “Şiddet kültürünün yayılmasından kaynaklı”


Son günlerde hızla artan çocuk istismarı ve şiddet  olayları bağlamında Haberal Kıbrıslı’ya konuşan Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, bu konudan önce çocukların ebeveynlerini öldürmeye başlamış olmasının nedenlerinin konuşulması gerektiğini kaydederken, bu gibi durumların şiddetin aile ortamında öğrenilen bir davranış haline gelmesinden ve buna bağlı şiddet kültürünün gittikçe yaygınlaşmış olmasından kaynaklandığını ifade etti. Evlatların anne-babalarını öldürmeye teşebbüs etmek ya da yaralamakla ilgili vakaların 1 ay içerisinde arka arkaya dört kez olduğuna ve bu durumun çok ciddi bir hal aldığına vurgu yapan Uzman Başel, maç izlerken, trafikte, alışverişte kasa sırasında, bankada hatta en önemlisi sosyal medyada her şeyin şiddet üzerinden ifade edilmeye çalışıldığını aktarırken, “Şiddet artık bir yaşam biçimi haline dönüştü ve kültüre yansıdı. Herkes sağlıklı değil, bunu görmek zorundayız” ifadelerini kullandı.


“Önleyici politikalarımız yok”


Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, toplumda sorun çözme becerileri olmayan ya da düşük olan, ciddi kişilik bozuklukları bulunan veya yaşamın getirdiklerini kabul konusunda ağır sıkıntıları olan ancak öfke kontrolü bulunmayan bireylerin el yordamı ile yolunu bulmaya çalıştığını belirtirken, bu çerçevede koruyucu ve önleyici bir ruh sağlığı politikasının bulunmadığını dile getirdi. Sürekli bağırılıp isyan edilen çocuk hakları ihlallerinin önlenme konusunun önemli olduğunu vurgulayan Barış Başel, çocukların büyürken dayak yemez, bağırılmaz, aşağılanmaz şiddeti aile ortamında öğrenmez ve duygusal fiziksel anlamda istismar edilmez ise sağlıklı bir birey olarak yetişebileceğini kaydederken, bunun aksi hali olan çocukların koruyucu/destekleyici/geliştirici politikalar bağlamında kapsamlı bir çocuk koruma sistemi oluşturulmaması durumunda bu gibi şiddete yönelik sonuçların kaçınılmaz olacağının altını çizdi.


“Yeterli sevgi ortamı bulunmuyor”


Sosyal Hizmet Uzmanı Barış Başel, tüm bunların yanında gençlerin yeterli sevgi ortamında yetişmediği, aile içi çatışma yaşanan aile ortamlarında büyüyen çocukların aşağılanarak baskı altında tutulduğu bir aile ortamından sonra, yaşama açıldığı süreçte daha kolay bir şekilde riskli davranışlara yönelebilmekte olduklarını ifade ederken, “Ehliyeti aldığında gaz pedalına dokunurken ya da kendisine ‘arkadaşça uzatıldığını düşündüğü’ bir zehre ikinci kez düşünmeden elini uzatabiliyor. Çünkü sevgiyi aile ortamında yaşamamış ve güven duygusunu geliştirememiş oluyorlar.” dedi.  Suriyeli mültecilerin kara sularımızda yaşadıkları dram ve çocukların hayatlarını kaybetmesi çerçevesinde ve insan ticareti bağlamındaki sorunlarına değinen Barış Başel, insan ticaretinin ve modern köleliğin yaşandığının görüldüğünü vurgularken, “Suriyeli mülteciler denizyolu ile, yasadışı yollar ile geliyor ancak diğer yandan kişi başına düşen milli gelirin çok düşük olduğu bir ülkeden 12-14 saat çalışacak bir işçi yasal olarak ülkeye getirilebiliyor; köleliğin adı değişmiş durumda, bu da bir insan ticareti sorunudur” dedi.


“Suç zincirinin halkaları birbirlerine bağlıdır”


Bütün suç zinciri halkalarının birbirlerine bağlı olduğunu, bunun organize ve uluslararası suçlarda kendini daha fazla ön plana çıkardığını kaydeden Uzman Barış Başel, “Biz ‘insan ticareti’ diye bağırdığımız zaman insanlar sadece gece kulüpleri ile sınırlı olarak düşünüyorlar bunu ama sandalına 20-30 mülteci sığınmacı koyan bir insan kaçakçısı, o riskleri almış gelirken birkaç kilo uyuşturucu, yasadışı kullanılmak üzere ruhsatsız silah vb şeyleri de getirecektir, çok boyutlu bir sorundan bahsediyoruz” ifadelerini kullandı.  Başel, sahil güvenliğin, müdahalede etmede bir sıkıntısının bulunmadığını ancak 2-3 sahil botuyla bu kadar uzun sahil sınırları olan bir ülkeyi denetlemek ve korumanın zor olduğunu dile getirirken, bu kadar az sayıda radarla da denizden gelebilecek tehditleri sadece askeri olarak düşünerek ve küçük sandal, balıkçı teknesi olduğunda bunların görülmemesinin, teknolojik yatırım eksikliğinin bir göstergesi olduğunu ifade etti.


Uslu: “Aileler çocuk bakıcılarına dikkat etmeli”


Konu bağlamında Haberal Kıbrıslı’ya açıklamalarda bulunan Dr. Erman Uslu, aileler çocuklarını yetiştirirken konu ne olursa olsun ana amaçlarının onları hayata hazırlamak olduğunu dile getirirken, çocuklarımızı bir ömür pamuklara sarıp kötülüklerden korumanın mümkün olmadığını belirtti. Uslu, “Bunu yapmak mümkün olsaydı da onların kendilerini gerçekleştirmelerine mani olurduk” ifadelerini kullanırken, bu nedenlerden ötürü çocuk ebeveynlerini anlamaya başladığı andan itibaren ona vücudundaki özel bölgelerinin öğretmesi, insanlar arası sosyal mesafeyi kavramasının sağlanmaya çalışılması gerektiğini kaydetti. Bunların yanında çocuğa yardım istemesi gereken durumlarda çığlık atması gerektiğinin hatırlatılmasının önemli olduğunu vurgulayan Dr. Erman Uslu, “Yaramazlık yaptığında seni polise veririm gibi tehditlerde bulunulmamalı, polis zor durumda olduğu taktirde ona yardımcı olacak bir görevli olarak tanıtılmalıdır.” dedi.


Günümüzde küçücük bir bebeğe bile cinsel istismarın olduğunu üzülerek gördüğümüzü kaydeden Dr. Uslu, bu noktada ailelerin bir diğer dikkat etmesi gereken konunun da ‘çocuklarının bakımında yardım aldıkları kişilerin’ olması gerektiğini belirtirken, “Bu kişiler hakkında emin olmadan çocuklarının bakımını teslim etmek konusunda temkinli olmaları, emin olduktan sonra bakım desteği almaları daha iyi olacaktır.” ifadelerini kullandı.


“Çocuklar ‘iyiymiş gibi’ görünene kanıyor”


 Çocuk kaçırma,cinsel istismar , şiddet olaylarını değerlendiren Dr. Erman Uslu, “Yaşanan olaylarda çocukların evlerinin önünden ya da dalgın bir an sırasında ebeveynlerinin yanından kaçırıldıklarını medyadan öğrenmiş olduk. Bu da şu gerçeği gözler önüne seriyor aslında; çocuğunuz kendini koruyacak fiziksel bir güce sahip değilse, ki bu çoğunlukla böyle, oyununa müdahale etmeden ve onun kaygısını artırmadan gözünüzün önünden ayırmamanız gerekir.” dedi. Buna örnek olarak 5 yaşındaki bir çocuğun tek başına kapı önünde oynuyorsa, o çocuğun güvende olduğunun söylenememesini gösteren Dr. Erman Uslu, bunların yanında yapılan sosyal deneylerin, her ne kadar çocuğa ebeveynler tarafından yabancı kişiler hakkında ne yapması gerektiğini öğretilse de, çocukların kendisine iyi ve sempatik davranan birine hemen kanabildiğini gösterdiğini ifade ederek, bu nedenlerin hepsinin ailelerin çocuklarını korumaya yönelik ne büyük bir sorumluluk taşıdığını gözler önüne serdiğini aktardı.


“GPRS takip cihazları önerilebilir”


Konular çerçevesinde ailelere GPRS takibi yapmalarını sağlayan, çocuğun kolundan çıktığı takdirde ya da çocuk belirlenilen sınırlardan çıkarsa anne-babaya uyarı gönderen akıllı saatleri kullanmaları tedbir amaçlı önerilebileceğini kaydeden Dr. Erman Uslu, konuşmasında, “Tabii ki bütün bunlar ailelerin mevcut durumda almaları gereken önlemler. Bir sosyal sorun olarak karşımıza gelen bu durumla mücadele ve çocukların daha güvenli toplumda büyüyebilmeleri için neler yapılmalı bunu ayrıca tartışmak gerekir.” ifadelerine yer verdi.

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2018, 08:52
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner3