Akıncı’nın devre dışı kalmasını gazeteciler yorumladı

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Rum Lider Nikos Anastasiadis ile gayri resmi görüşme de biraraya gelmesi adanın gündeminde önemli bir yer tuttu. Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmeyle ilgili serzenişte bulunmuş ve mütekabiliyet esasına vurgu yapmıştı. İşte bu görüşmeyi Haberal Kıbrıslı Gazetesi Kıbrıs Türk Basını’nın 4 önemli ismine yorumlattı. Farklı bakış açılarıyla Ahmet Tolgay, Sami Özuslu, Tayfun Çağra ve Sabahattin İsmail’in çarpıcı analizleri yaşanan sürece ışık tutan türden oldu.

Akıncı’nın devre dışı kalmasını gazeteciler yorumladı

Haberal Kıbrıslı/ ÖZEL HABER

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, Rum Lider Nikos Anastasiadis ile gayri resmi görüşme de biraraya gelmesi adanın gündeminde önemli bir yer tuttu. Cumhurbaşkanı Akıncı görüşmeyle ilgili serzenişte bulunmuş ve mütekabiliyet esasına vurgu yapmıştı. İşte bu görüşmeyi Haberal Kıbrıslı Gazetesi Kıbrıs Türk Basını’nın 4 önemli ismine yorumlattı. Farklı bakış açılarıyla Ahmet Tolgay, Sami Özuslu, Tayfun Çağra ve Sabahattin İsmail’in çarpıcı analizleri yaşanan sürece ışık tutan türden oldu.

TOLGAY: CUMHURBAŞKANI SERZENİŞİNDE HAKLIDIR

Duayen gazeteci Ahmet Tolgay “Rum yönetimi yıllardır bu politikayı gütmektedir. Kıbrıs Türk Halkı’nı bir kenara itip temasları Türkiye ile yapmak istemiştir. Rumların Kıbrıs sorununun kaynağı Kıbrıs Türk Halkı değil Türkiye Cumhuriyeti’dir, onun içinde bu problemi Ankara ile görüşerek aşabiliriz iddiaları vardır. O iddialar ışığında Türkiye ve Rumlar bu görüşmeleri kurumsal bir yapıya kavuşturur, Kıbrıs Türklerini dışlar ise Güney Kıbrıs kendini zafer kazanmış gibi hissedecektir” dedi.

Tolgay şöyle devam etti;

“Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı yapmış olduğu serzenişte haklıdır. Tekrar bir görüşme başlayacaksa Kıbrıs Türk Halkı masada yerini mutlaka alacaktır.

Tekrar belirtmekte fayda var. Türkiye’nin Rum yönetimini muhatap almasını hep sakıncalı görmüşümdür. Kıbrıs’ta uzlaşamayan iki taraf vardır. Türkiye ile Rum tarafı arasında yapılan Anastasiadis, Çavuşoğlu görüşmesi Kıbrıs Türkü’nün kafasında soru işaretleri oluşturmuştur. Acaba Türkiye ile Rum tarafı anlaşıp bize bir empoze mi yapacaklar endişesini Kıbrıs Türk Halkı taşımaya başlamıştır. Ankara umuyorum ki en yakın zamanda bir açıklama yaparak endişeleri ortadan kaldıracaklar.”

ÖZUSLU: TÜRKİYE DAHİL KİMSENİN İŞİNE YARAMAZ

Kıbrıs Türk Gazeteciler Birliği Başkanı Sami Özuslu ise “bu konuyu ilk günden yorumladım. Orta yerde bir müzakere süreci olmasa dahi Kıbrıs’ta iki taraf vardır. Kıbrıs Türk tarafının dışlandığı gibi bir ortam yaratmak en büyük hata olur. Bu sadece Kıbrıslı Türkleri rencide etmekle kalmaz, adada Kıbrıs Türk varlığının yasal haklarını tartışma haline getirir. Günün sonunda ise Türkiye dahil kimsenin işine yaramaz. Bu tür gayri resmi temaslar yapılacak olsa bile bunun Kıbrıs Türk liderliği ile istişare içerisinde sürdürülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Kıbrıslı Türkler dışlanmış olur. Kıbrıs sorunu Türkiye ve Kıbrıs Cumhuriyeti arasında bir sorun gibi algılanmaya başlar. Birleşmiş Milletlerin adadaki rolü sorgulanır hale gelir. Bu da Kıbrıslı Türklerin özne olma iddiasını ortadan kaldırır.

ÇAĞRA: AKINCI’NIN TEPKİSİ YERİNDE VE DOĞRUDUR

Yeni Düzen Gazetesi köşe yazarı Tayfun Çağra da “Kıbrıs’ta, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum tarafı vardır. Çözüme ulaşmak için mutlaka Kıbrıs Türk tarafı ve Kıbrıs Rum tarafı görüşlerini ortaya koymalıdır. Kıbrıs’taki taraflardan birinin olmadığı yerde tarafların geri kalanlarının bir görüşme yapmaları çok hoş bir durum değildir. Kaldı ki Türkiye her durumda Kıbrıs Rum tarafının muhatabı Kıbrıs Türk tarafıdır derken bu görüşe ters bir şekilde Cumhurbaşkanı Akıncı’nın da haberi olmadan bir tavır geliştirmesi doğru değildir. Çözüm arayışları her zaman olmalıdır. Ancak Kıbrıs Türk tarafı bu arayışların içerisinde yer almalıdır. Dolayısıyla Akıncı’nın tepkisi doğru ve yerindedir tespitinde” bulundu.

İSMAİL: AKINCI KENDİ KENDİNİ DIŞLAMIŞTIR

Haberal Kıbrıslı Gazetesi köşe yazarı Sabahattin İsmail de “Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı kendi kendini dışlatmıştır. Müzakere süreci boyunca verdiği tavizlerde Türkiye’yi devre dışı bırakmıştır. Meclisi, Hükümeti ve Dışişleri Bakanlığı’nı devre dışı bırakmış kendi aklına göre hareket etmiştir. Bunun birçok örneği vardır. Örneğin haritayı Rum tarafına Crans Montana’da Türkiye, Meclis ve Hükümetin bilgisi dışında vermiştir. Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bu haritanın verilmesinden sonra açıklama yapma gereği duymuştur, toprak vermemiz söz konusu olamaz, almamız gerekir demiştir. Yeşilırmak ve Erenköy’ü birleştirmek için Pirgo bölgesini talep etmiştir. Bu da Türkiye’nin verilen haritadan haberinin olmadığının göstergesidir” ifadelerini kullandı.

İsmail şöyle devam etti;

“ Yine Guterres Belgesi’ni Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı Türkiye’nin bilgisi ve onayının dışında kabul etmiştir. Bu belgede garantörlüğün çağdışı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği, Güzelyurt’un da Rumlara verilmesi gerektiği öngörülmektedir. Türkiye’nin, Meclis’in ve Hükümetin bilgisi ve onayı dışında hareket ederek Cumhurbaşkanı emrivaki yaratmıştır. Garantörlüğü masaya yatırarak Meclis’in aldığı kararı çiğnemiştir. Dolayısıyla Sayın Akıncı her kritik konuda Türkiye’yi dışlamıştır ve dışlanmayı hak etmiştir.Son olarak Türkiye yeni bir politika belirlemiştir. Bundan sonra iki devletli çözüm üzerinde görüşmelerin yapılmasını önermiştir. Sayın Akıncı iki devletli çözümü reddetmiştir. Halbuki Rum tarafı iki devletli çözümü gevşek federasyon altında talep eder duruma gelmiştir. Akıncı iki devletli çözümü kabul etmediğine göre Türkiye doğrudan kendisi gayri resmi şekilde ele alma gereği duymuştur. Bunun anlamı Sayın Akıncı’nın kendi kendini sürecin dışına atması ve dışlamasıdır.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner19

banner3

banner18