banner38

“Akıncı, Türkiye ile aynı yola girmelidir”

banner32

Çavuşoğlu’nun açıklamaları ne anlama geliyor?

“Akıncı, Türkiye ile aynı yola girmelidir”
banner37
banner33

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın federasyon dışındaki alternatif çözümlere karşı olduğunun hatırlatılması üzerine Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu bu onun şahsi görüşü olabilir Akıncı Kıbrıs Türklerinin seçilmiş lideri olabilir ancak hem Kıbrıs Türk hükümetinin hem de Kıbrıslı Türklerin söz hakkı vardır dedi. İşte bu açıklamayı Kıbrıs müzakere sürecini yakından takip eden deneyimli gazeteci ve Haberal Kıbrıslı Gazetesi köşe yazarı Sebahattin İsmail, yorumladı. Çavuşoğlu’nun federasyon ile ilgili yaptığı açıklamaya vurgu yapan İsmail, Türkiye federasyon arayışlarına artık son verilmesini ve bundan böyle iki devletli çözümün savunulmasını istediğini göstermiştir ifadelerini kullandı.

“FEDERASYON YERİNE İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM”

Haberal Kıbrıslı Gazetesi köşe yazarı ve usta gazeteci Sebahattin İsmail, “Anavatan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu güneyde yayınlanan Politis gazetesine yaptığı açıklamada aylardır tartışılan birçok konuya açıklık getirdi Önce Çavuşoğlu’nun açıklamalarını bir kez daha anımsatmak istiyorum.. Çavuşoğlu şöyle konuşmuştur: “Kıbrıs’ta başarısız olan federasyon çözümü yerine iki devletli bir çözümün de konuşulması gerekir, bu nedenle önce Rum tarafının nasıl bir çözüm istediğini artık ortaya koyması şarttır” , Politis gazetesinin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın federasyon dışındaki alternatif çözümlere karşı olduğunun hatırlatması üzerine ise Çavuşoğlu şöyle konuşmuştur : “Bu onun şahsi görüşü olabilir. Akıncı Kıbrıs Türklerinin seçilmiş lideri olabilir, ancak hem Kıbrıs Türk Hükümetinin hem de Kıbrıslı Türklerin de söz hakkı vardır. Ancak Crans Montana’da, Cenevre’de, Annan Planı’nda da, bütün federasyon çabaları başarısız oldu. Federal çözüm başarısız oldu. Türkiye olarak bu çözümü hariç tutmuyoruz. Federasyon da olabilir ancak kişisel olarak, bunca yıllık deneyimimiz nedeniyle hep birlikte başka seçenekleri incelememiz gerektiği görüşündeyim.... Annan planında, Türkiye’nin ne kadar esnek olabileceğini gösterdik, başarılamadı. Her şeyden önce neyi müzakere ettiğimiz konusunda anlaşmamız gerek. Ne tür çözüm? Federasyon mu, konfederasyon mu, iki devlet mi, dördüncü veya beşinci seçenek mi? Önce kendi aramızda görüşüp müzakere çerçevesinde, müzakerenin referans şartlarında gayrı resmî uzlaşalım” Çavuşoğlu, Rum liderlerle yaptığı görüşmeler konusunda ise şöyle konuşmuştur: “Rum liderlerle yaptığım görüşmeler müzakere değil, görüşmedir. “ KKTC’ye gittiğimde bütün konuları muhalefet de dahil bütün liderliğe açtım ve hem Anastasiadis’le hem de, Kiprianu’yla gayrı resmi görüşmeler yapabileceğim, yapmam gerektiği konusunda uzlaştık. Kıbrıs Türk liderliğiyle uzlaştığımız bu noktada bir çelişki yok. Aynı zamanda, tıpkı benim Kıbrıslı Rumlarla görüşmede hiçbir sorun görmediğim gibi Yunan tarafının da Kıbrıs Türk tarafıyla görüşmesi gerekir” Bu önemli açıklamaları birkaç maddede toplayacak olursak şöyle bir sonuçla karşılaşırız: 1-Federasyon arayışları çökmüştür, artık iki devletli çözüm görüşülmelidir 2-Akıncı iki devletli çözüme karşıdır ama KKTC Hükümetinin Meclisinin ve Halkının görüşlerini almamıştır. Dolayısı ile bu onun kişisel tavrıdır.. Hükümetin, Meclisin, Halkın da görüşlerini almak gerekir 3-Eğer görüşmeler başlayacaksa, Rum tarafı hangi çözümü görüşmek istediğini ortaya koymalıdır ve iki taraf görüşülecek çözüm formülü konusunda önceden mutabık kalmalıdır.. Başarısız olacak bir görüşmeye yeniden gerek yoktur. 4-Rum liderlerle yapılan görüşmeler için önceden Akıncı ile mutabakata varılmıştır. Üstelik yaptığımız müzakere değildir ifadelerini” kullandı.

Haberal Kıbrıslı Gazetesi köşe yazarı ve usta gazeteci Sebahattin İsmail’in değerlendirmesi yazısı ise şöyle;

1-Federasyon görüşmelerinin çöktüğü herkesin üzerinde mutabık kaldığı tartışma kaldırmayan bir husustur. Nitekim bunu İsviçre görüşmelerinin çökmesinden sonra Akıncı ve Genel Sekreter Guterres bile açıklamışlardır.. Hatta Akıncı’nın “bu bizim kuşağın son denemesiydi, bundan sonraki kuşaklara başarılar dilerim” diye açıklama yaptığı anımsanmalıdır.. Yine ayni şekilde Akıncı’nın 5 Ağustos 2017 tarihinde Yenidüzen gazetesinin tam sayfa manşet haberinde yer alan açıklamasında, “bundan sonra “AB’a üye iki devletli çözüm görüşülmelidir “ dediği bilinmektedir. O zaman şimdi Akıncı’nın iki devletli çözüme niye karşı çıktığı, niye “ille de federasyon” dediği ve niye ille de Türkiye ile çatışma yaratmaya çalıştığı, niye saraydan çıkmayan adamlarını Türkiye ve Çavuşoğlu’na saldırttığı sorgulanmaya muhtaçtır... Kanımca bunun nedeni yeniden aday olmaya karar vermesidir. Akıncı “ille de federasyon “diyen AKEL’in CTP içindeki AKEL’cileri harekete geçirerek, federasyon isteyen CTP’nin aday çıkarmasını engellemek ve “Türkiye’ye karşı direnen federasyoncu lider “ imajı ile seçimlere girmek istiyor.. O nedenle Türkiye ile çatışmayı tırmandırması beklenmelidir. Hatta bir süre sonra Rum işbirlikçisi federasyoncu sendika, dernek ve partilerin alacakları işaretle sokağa dökülerek Türkiye’ye karşı eylemler yapmaları, Halkı Türkiye’ye karşı kışkırtmaları beklenmelidir.. Umarım oy hesapları ve kişisel siyasi hesaplar nedeniyle bu tehlikeli ve en büyük ihanet yoluna girilmez.. Esasen Rum tarafı ile federasyon görüşmeleri çöktüğüne, Rumların eşit egemenlik temelinde federasyon istemedikleri herkes tarafından görüldüğüne göre, iflas eden bir hayal uğruna Kıbrıs Türk Halkına daha fazla zaman kaybettirmekten, daha da kötüsü halkı, olmayacağı açık olan bir federasyon hayali uğruna “federasyoncular ve federasyon karşıtları “olarak bölüp çatıştırmaktan, Anavatana karşı sokağa dökmekten, Türkiye ile KKTC’nin arasını açmaktan daha büyük bir ihanet olabilir mi?

2- Çavuşoğlu’nun “federasyonun çöktüğü ve artık iki devletli çözümün görüşülmesi gerektiği” yönündeki açıklaması, Akıncı’nın, Garantörlüğün iptalini ve taviz haritasına ek olarak çevresiyle birlikte tüm Güzelyurt’un da Rumlara verilmesini öngören federasyoncu Guterres belgesini “stratejik bir anlaşma olarak imzalamayı “Anastasiadis’e önermesi nin, Türkiye’den habersiz ve Türkiye’ye yaptığı bir emrivaki, bir dayatma olduğunu da kanıtlamıştır. Öyle ya, Türkiye federasyon arayışlarına artık son verilmesini ve bundan böyle iki devletli çözümün savunulmasını istediğine göre Guterres belgesi temelinde federasyon görüşmeye devam edilmesini niye istesin? Dolayısı ile Akıncı’nın şahsi hırsları, kaprisleri, takıntıları ve siyasi oy hesapları nedeniyle ne denli tehlikeli yollara girdiği, sadece Hükümeti, Meclisi ve halkı değil, Anavatan Türkiye’yi de dışlayarak geleceğimizi büyük bir tehlikeye attığı net olarak ortaya çıkmıştır

“AKINCI TÜRKİYE İLE AYNI YOLA GİRMELİDİR”

İsmail, “Akıncı’nın bulunduğu makamda, milli mücadele tarihimiz boyunca yanımızda duran, bize maddi manevi, siyasi her türlü desteği veren, bizi mutlak bir soykırımdan kurtaran, güvenliğimizi sağlayan, bütçemize her yıl 600-700 milyon dolar katkı yapan, bugün sahip olduğumuz canımız, özgürlüğümüz, egemenliğimiz, devletimiz, güvenliğimiz, refahımız dahil herşeyimizi borçlu olduğumuz Anavatan Türkiye ile çatışma yoluna girmesi kabul edilemez.. Onu, yaptığı yemini bir daha okuyarak Anavatanla tam işbirliğine girmeye, bu tehlikeli ihanet yolundan vazgeçmeye akıl yoluna, KKTC ve Anavatan kardeşliği yoluna dönmeye çağırmak aklı başında herkesin görevidir diye konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner1

banner3