Akıncı'nın kendi kendine karar verme yetkisi yoktur

Gazeteci yazar Sabahattin İsmail, Mevlüt Çavuşoğlu'nun açıklamalarını Haberal Kıbrıslı'ya değerlendirmeye devam ediyor

Akıncı'nın kendi kendine karar verme yetkisi yoktur
banner23

Esasen izlediği tek yanlı tavize dayalı teslimiyetçi siyaseti ve federasyon politikası iflas ettiği için kullanabileceği başka ucuz malzeme de kalmamıştır. 
Ne ki Türkiye ile çatışan lider algısının oy getirmediği bir gerçekliktir. Halkın yüzde doksanının Türkiye ile zıtlaşma ve çatışma değil, işbirliği ve uyumlu çalışma istediği, çünkü Türkiye’yi Anavatan bildiği ve gönülden bağlı olduğu, Türkiyesiz bağımsız ve egemen bir devlet olarak varolmamızın çok zor olduğunu düşündüğü bir gerçektir. 
Akıncı da Halktan yiyeceği büyük seçim tokatı ile eninde sonunda bunu anlamak zorunda kalacaktır

Akıncı’nın uluslararası bir anlaşma ile elde ettiğimiz bu haklarımızdan, Meclisin ve halkın bilgisi ve onayı olmadan kendi aklına göre vazgeçme hak ve yetkisi yoktur. 
Yine aynı şekilde Akıncı, müzakere süreci boyunca, iki toplumluluk ve iki kesimlilik ilkesini korumak için savunduğumuz kalıcı derogasyonlardan, global takas ve tazminat yoluyla mülk sorununun sıfırlanması ilkesinden, mülkiyette ilk söz hakkının Kıbrıs Türk Halkında olması ilkesinden de, Cumhuriyet Meclisini dışlayarak, kendi takıntısına ve aklına göre vazgeçmiştir. 
Daha da kötüsü, büyük mücadeleler sonucu BM’ye dahi kabul ettirdiğimiz ve bir BM parametresi haline getirdiğimiz “HER TOPLUMUN KENDİ BÖLGESİNDE MÜLKİYETTE VE NÜFUSTA SARİH BİR ÇOĞUNLUĞA SAHİP OLMASI” ilkesini de, tüm Rum-Yunan ve AB üyesi ülkelerin vatandaşlarına sınırsız 4 özgürlük (serbest dolaşma, serbest yerleşme, serbest mülk edinme ve serbest çalışma hakkı) tanıyarak yok etmiştir. Bunu yaparken Lozan’da tesis edilen ve 1960’da Kıbrıs’a da yansıtılan  Türk-Yunan dengesinin korunması için Türk vatandaşlarına da 4 özgürlüğün tanınması şartını savunmadığı gibi, (Rum talebi olan 4 Ruma  1 Türk şeklindeki demografik yapının bozulmaması için) bir Türk’ün vatandaş olmasını, 4 Yunanın vatandaş olması şartına bağlamayı kabul etmiştir. 
Akıncı bu ırkçı ve hegemonyacı Rum talebini de Meclise, Hükümete ve Halka sormadan kabul etmiştir. 
Bu örnekleri daha da uzatmak olasıdır... 
Özetle Akıncı Cumhuriyet Meclisi’ni, Hükümeti ve halkı dışlayarak kendi aklına göre verdiği aklın alamayacağı  korkunç tavizlerle KKTC’yi ve halkımızı uçurumun kenarına getirmiştir. Kıbrıs’ın Türksüzleşmesinin, kısa sürede bir Yunan adası olmasının ve Türk etki sahasından çıkmasının yolunu açmıştır. 
DENKTAŞ DAHİ DAYATMA YAPMADI 
Oysa anımsanacağı gibi milli mücadele liderlerimiz olmasına, müzakereleri 35 yıl sürdüren en deneyimli ve halkın-Türkiye’nin en çok güvendiği lider olmasına ve KKTC’nin kurucusu olmasına karşın, Rahmetli liderimiz Denktaş dahi, Akıncı’nın yaptığı sorumsuzluğu yapmamıştır.. Önemli kritik konular gündeme geldiği zaman konuyu Meclise ve Hükümete götürmüş ve yetki talep etmiştir. 
Dolayısıyla Sn. Çavuşoğlu’nun Akıncı’ya yönelik olarak söylediği “Akıncı ille de federasyon ısrarında kişisel tavrını ortaya koyuyor, oysa orda hükümet, Halk ve Meclis var” sözleri bir gerçeğin ifadesidir, demokratik parlamenter sistemin en temel ilkesidir, KKTC Anayasasının anımsatılmasıdır.. 
Makamı ve sıfatı ne olursa olsun, kimse Cumhuriyet Meclisinin, demokrasinin, demokratik parlamenter sistemin ve KKTC Anayasasının üstünde değildir.. Aksini iddia etmek diktatörlüğe özenmektir, kendini, halkın ve ülkenin geleceği konusunda tek yetkili kişi görmektir..
Bu asla kabul edilemeyeceği gibi, bu zihniyetle emrivakiler yapmak, Meclisi dışlayarak yetkisiz şekilde tavizler vermeye kalkmak da Anayasal bir suç teşkil etmektedir ve sonu da Yüce Divanda yargılanmaktır. 
Çavuşoğlu’nun konuşmasında vurguladığı diğer önemli iki hususu da yarınki yazımda değerlendirmeye devam edeceğim

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner19

banner1

banner3

banner18