İstikrar İçin Dar Bölge Çoğunluk Sistemi Lazım

19.20.20 tarihinde Sn. Yüksek Mahkeme başkanımızın yapmış olduğu ve seçim sistemimizi konu almış olan açıklama hepimizin malumudur. Yargı erkinin en yüksek makamından gelen ve bize seçim yasamızı elden geçirmemizi öğütleyen sese mutlaka kulak vermeliyiz. 

Bilindiği üzere Seçim ve Halk Oylamaları Yasası ile uygulamakta olduğumuz (ciddi yapısal sorunları olan) D’Hont seçim sistemidir. (Bu aşamada, D’Hont seçim sisteminin doğurduğu ciddi sorunları ülkemizde ilk dillendirmiş kişi olan ve öğretilerinden bolca yararlandığım değerli emekli Yüksek Mahkeme Başkanı Sn. Taner Erginel’e teşekkürü bir borç bilirim).

Ülkemizde uygulamakta olduğumuz (zaten ciddi yapısal sorunları olan) D’Hont seçim sistemi üzerine, bir yasa değişikliği marifeti ile, geçtiğimiz yıllarda eklenmiş olan çarşaf liste sonucunda ise genel seçimlerde oy sayım işleminin saatler yerine günlere yayılmış olduğu ve daha da istikrarsız  hükümetler doğurduğu ortaya çıkmıştır. Yani daha iyiye gidiş mümkün olmamıştır.

Yaklaşık 400,000 nüfuslu ülkemizde bu kabul edilebilir bir durum değildir ve seçim sistemimizde çok ciddi sorunlar olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

Ülkemizdeki seçim sistemi ivedilikle elden geçirilmelidir. Seçim sistemimizin tek sorunu çarşaf liste de değildir, yukarıda da belirttiğim gibi seçim sistemimizin kendisi de ciddi yapısal sorunlara sahiptir. 

Nitekim, ülkemizde seçimler çok sık olmaktadır, bu seçimler bizlere istiktarlı hükümetler yerine sıklıkla istikrarsız koalisyonlar vermektedir ve bu koalisyon hükümetleri de sürekli düşmektedir. Dolayısı ile de hiç bir hükümet hükümet programında belirttiği icraatları yapamamaktadır. Neredeyse her hükümet programında yer alan kamu reformu dahi hayata geçmemiştir. 

Bugüne dek hükümetlerimizin ne sıklıkla kurulup bozulduğu, bu hükümetlerin ne icraatlar yapabildiği ve ne sıklıkla erken genel seçime gitmekte olduğumuz da ortadadır. 

Bu durumun tek sorumlusu ise uygulamakta olduğumuz D’Hont seçim sistemidir. Bizim sistemimizde alınan oylar bir takım matematiksel işlemlere tabi tutularak milletvekili dağılımımız ortaya çıkarılmaktadır. İlgilenenler 5/1976 sayılı Seçim ve Halkoylaması Yasası Md 136’yı inceleyerek sistemimizin ne denli karışık bir yapıya sahip olduğuna tanıklık edebilirler. 

Bu tip matematiksel işlemler sonucu ortaya çıkan milletvekili dağılımları ise bizleri, anlaşılması güç ve cidden içinden çıkılmaz koalisyon formülleri ile başbaşa bırakmaktadırlar. 

Buna karşın dar bölge çoğunluk sistemi ile birlikte parlementer sistem uygulayan İngiltere’de hükümetler kolaylıkla değişmemekte, koalisyonlar ise çok nadir durumlarda söz konusu olmaktadır (bu da ülkemizdeki istikrarsız koalisyonların sorumlusunun parlementer sistem olmadığını bize gösteriyor). 

İngilterede seçim bölgeleri küçük ve sayıca fazla olduğundan dolayı da insanlar kişileri oylamasına rağmen seçim sonuçlarının çıkması ise, 60 milyon nüfusu olan İngiltere’de, saatler içerisinde mümkün olabilmektedir. 

Dolayısı ile bizim ülkemizde seçim sistemimizin yarattığı sorunların çözümü, hukuk sistemimizi almış olduğumuz İngiltere’nin dar bölge seçim sisteminde yatmaktadır. Bu sistemi örnek alarak bizler de ülkemizi nüfusu eşit 50 seçim bölgesine ayırır (50 vekilimiz olduğu için) ve dar bölge çoğunluk sistemine geçersek yani İngiltere gibi bir seçim sistemi uygularsak istikrarlı hükümetlere sahip olacağız. Tabi ki seçim sonuçlarımız da daha hızlı bir şekilde çıkacaktır. Bununla birlikte baraj %5 mi olsun %10 mu olsun, baraj demokratik mi gibi tartışmalar da doğal olarak son bulacaktır. Tabiri caiz ise bir taş ile iki kuş vurulmuş olacaktır.

Bunun sebebi ise çok basittir; dar bölge seçim sisteminde bir seçim bölgesinde seçimi kazanmak için adayın o bölgedeki oyların çoğunluğunu alması gerekiyor, her bölgede sadece 1 kişi kazanabiliyor bu da o bölgede en çok oyu alan aday oluyor. Bu kişi de doğal olarak genellikle büyük/güçlü partiden birinin desteklediği adaya veya o bölgede cidden çok sevilen bir adaya nasip oluyor. Diğer bir deyişle, her bölgenin en popüler/sevilen adayı mecliste bölgesini temsil ediyor (kanaatimce doğrudan demokrasiye en yakın sonucu da bu vermektedir). Buna ek olarak insanlar parti yerine şahısa oy verdiğinden dolayı futbol takımı tutar gibi parti tutma yoluna gitmiyor ve mecliste her vekilin 1 bölgesi olduğundan bir bölgenin vekillerinin gruplaşarak sadece o bölge için çalışması da mümkün olmuyor. Çünkü bu sistemde her seçim bölgesi eşit temsil edilmiş oluyor.

Hatırlanacağı üzere, çarşaf liste getirilirken insanların kişilere oy verebilmesi, bölgeciliğin son bulması bunun da daha farklı bir siyaset kültürü yaratması amaçlanmıştı fakat çarşaf liste çözüm yerine daha büyük karmaşa getirmişti.

Bu yüzden, ülkemizdeki seçim sistemini düzeltmek için derhal harekete geçmeliyiz. Önümüzde zaten iyi çalışan bir İngiltere örneği de var olduğu için, seçim sistemimizi çok hızlı bir şekilde sadece günler içerisinde çok iyi bir şekle sokabiliriz. 

Son olarak, parlementer sistemi terk ederek başkanlık sistemine geçişin istikrarlı hükümetler doğuracağına inanlar için belirtmek isterim ki; eğer D’Hont seçim sistemi ile başkanlık sistemine geçsek dahi tıpkı bugün olduğu gibi koalisyonlar yine mecburen kurulacak ve sık sık bozulacaktırlar. 

Şimdiki durum ile başkanlık sistemi arasındaki tek fark; düşen bir hükümet üzerine güven oyu alamayan başbakan ve kabinesi yerine, başkan ve kabinesinin istifa etmesi olacaktır.

YORUM EKLE

banner19

banner1

banner3

banner18