Herkes "iyi"dir...

Hepimizin bir amacı vardır peşinden gittiğimiz. Her birimize aşılanan inançların sadece kendi çekirdek ailelerimize mahsus olabileceğini bilirsek, kendimizi onlardan bize aşılanan inançların arasında ayıkladıkça (soyutlayarak), keşfederek buluruz.

Her birimize aşılanan inançlar neden farklıdır, ve neden kendi kimliğimizle değil de başkaların aşıladıkları inançları ile mücadele içine giriyoruz?

Aşılanan inançlar: kendi çekirdek ailelerimizden bize gelenler deği midir?

Öyle dahi olsa, altında yatan nedenler “gerçek öz kimliğimizi örten nedenlerin olduğunu çözerek keşfertmektir.”

(Kendimizi keşfettikçe soyutlayarak uzaklaştırırız, bir müddet sonra yeniden bıraktığımız yerden devam ettiğimiz ilişkilerle bu kez’ de farklı bir kimlik, kişilik yada keşfettiğimiz öz inançlarımızla çevremizdeki kişilere aktarmaya başlarız.)

Bir de bakmışsınız ki, “ben değişebiliyorsam herkes değişir” diyerek hayata gülümseyerek bakarsınız.

“Iyilik öz’ den gelir.” Güzel bakmak, görmek, değerlendirmek ise, ruhunun dışa yansıttığı, aktardığın ve geri aldığın senden sana olan hediyelerinizdir.

Herkes “iyi”dir, lakin herşeyinle tam ve bütün olamadıktan sonra “iyi” olamazsın. Bir yanın iyi düşündükçe, diğer taraftan kötü düşünüp yapmamak gerekir.

Diyeceksinizki “bu kişi bana kötülük yaptı, nasıl iyi düşüneyim yada olsun?” iyilik, anlayışınıza göre değişirken kendine yönelerek “ben bu kişiye ne yaptım ki, bu kişi’ de bana bu şekilde davrandı?” diye düşünün. EMPATİ yaparak değerlendirin. Geçmişindeki düşüncen yada içinde olduğun enerjinin değişmesi gerekiyor... Soyutlanmasına ( deşifre olmasına) vesile olan nedenlere kızmaktansa teşekkür edip, öz inancına biraz daha yaklaştığını hissedebilirsin.

“İyilik” her insanın ruhuna işleyen, kişiliğini: olumlu, iyi niyetli, pozitif olmasında yardımcı olan ve sağlam temeller üzerine yaşamımızı kurmamızdaki kaynaktır. Dahası, her kapının anahtarı olarak ta söyleyebiliriz…

Dünyamız “Sevgi üzerine kurulmuş olsa bile, olumsuz koşullardan, yansıyan enerjilerin farklı bakış açılarından kaynaklı deneyimleri ve tecrübeleridir. Bu duruma gelmemize neden olan ve farklılaşmamıza etken durum ise, “duygular”dır. Her birimiz, başkaların ( Atalarımızın) amaçlarıyla, inançlarıyla dünyaya geliriz. Özümüzü unutarak, nedenlerimizi sorgulayarak, amaçlarımızı arayarak ve dahası kimliğimizin ne olduğunu keşfederek...

Ben kimim? Sorusu kendini farkettiğin an zihninden kendi gelen olur. Bir çoğumuz bu soruyu kendi kendimize sormuşuzdur. “Neden bu dünyaya geldim? veya geldiysem beni dünyaya kim gönderdi?” diyenler dahi vardır. Neden ise: hayatın akışında zamana “dur” demeden işleyen, yaşamdan dersler çıkartarak ilerlediğimizdir. Her birimiz bir birimize hikayelerimizi yazıp çizip okuyoruz. Gerek yazarak yada yaşayarak, ifade ederek, yansıtarak vs…

Amaç, kendimizi keşfetmektir.

Değişimler: farlı zamanlarda kişiye göre değişen yansımalarla “doğru” zamanımızın geleceğidir..

Sınırlar içinde kendimizi hapsederek yaşarız. Gerçek öz’ de, Genetik ‘de ve Ruh’umuzdaki kimlik, kişiliğimizi örten sınırlara son vermeyi seçelim. Mesela amaçsız gibi duran, her şey ince eleyip sık dokuduğunuz, başka kişilerin istedikleri kimlikle oluşumuzdur. Hayata bağlı kalıp kendini gösteremediğin zamanlardan bugüne uzanabiliyorsak özgürleşmişiz demektir.

Farklı nedenlerle başka düşünmeye yönelebiliriz. Kendini bilen kişiler için bu durum sadece siper alarak kendilerine koruma kalkanı örmektir. Otomatik, iç güdüsel olan bu davranışların kendini bilen kişiler tarafından çok sık yapıldığıdır. Insanlar değişkendir ve olayların akışında sadece beklentilerinize cevap ararken farklı sinerji ve enerjilere saplanıp kalmamalı.

Hayatımız yaşamın içinde sınırları aşabilmemiz için karşımıza çıkarlar. “Olan olmayana bu nedenle iyiki olmuş” deriz ve başka hiç bir enerjiye kapılmadan olan olmayana takılmadan gelip geçen fırtınaları dindirebiliriz böylece.

Bazı olaylarda kendi kişiliğimizle sınanırken bir anda değiştirdiğimiz bakış açılarımızla ruhsal, duygusal yıkımlara neden olan değerlendirmeler zihnimizde türemeye başlar. Hayatın akışında beklentilerini nerede kaybettiğini sorgula? Mutlu olmanı engelleyen, güvensizliğe neden olanı

ve sebeplerinin sana yansımasına neden olduğu kaynağını düşün. Daha başka sebeplerle kötülüğün içinde “FENA” düşüncelerinle silkelenmene neden olanı kimlerden satın aldığın önemli…

yaşanan olumsuzluklara rağmen iyiki olmuş demeye devam edebiliriz. Bana göre herkes “iyi”dir ve herkesin kendine ait yaşantısında kim ne düşünürse düşünsün sen iyi olmaya devam et! diyen, beni dürtükleyen bakış açılarım her zaman yoktu, ta ki silkeleneyim ve kendim için yaşamaya başlayım. Yaşanılanlar sebepsiz değildir. Yapılan yanlışların sorumlusu başkaları olsada sende var olanların sana yansımaları sonucu %50 sorumlusu da kendinsin. Bu büyük bir suçlama gibi gelenbilir! Öyle de olsa, sebeplerin değişkenliğinden sorumlu olan kimliklerle karşılıklı alma verme enerjilerin yansımaları bizi olgunaştırarak özümüze doğru ilerleyebilmemiz için silkeler. Iyiliğin önünde duran kötülüğün sebepleri ve ilerlememize engel olan tıkanıklıkların kaynağı her ne ise. Bırakmaya gönüllü olan kişilerin değişime geçmesi ile yüzleşmeler olacak.

Ilerlememize engel olan inançlar, yargı, eleştiri ile mücadele ederiz. Kimin nedeni veya niçinleri dürtüklüyorsa amaçsız, nedensiz değil. Her zorluğun ardından daha güçlü olmaya yarar. Olumlu tarafından olaylara bakarken kim ne olursa olsun sen iyi ol!, iyi düşün!, güzellikleri içinde yarat!.

Zamandır seni sen yapan. Kimyana geri dönmek: içsel huzuru, mutluluğun ile değişmeyenlere karşı siper alırken rahatlıkla ilerlediğini görebilirsin

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18