banner53

banner52

banner20
14 Aralık 2017 Perşembe

“Elektrik kesintisine bağlı şehir içi kesintileri, skandaldır”
banner26

Hastalıklarla yüzleşmek 2: Hastalığı kabullenmek

23 Mart 2015, 15:44
Bu makale 2737 kez okundu
Hastalıklarla yüzleşmek 2: Hastalığı kabullenmek
Esra DAĞLAR
İnsan hayatı boyunca çokça şeye sahip olabilir; ev, araba, aile, çocuk, para, meslek, iş kariyer… Belki sizin aklınıza daha fazlası geliyor olabilir. Tabi bir de sahip olmak adına yaptıklarımız var. Biraz daha özelleştirirsek eğer yaşıyorsak bir şeyler yapabiliriz ve bir şeylere sahip olabiliriz. Yaşamak içinse esas olan nefes alabilmektir. Yani eğer nefes alıyorsak, yaşıyorsak, sağlıklıyız demektir. 
Sağlık kelimesini hemen her gün kullanırız. Laf arasında geçse de içerdiği anlam ve yansıttığı durum çok önemlidir aslında. Günümüzde doktorların eline doğuyoruz, sonrası da böyle devam ediyor. Okuyan, çalışan ya da gezen varlıklara dönüşüyoruz. Tabi eğer “sağlık”lıysak!!!
Hayatın döngüsünde uğraşıp gidiyoruz her gün. Herkes kendi hayat çerçevesine göre bir şeyler için emek harcıyor. Gözlerimiz ne de çok şey görüyor, neler neler duyuyoruz. Duyuyoruz ve unutuyoruz ya da bilinçdışımıza atıyoruz. Gün geçmiyor ki bir kaza haberini okuyoruz, bir hastalık ya da ölüm haberi çalınıyor kulaklarımıza. Tüm bunları yaşıyoruz ve unutuyoruz. Bizim başımıza hiç gelmezmiş gibi devam ediyor yaşam. Aslında doğru düşünce de bu, çünkü risklere kapılıp hayatımızı devam ettirmek zor olurdu. Ama günlerden bir gün sağlığı tehdit altına giren, risk altında olan kişi biz oluyoruz…
Demiştim ya sağlıklıysak her şeyi yapabiliriz diye, ciddi bir sağlık problemiyle yüzleşmek gerektiğinde yapamama duygusu, hayatın tehdit altında olması, muhtaç olma korkusu gibi durumlarla çerçevelenir ömür. Bu yüzden hastalıklarla yüzleşmek kolay değildir. 
Elde tutulmaya çalışan hayatı tehdit eden, organların ya da bedenin işleyişine zarar verebilecek, ömür boyu sürebilecek, nüksetme riski taşıyan yani bir anlamda kronik hastalık tanısıyla karşı karşıya kalan kişiler hastalığın kabullenilmesi sürecinde bazı aşamalardan geçerler.
İlk tepki ”şok” olma durumudur. Şaşkınlık hali, durumdan kopma, gerçeğin uzak tutulması gibi tepkilerin verildiği bu dönemden sonra kişi toparlanmaya başlar ve hemen ardından inkar dönemi baş gösterir. Hani demiştik ya kişi kendi başına geleceğine inanmaz diye, bu aynı durumdur. Tanıyla ilgili şüpheler başlar. Tahliller, doktorlar derken sürekli bir hata aranmaya başlanır. Bu aşama aslında kişiye yardım eder ve hastalıkla kişi arasında bir tampon görevi görür. Çünkü zaman içinde kişi sorgulayarak yeni hayatına uyum sağlamaya başlayacaktır. Tabi çok yoğun inkar varsa ve kişi tedaviyi reddediyorsa psikolog ve psikiyatristler işin içine girmelidir.
İnkarın ortadan kalkmasıyla beraber kişi öfke dönemine girer. “Neden ben?” sorusu kişinin hayatının merkezine yer eder. Kızgınlık ve öfke hem çevreye, hem aileye hem de sağlık ekibine yönelir. Herkes için sabırlı olunması gereken bu aşamadaki öfkenin asıl sebebi hastalığa, kadere, şansa yöneliktir. “Neden ben?” sorusu ve cevaplarının oluşturduğu kızgınlık döneminde kişi çoğu şeyden mutsuz olur. Eğer çevresindekilerden öfkeyle karşılık alırsa kızgınlığı pekişecektir. Bu aşamada onu gerçekten dinlemek, eleştirmemek, kendini sansürsüz ifade etmesini sağlamak yardımcı olacaktır.
Öfkeden sonra pazarlık aşaması gelir. Bu, çocuklukta yapılan pazarlık gibidir. Hem ebeveynlerin hem de çocukların bir şeyi elde etme durumuna yönelik pazarlıkta bulunduğunu biliriz ve hatta yaşamışızdır. Bilimsel olarak bir öğrenme yöntemi de olan bu durum hastalığı kabullenme sürecinde tekrar yaşanır. Buradaki asıl amaç istenmeyeni ertelemektir. Kişi bir tarih, bir durum belirler. “Çocuklarımın evlendiğini göreyim”, “Görmediğim ülkelere seyahat edeyim”, “Yapılacak olan işlerimi bitireyim” gibi pazarlıklar başlar. Tam bu noktada çocuklukta ya da çocuklarına yaptığı gibi iyi davranış kalıpları öne sürülür, “İyi bir insan olacağım”, “ Yalan söylemeyeceğim” gibi… Genelde bu pazarlıklar dini boyutta olur, Allah’la yapılan gizli anlaşmalar şeklindedir. Dini inanca düşkünlük hastalık süresince gözle görülür bir şekilde artabilir.
Kişi bu aşamayı atlattığında kayıp duygusuyla baş başa kalır. Tanı konulmuş, hastalık ilerlemiştir. Meme kanseri olan bir kadının memesi alınırsa kadınlığını kaybettiğini, şeker hastası ise herşeyden yoksun kalacağını düşünebilir. Maddi ve manevi kayıpları da eklediğimizde, kişi kayıp duygusunu çok yoğun yaşamaya başlar. Kişi hastalığa bağlı kayıplara veya kaybedeceklerine yönelik endişelerle depresyona girer.
Tüm bu aşamaların sonucunda kişi kabullenme evresine gire ki bunun anlamı diğer aşamaları yaşayıp tamamladığı ve inkarını, öfkesini, kayıplarını ifade edip içselleştirebildiği anlamına gelir. Kişi bu noktada kayıplara ve yeni yaşamına hazırlıklı durumdadır. Çok zor bir süreci tamamlayıp umudu açığa çıkardığı bir döneme gelir.
Anlatması kolay olup birkaç satıra sığsa da yaşaması çok zor ve uzun olan bir süreç bu aslında. Tüm hayatın değişmesi, baştan şekillenmesi, kırılmak ve tekrar toparlanmak yıpratıcı olabilir. Sosyal, tıbbi ve manevi destek hayati önem taşır. Eğer kişi hastalığı bir bitiş değil, farklı bir döneme başlangıç olarak görebiliyorsa hayatını yararlı olarak düzenleyebilecektir…
Huzurlu ve umut dolu günler dilerim…
Psikolog Esra Dağlar
daglaresra@yahoo.com

Haberal Haber içi -->

Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!

  • Ad Soyad:

  • Yorum:

  •  

    @name x

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
    KKTC'de şimdi bir Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılsa kimin Cumhurbaşkanı olmasını isterdiniz?

    YAZARLAR Tümü
    banner50
    HAVA DURUMU
    Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
    HaberalKibrisli -->

    izmir escort bayan

    SPOR TOTO SÜPER LİG
    Tür seçiniz:
    E-Gazete
    • Haberal Kıbrıslı Gazetesi - Haber Merkezi - 13 Aralık 2017 Manşeti
    SENDE YAZ
    Ziyaretçi Defteri
    Ziyaretçi Defteri

    Siz de yazmak istemez misiniz?

    Ziyaretçi Defteri
    ARŞİV