Ekonomik krizin önemli bir nedeni de ekonominin Güney’e kaymasıdır.

Güney’e geçiş kapılarının açılmasıyla birlikte ekonominin Güney’e kayma süreci de başladı…
Karşı karşıya bulunduğumuz ekonomik krizin temel nedeni yapısal sorunlar ve döviz kurundaki artış iken, bir diğer önemli nedenin de ekonominin Güney’e kayması gerçeği olduğu gözardı edilemez
Kıbrıs Türkleri, kredi kartı ve nakit olarak Güneyde yılda 40-50 milyon euro para harcıyor..
Buna karşılık Rumların hem Türkiye ve hem de KKTC’de yaptıkları toplam alış-verişin tutarı ise yılda 8-10 milyon Euro civarındadır…Ve asıl önemli olan Rumlar bu paraları çarşıya canlılık getirecek alış-verişlere değil, ekonomiye hiçbir katkısı olmayan kumarhanelere ve çok merak ettikleri Türkiye’yi tanıma gezilerine harcıyor…
Bir başka deyişle Rumlar KKTC mağazalarından alış-veriş yapmıyor..
Rum hükümeti de geçiş kapılarında aldığı sıkı önlemlerle Kuzey’den alış verişi önlüyor..
Bizim nüfusumuz onların üçte biri olmasına, ekonomimizin büyüklüğü onların ekonomisinin yarısından da küçük olmasına ve gelir düzeyimiz onlardan daha düşük olmasına karşın, Rumlardan 5 kat fazla harcıyoruz…
Bunun sonucu olarak, işyerlerinin geliri azalıyor, işsizlik artıyor, devlet vergi gelirlerini kaybediyor…
 Biz bunun böyle olacağını görmüş ve Lokmacı sınır kapısının açılması için kampanya yapanları, işadamlarını ve küçük esnafı daha o günden “yanlış yapıyorsunuz, kendi kuyunuzu kazıyorsunuz, hepiniz batacaksınız, alış-veriş Güneye kayacak ama Rum sizden hiçbirşey almayacak” diye uyarmıştık…
Dediklerimiz hep çıktı…
Şimdi Lokmacının açılması için eylem yapan esnaf  “Güneyden alış-veriş önlensin” diye feryat ediyor…
Diğer yandan ise Rum yönetimi KKTC ekonomisini çökertmek ve “tek meşru devlet” safsatasını bize empoze etmek için, Rum limanlarından ticareti ve Türklerin Rum işadamları ile ortaklık kurmalarını teşvik edecek milyonlarca dolarlık bir teşvik paketini daha ilk günden uygulamaya soktu..
Bu pastadan pay kapmak isteyen kimi işadamları Rumlarla ortaklıklar kurarak şirketlerini Rum devletine kaydederken, kimi işadamları da dolambaçlı yollarla Rum limanlarından, Rum yönetiminin belgeleri ile ihracat yapmaya başladı…
 Tüm sektörlerin, tüm sivil toplum örgütlerinin ortak bir platformda bir araya gelip konuyu tartışmaları ve ekonominin Güney’e kaymasını önlemek, her yıl Rum’a akıtılan 40-50 milyon euro’nun KKTC’de kalmasını sağlamak için alınacak  önlemleri belirlemeleri şarttır…
Borç ertelemesi isteyen iş adamları, maaş artışı isteyen  sendikalar, ucuz kredi ve teşvik isteyen esnaf , sanayici ve işveren örgütleri bu sorumluluktan kaçamaz…
Hükümet ve örgütler hiç olmazsa bu kriz döneminde “yerli malı kullanalım, KKTC’den alışveriş yapalım” kampanyası başlatmalıdır..
Hükümetin dün açıkladığı 23 maddelik önlem paketi içinde Güney’den alış-verişi önlemeye yönelik tek bir maddenin bulunmaması büyük bir eksikliktir..
Bunun nedeni nedir?
Güneye akan 40-50 milyon euro’nun önemsiz olduğu mu düşünülmektedir?

KİMLER GÜNEY’DE HARCAMA YAPIYOR?

Ticaret Odası’nın geçmişte yaptığı bir araştırmada, Güney’den alış-veriş yapanların büyük çoğunluğunun KKTC Devletinden maaş çeken kamu görevlileri ve iyi kazanan özel iş sahipleri olduğunu kanıtlamıştır...
Buna, KKTC’de yaşayan ama günü birlik geçişlerle Güney’de çalışan 5 bin civarındaki işçiyi de eklemek gerekmektedir…
Bir başka deyişle, herkes bindiği dalı kesmektedir...
Kamu görevlileri KKTC devletinden aldığı maaşı Rum’a akıtarak, kendine yüksek yaşam düzeyi sağlayan ve varlık nedenleri olan devletin altını oyarken, yüksek gelir sahibi iş çevreleri ve aileleri de, kendilerinin en büyük rakibi olan ve onları yutmak için büyük bir iştahla saldıran Rum ekonomisine para akıtmaktadır...
Sonra da dönüp, gelirsiz bıraktıkları devletten memurlar maaş artışı, eşel mobil; işadamları da ucuz kredi, ucuz enerji ve teşvik istiyorlar… “Ekonomik kriz var, döviz uçtu, hükümet acil önlem alsın” diyorlar…
Güney’de çalışanlar ise, KKTC’nin imkanlarını, yollarını kullanmakta, eğitim, sağlık ve belediye hızmetlerinden yararlanmakta, ancak vergisini Güney’e vermekte, alış verişini Güney’den yapmakta ve KKTC ekonomisine neredeyse hiçbir katkıda bulunmamaktadırlar…
Bütün bunlara şimdi bir de döviz kurundaki artışın getirdiği ek sorunlar ilave olmuştur..
Ciddi bir hükümetin bütün bu hususları bir bütün olarak ele alması şarttır..

RUM SİLAHLANMASI FİNANSE EDİLİYOR

En kötüsü ise Güney’e akıtılan bu paralarla Rum silahlanmasının finanse edilmesidir…
Anavatanın kendi fakir Halkının boğazından keserek bize gönderdiği paralardan Güney’de harcanan her kuruş; silah, mermi, tank, füze olarak, günü geldiğinde bize  ölüm kusmak üzere Rum silah depolarına girmektedir…
Rum yönetiminin bütün Dünyada aleyhimize yürüttüğü propaganda kampanyasını finanse etmektedir…
Bize düşmanlık kusan, topraklarımızda gözü olan, bize egemen olmak isteyen, Rum devletinin ve ekonomisinin güçlenmesine, Rum şirketlerinin büyümesine ve Rum Halkının zenginleşmesine yaramaktadır… 
Bunu da mı göremiyoruz? Bu gaflet daha ne kadar sürecektir?
Hükümet vakit geçirmeden bir EKONOMİ KONGRESİ toplamalıdır…
Bu Kongreye tüm ekonomi, işadamı ve esnaf örgütleri yanında tüm üniversiteler, büyük yatırımcı şirketler, sendikalar ve örgütler de katılmalıdır…Bu toplantıdan herkesin kabul edip uyacağı ulusal bir ekonomik program çıkmalı ve bu program, Anavatanın da desteğiyle kararlılıkla uygulanarak KKTC kendi ayakları üzerinde duran bir devlet haline getirilmelidir..KKTC’nin yapısal sorunlarının ve ekonominin Güney’e kaymasının önüne ancak böyle bir ortak mutabakatla geçilebilir…

YORUM EKLE

banner1

banner3