Çocuklar ayrı aileler ayrı yarıştı

Kolejlere giriş sınavı geçtiğimiz geçtiğimiz hafta sonu yapıldı. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne ulaşan bir veli çocukların küçük yaşta böyle bir yarışa girmesini eleştirdi, kızlarımın psikolojisi bozuldu dedi. Sınav sorularında da yanlışlık olduğunu iddia eden veli, Milli Eğitim Bakanlığı’nı eleştirdi. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne konuşan  Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlık Müdürü Adnan Eraslan, soruların müfredata göre hazırlandığını belirtti. Uzman Sosyolog Nihal Salman çocukların küçük yaşlardan itibaren sınav sisteminin içerisine devlet tarafından sokulmasını eleştirdi.

Çocuklar ayrı aileler ayrı yarıştı

Kolejlere giriş sınavı geçtiğimiz geçtiğimiz hafta sonu yapıldı. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne ulaşan bir veli çocukların küçük yaşta böyle bir yarışa girmesini eleştirdi, kızlarımın psikolojisi bozuldu dedi. Sınav sorularında da yanlışlık olduğunu iddia eden veli, Milli Eğitim Bakanlığı’nı eleştirdi. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne konuşan  Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlık Müdürü Adnan Eraslan, soruların müfredata göre hazırlandığını belirtti. Uzman Sosyolog Nihal Salman çocukların küçük yaşlardan itibaren sınav sisteminin içerisine devlet tarafından sokulmasını eleştirdi.

Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne ulaşan bir veli şu mektubu yazdı;

Öncelikle belirtmek isterim ki hırslı ve çocukları koleje girsin diye hırs yapan bir anne değilim hiç olmadım. Ancak maalesef ki sistem bunu gerektirdiği için sisteme uymak zorunda kalan bir anneyim. İsmim Nihan, Çatalköy ilkokulunda okumakta olan ikiz kız çocuk annesiyim. Maalesef ki sistem bunu gerektirdiğinden bu sene çocukluklarını unutmuş iki çocukla koleje hazırlanıyoruz, daha doğrusu hazırlanıyorduk. Koleje hazırlanmamızın sebebi “çocuğum kolejde okuyor” demek değil daha kaliteli ve düzgün eğitim almalarını sağlamak için. Yoksa her fırsatta da söylediğim gibi bir çocuğum kazanıp diğeri kazanmazsa endişesi yaşayan biri olarak hiç kazanmamalarını tercih ederim. Süleyman Gelener ( KTÖS Yönetim Kurulu üyesi) in de yakın zamanda yazmış olduğu yazısında da belirttiği gibi “On yaşındaki çocuklarımızın okul durumlarını eğitim bilimleri açısından değerlendirmek gerekirse; ilk olarak bu yaştaki çocuklarımızın başarılı veya başarısız diye ayrılması doğru değildir. Daha da önemlisi Somuttan soyuta doğru bir öğrenme yöntemiyle eğitim-öğretim çalışmaları yürütülmelidir. Yani yaparak-yaşayarak öğrenme metotları uygulanmalıdır. Bizim okullarımızda ise KGS sisteminden dolayı sistem sınava yönelik soyut, gerçekle ilgisinin kurulmadığı eğitim durumları ortaya çıkmaktadır. Sınavlar değerlendirme için kullanılan araçlardan sadece biri olarak kurgulanmak yerine tam anlamıyla bir hedef haline getirilmiştir. Bu yöntem çocukların bilişsel durumlarına uygun değildir. Ayrıca yarışmacı bir sınava oyun çocukları dediğimiz yaşta hayattan ve oyundan kopartılarak hazırlanmak zorunda bırakılan çocuklarda hem de başarının soru çözme tekniklerine göre sınırlandırılması erken yaşlarda stres ve psikolojik travmalar yaratmakta uzun yıllar bunların etkisi devam etmektedir.” Ne kadar da haklı ve ben nasıl da bu çarkın içine kapıldım bilemiyorum. Ayrıca yine aynı yazıda belirttiği gibi “KGS için soru çözme teknikleri ile hazırlık sınavları bağlamında özel dersler ve dershane sistemi bir alternatif olarak devreye girmiştir. Bunun sonucu olarak para ile alınıp satılan bir sistem ortaya çıkmış ve ekonomik olarak farklı sınıfta olan öğrenciler arasında bir fırsat eşitsizliği yaratılmıştır. Bir ailenin özel ders veya dershane için öğrenci başına ortalama aylık gideri 500 ile 1000 TL arası bir miktarda değişmektedir. Dershane ve etüt merkezlerinin ana kaynağını oluşturan KGS sistemi Yıllık olarak 60 milyon TL’ye varan önemli bir piyasa oluşturmuş durumdadır” demektedir. Bende çocuklarımı Eylül ayından beri çok memnun olduğum bir dershaneye yolluyorum. Hem ben hem çocuklarım çok memnun hani Koleje hazırlıktan da öte bu seneden sonraki orta okul Hayatlarında da dersler hususunda çok yardımcı olacağını da düşündüğüm için yollamaya da devam ettim sadece koleje hazırlamak için değil. Ama bu da sonuçta bu sistemin bir parçası. Girne bölgesinde bir adet ortaokul bir adette lise bulunmakta, O okullardaki öğretmenler kızmasın gücenmesin ama okulların durumu malum. Ben 1989 yılında annem eğitiminden memnun kalmadığı için Lefkoşa Türk Lisesinde eğitimini tamamlamış biriyken bu zamanlarda hani gazetelerde de okuduğumuz haberlerdeki bircok olaylara bu okullarda şahit oluyorken çocuklarımı nasıl gönül rahatlığıyla o okullara göndereceğim o da tartışılır. Dediğim gibi ne öğretmenler ne o okulda okuyan öğrenciler ne de velileri kızmasın gücenmesin gerçekleri belirttiğim için. Gelelim diğer konuya KGS için kayıt yaptırırken ikametgah öğrenci belgesi gibi bilimum belgelerin istemesinin sebebi nedir acaba? Lefkoşa’da ikamet eden ve öğrenim gören bir çocukta puanı düşük diye Girne’deki koleje başvuru yapabiliyorsa eğer nedir onca evrakın mantığı? 

Şimdi gelelim asıl konuya, ekte tek tek belgeleri ile sunacağım sorulara. Bilir misiniz ki bu sene KGS 1 in ilk etabından çıkan tüm çocuklar gayet mutlu ve kolaydı diyerek çıkmışken ikinci etabından her 5 öğrenciden biri ağlayarak çıktı. Şimdi ben bin bir emekle büyüteceğim soru hazırlama komitesinde yer alan 3-5 öğretmen ya da yetkili benim çocuğumu ağlatacak. Pardon ama hangi hakla? Tek tek değinmek gerekirse 1- Ekte göreceğiniz 9 numaralı matematik sorusu 3 işlemli bor soru. İngilizce ve matematikten oluşan ikinci etabın süresi 1.5 saat ve sadece bu soru en az 6-7 dakikalık bir işlemle 43 yaşımda olan ben ve birkaç veli tarafından çözümlenmiştir. Siz henüz 10 yaşındaki çocuktan Koleje Giriş sınavında böyle bir soruyu çözebilmesini mi bekliyorsunuz? Siz bu soruyu mecliste vekillerinize verin 5 dakikadan önce çözebilirlerse ben hepimizden tek tek özür dileyeceğim. 

2- İngilizce sorularındaki birinci soruda analog bir saat resmi ile çocuklara saati soruyorsunuz üstelik henüz müfredatta daha saatlerin Türkçesini öğrenmemiş çocuklara. Hadi onu da geçtim İngilizce derslerinde eğitimi “geçe past” “kala to” olarak yazılır diye öğrettiğiniz bir sistemde (örnek vermek gerekirse ten to two ikiye on var gibi) analog saatin üzerinde saat ikiye on kala olarak çizilmişken siz cevaplarda buna yer vermiyor çocuktan saat 1.50 (one fifty) demesini bekliyorsunuz. İyide ikiye on var diye öğrettiğiniz bir şeyin 1.50 olduğunu o çocuk bilemez ki. Digital saat resmi koyar onu da öğretir sorarsınız hata yaparsa o zaman not kırarsınız. Henüz 10 yaşında oldukları için o kadar saflar ki yazım hatası olmuştur deyip büyük çoğunluğu ten past two (ikiyi on geçiyor) işaretlemiş çocuklar. 3- Başka bir soruda Do you work here sorusu sorup cevapta çocuğun tabi yine 10 yaşında olduklarını göz önünde bulundurursak burda mı çalışıyorsun sorusuna evet ya da hayır yani yes ya da no ile başlayan bir cevap vermesi uygunken sizler o yaştaki çocuğun can I help you yani evetle bile başlamadan yardımcı olabilir miyim cevabıyla bağdaştırıp doğru cevabı vermesini mi bekliyorsunuz? O zaman PES!!! Başka bir konu hatta en önemlisi gözetmenler çocuklara sürekli “30 dakika kaldı, 20 dakika kaldı,10 dakika kaldı” diyerek çocukları iyice strese sokma hakkına sahip değiller. Benim çocuklarımdan biri “son7 dakika” dendiğinde 27 abuk sabuk matematik ve 22 yine abuk sabuk İngilizce sorusunu zaten 1.5 saatte çözemediği için panik halde son 10 soruyu atmak kaydıyla sırf boş bırakmamak adına tamamlayıp çıkmış. Gözetmen süreyi belirtmek istediğinde 30 dakika kaldı yerine 30 dakikanız daha var dese inanın o çocuklar bu kadar panik yapmazdı zira iki cümle aynı anlamda olsa da vurgulama şekli farklı olduğundan çocukları strese sokmayacaktı. Eylül ayında beri gittiği ve gerek benim gerekse çocuklarımın çokta memnum kaldığı dershanede yapılan bir sürü sınavda iyi notlar alırken ve hatta bugüne kadar çıkmış tüm KGS sorularını evde çözdüklerinde 89 altında not almayan iki çocuğumdan biri dünkü gerçek sınavda biri 66 biri 68 aldı. Aldıkları not zerre umurumda değil zira ben kolej okumadım Lefkoşa Türk Lisesi’nin öğrencisi olmaktan da hep gurur duydum. Daha sonra da Doğu Akdeniz Üniversitesi Turizm Otelcilik Fakültesini bitirdim ve ana dilim gibi de İngilizce konuşuyorum. Daha önce de belirttiğim gibi ikisinden birinin kazanmasındansa ikisinin de kazanmamasını yeğledim hep. Ortalamaya baktığım zaman notlarıyla gurur bile duyuyorum. Ama kat-i surette çocuklarımı ikinci sınava sokacak değilim ki zaten kendileri de istemiyorlar artık. Dün gece benim çocuklarım sonuçlar açıklandığı andan itibaren sabah saat 4 e kadar ağlayıp benden özür dilediler anne bunca emek boşa gitti diye üzülerek. Sonrasında ne mi oldu? Geceyi acilde tamamladık çünkü o kadar ağlamaya başlayan ve durduramadığım bir burun kanaması. Işte ben o andan beri bu sisteme de bu sitemin içinde kaybolup gittiğim için kendime de lanet ediyorum. Ben hayatta olduğum sürece her ebeveyn gibi çocuklarımın en az zararla hayat tecrübesi edinmeleri için elimden geleni yapacağım. Ve lanet eğitim sistemi gibi ve zoraki şartlar yüzünden değil çocuğumun kanının bir damla göz yaşının akmasına asla izin vermeyeceğim. Daha önceki milli eğitim bakanımızın büyük bir gaf yaparak söylediği gibi bu sınav benim çocuğumun zekasını ölçen bir sınav değildir. Zira çocuklarımın zekasını ölçmek kimsenin haddine değildir. Bugüne kadar düzenlenen bu sistemin düzelmesi için ben elimden geleni yapacağım. Benim çocuklarıma bu konuda bir faydam olamadı belki başka çocuklara olur ama emin olun bu işin peşini bırakmayacağım. Bu yazımı da hem internet ortamından hem yazılı olarak gerekli tüm mercilere ulaştıracağım. Ne sizlere ne bir başkasına çocuklarımın psikolojisiyle oynama hakkını kimseye vermiyor, ben de buna vesile olduğum için çocuklarımdan özür diliyorum.

“Soruları Komisyon Hazırlıyor”

Milli Eğitim Bakanlığı Bakanlık Müdürü Adnan Eraslan, bu sınavı yapan Talim Terbiye Dairesi Müdürlüğü’müzdür. Orada bulunan komisyonun temelinde bu sınav yapılmaktadır. Tabi bilinmesini isterim ki sınavdaki soruların zorluğu ya da kolaylığı kısmında yapılan eleştiriler doğru değildir. Sonuçta müfredata bağlı sorarsanız tabi ki bazıları daha zor bazıları daha kolay olacaktır. Bu bir yarışma sınavıdır, yarışma sınavında tabi ki bir dağılım şeklinde soru sepeti hazırlanır. Aldığımız bilgiler sınavlarda hiçbir vukaatın olmadığıdır. Gayet sakin bir sınav geçmiştir, doğal olarak bazı aileler beklediği sonucu almamış olabilir. Çocuklar bulunduğu ortam, sınav psikolojisi ve stresten etkilenip istediği notu alamamış olabilir. Bundan dolayı ailelerin bu konuda olumsuz yaklaşım içerisine girip bir şeyler söylemesine gerek yok diye konuştu. 

“Parti Olarak Bir Düşüncemiz Var”

Bakanlık Müdürü Eraslan, parti olarak hükümette bu konuda düşüncemiz var. Bu anlamda da bize bakanlığımızın verdiği talimatlar çerçevesinde bunun üzerine bir çalışma yapılıyor. Ama yapılan çalışmaların daha netleşmesi için zaman ister, çünkü her atacağınız adım başka bir kesimi etkiler. Tamgün dersiniz bir bacağı öğretmen ve ekonomi olur. Bütün öğleden sonra okulları açacağım kursları okullarda vereceğim dersiniz, bu kez de bir bacağı vergi kısmını kapsar. Diğer taraftan ailenin olumsuz tepkisi oluyor.  Onun için bu ciddi bir çalışma, araştırma ve tepkileri minimize edecek yapıya getirmekle mümkün olur. Ancak genel politikamızda bu kolej sınavlarına farklı bir yöntem getirme vardır ifadelerini kullandı.

“Çocuklar Yarış Atı Oldular”

Uzman Sosyolog Nihal Salman çocukların küçük yaşlardan itibaren sınav sisteminin içerisine devlet tarafından sokulmasını eleştirdi. Haberal Kıbrıslı Gazetesi’ne konuşan Salman, çocukların bu yaşlarda sınava girmesi doğru bir yaklaşım değildir. Sınava girdikleri bu dönemlerde yaşları çok küçük sorumlulukları büyük oluyor. Dünyada eğitim sistemi örnek olan ülkelerden Finlandiya’da çocuklara sınavla değil, dokunarak eğitim verilmeye çalışıyor. Bizde ise çocuklarımız adeta yarış atına döndürülüyor. Devlet tarafından yapılan bu sistem doğru bir uygulama değildir ifadelerini kullandı.

“Ailelerde Yarışıyor”

Ailelere de uyarıda bulunan Uzman Sosyolog Salman,  çok küçük yaşlarda çocuklar ağır bir sistemin içine giriyor. Çocuklar bu bilinçte olmadığı için ailelerin yardımı ve çabalarıyla bu sınavı başarmaya zorlanıyorlar. Hatta öyle bir noktaya geliyor ki yakın iki dost, iki arkadaş, iki komşu çocukları sınava girdiği zaman birbirlerinden soru bile saklayabiliyorlar. Ne yapsın da benim çocuğum daha fazla soru çözsün çabası içerisindeler. Buda toplumsal etkileşim de insanlara zarar veriyor ifadelerini kullandı.

“Baraj Olmalı”

Devlete de bir çağrıda bulunan Uzman Sosyolog Nihal Salman, koleje giriş sınavlarında taban puan olmalıdır. Öğrenciler kaç puan alacağı zaman nereye gideceğini bilmelidir şeklinde konuştu.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner1

banner19

banner3

banner18