Değişmeyene karşı savaş açma, sen değiş!

İste dile olsun!..

Olmuş olması mı istediğin, yoksa gerçekten olması mı? Olmasını dilediğin ve ya isteğin talebin arasındaki düşüncelerinin çelişkileri ile yaşamak anlamsızdır. Olacak olanı dolambaçlı yollarla sürüklemeye benzer. Kilidi kırıp istediğin bir olayı yada düşüncelerinin, gördüklerinimin ardından hissettiklerine karşı daima minnet duygunu gösterip olması halinde hangi hissi taşıdığın zaman nasıl enerji içerisinde olursan ayni şekilde pozitif, çoşkulu ve neşe hissi ile olmuş gibi yarat.

Zor formül yoktur sadece kabullendiğin ifadelerinle yaratıcı ve çözümlere odaklı olmayı seçmelisin. Her yansıyanın da yansıma sebebi olduğunu bilirsen duyuların devreye girer ve kendindeki hisleri anlamaya başlarsın.

Hayatı dilediğin gibi yaşamanın yolu istemediklerini kabullenmekten geçer. Onunla savaşarak zamanını harcarken kendini zehirlemektense, değişmeyenin karşısında “sen değişirken” onun zamanla değiştiğine tanıklık edersin.

Bugün, şimdi, bu zamana kadar inadımla deneyimleyerek amacımı bulmam gerektiğine inandıkça yollarım isteğim üzerine beni o yöne götürdü.

İster istemez hayattan darbe şoku yaşamaya başlamıştım. Fakat sebepsiz olmadığından her darbe şokunun da “iyikim” dedirteceğini bilememiştim.

Ayıklamam gereken enerjimi aşağıya çekenleri farketmem ve yenden uyanışa geçerek başka açıdan bu kez olyaları yakalamam gerekecekti.

Bakış açılarımda düşüncelerim ile sözlerimin beni nereye doğru yönlendirdiğini bunca zaman farketmemiş olmam ne çok istemediklerimi biriktirmeme neden olmuştu.

Kendi istemediklerinin yine kendi yarattıklarınla uyumsuzluğudur seni zorlayan. Oysa herşeye bir anda sahip olmaya çalışmak ve her birini bir yerde görmek isterken uyumlu uyumsuz olanı eşleştirmeye benzer. Zorla güzellik olur mu? Derleyip toparlamaya başlarken herşeyin “Her ne yaratıyorsam kendime, her ne dilemişsem yine kendi seçimlerimle” idi. deneme yanılmalarımla bu formülü çözmek bana neler kazandırdı? Şimdiki hayatıma bakış açılarımı. Derin geçmişten çıkıp gelecek hayallrime istediklerimle yaratıp yaşama özgürlüğünü. Bundan daha güzel akıl mantık, yaratıcı güzel dahiane fikirlerle olmak nasıl olurdu?

Değişimimin fırtınasında kendimi buldum. Çözmek derken! Kilidi kırmak diye düşünebilirsiniz. Hayat amacımıza giden yolu bulup ta ardından sevinerek çoşan çocuklar gibiydim. Nerede rahatsak orda mutlu ve huzurlu oluruz. Hiç bir engelin önümüzde durmasını istemeyiz elbette. Herkesinki gibi benimde kendi hayatım söz konusu.

Kabullenmek demek olayların seni zehirlemesine izin veremeye devam etmek değildir.

Değişmeyene karşı savaçma!.. sadece kendin ol ve kendini yaşarken seçimlerinde seni tetikleyenlere direnip istenilmeyen düşünce kalıplarına paralel bir de sözlerini aktifleştirmemelisin. Eğer karşındaki kişi seni zorluyorsa seçimlerinde deneyim ve dersin ile tanıştığını düşünerek sadece içinden de olsa hislerinle “bana bu duygumu tetiklediğin için teşekkür ederim, iyiki varsın ve hayatıma girdin. Değişen bu bakış açınla duygundaki kalıbı çözüp ilerlemene yardım edecek.

Herşey enerjidir. Düşüncelerinle yaratabileceklerini hissederek, farkındalığınla ve enerjinle aktifleştirebilirsin. Bilinçli bir anne olmaya benzer. Akıl mantık ve şuurunu ikinci bir enerjiye açmak demek kendi enerjini düşürtmeden denge ve uyumunla kalmayı başarabilmektir. Bir yandan yaratıp artından enerji düşüklüğüne neden olan karışık zihin kaçağını kapat. Geveze bilincin devreye girdimi seni olumsuz yargı ve eleştirilere yönlendirerek sen farketmeden o değerin içinde kendini bulursun. Oysa bu sen değilsin. Bu zihin bana ait değildir. Bu istemediğin düşünce oldu mu bana ait değildir diye kendine emir vermek ne demek? Kolaylıkla değişimine katkı koymak demektir. Yansıttığın frekansın bu yönde ise gerçekten işe yaradığını göreceksin.

Evde üçtane köpeğim var ve üçüde bana bir ders vermek için bir arada olduklarını zaman sonra düşündükçe inandım. Peki bu neydi. Kendi düşüncelerimi bana yansıtarak ders vermekti. Korkularım vardı ama korkularımda ki endişem köpeklrin uyumlu olup olmaması bir şey olmamaları, çok neden üretmiştim ve sürekli bahane üreterek “ya!” diyerek başlıyordum cümleme. Kocaman bahceyi üçe böldüm ve nerdeyse kendimi eve hapsettim. Camlarımı açamıyor, bahcemde oturmuyor, sokak kapımı açamadığım gibi bir de bahçe kapısını kilitli tutuyordum. Araları kapatmak için ne bulduysam siper yaratmıştım ve köpekleri ayırdım. Kendilerini öldürürcesine kavga ediyor ve yaralıyorlardı. Kapıyı açtığımda anında içeriye dalıp dolanıyorlardı. Onları terbiye edemeyeceğimi anladım ve kendimi terbiye etmeye karar aldım. Otoriter mi? Evet ama nasıl? Bakış açımı değiştirdiğim anda uysallaşma oldu. Bunca zaman hayır derken şimdi hayır dediğim anda duruyor. Kendi korkularımı endişelerimi kabullendim. Bazı nedenlerimi çözerken bu içsel olarak yarattığım senaryoymuş.

Düşüncelerim ve sözlerimç

Değişmeyene karşı savaş açma sen değiş…

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18