Çavuşoğlu döndü Akıncı yine ucuz kahramanlığa başladı. Ciddi devlet adamlığı bu mu?

Daha seçimlere 14 ay olmasına karşın, şimdiden seçim hesapları yapmaya başlayan Akıncı, her gün çam üstüne çam deviriyor, milli davada ve Halk-devlet bünyesinde büyük tahribatlar yapıyor. 
Üç-beş fanatik Rum sevicinin oylarını alacak diye, camcı dükkanına giren Fil gibi, pervasızca, sorumsuzca kırmadık dökmedik değer bırakmıyor.. 
Ciddi bir devlet adamı gibi değil, gözü kara bir provokatör gibi davranarak Türkiye-KKTC ilişkilerini dinamitliyor, Halkı bölüp parçalıyor, kutuplara ayırıyor, çatıştırıyor..
Ondan cesaret alan saray beslemeleri ve yakın çevresi, aynı yoldan giderek, Türkiye’ye ve iki devletli çözümü savunanlara karşı kin, nefret ve öfke kusuyor…
İki devletli çözüm tartışması, gerçek yüzlerini gösteren, içlerinde sakladıkları Türkiye ve KKTC düşmanlığını gözler önüne seren bir turnosol kağıdı işlevi gördü… 
Maskeleri düştü, gizlemeye çalıştıkları gerçek karanlık yüzleri ve yürekleri gün ışığına çıktı…

ÇAVUŞOĞLU NİYE GELDİ?
Anımsanacağı gibi, Akıncı, her fırsatta, Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’a, ana muhalefet lideri Tatar’a ve KKTC’yi savunan herkese, sırf “federasyon siyaseti artık iflas etti, farklı fikirler ortaya koymalıyız, İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜ GÜNDEME GETİRMELİYİZ” dedikleri için saldırmaya başlamıştı…
İşte Çavuşoğlu, bu durumumuz dış Dünyada “dağılan bir iç cephe” görüntüsü yarattığı için birlik ve beraberliği sağlama umuduyla adaya geldi…
GAÜ’de yaptığı konuşmada bu duruma işaret ederek “ İkircikli tutumlar görüyoruz, söylemler görüyoruz, kurnazlıklar görüyoruz…..Kıbrıs davası büyük bir davadır, Kıbrıs davası, birilerinin siyasi ideolojilerine veya siyasi hırslarına kurban edilmeyecek büyük bir davadır. Bunu da hiç kimse aklından çıkarmasın, ben böyle istiyorum, ben böyle demiştim, böyle söyleyeceğim, diyerek Kıbrıs davasına kimse tek başına yön vermeye çalışmasın. Bugün adaya gelmemizin sebebi de budur. ..Hep birlikte ne yapacağız, KKTC-TC hükümetteki aktörler ve Cumhurbaşkanı olarak neler yapacağız, bunu konuşmaya geldik…” dedi..
Bu sözlerin altına imza atmayacak, yüreği vatan ve millet sevgisiyle çarpan, milli Kıbrıs davasına yürekten inanan bir tek kişi var mı?
NELER OLDU?
Çavuşoğlu siyasi parti başkanları ve Akıncı ile yapılan ortak toplantıda, bu görüşleri bir kez daha ortaya koydu…Rum tarafının yönetimi ve refahı paylaşmaya karşı olması, siyasi eşitliğimizi reddetmesi nedeniyle federasyon politikasının iflas ettiğini söyledi, bundan böyle iki devletli çözüm, konfederasyon veya başka modellerin gündeme getirilmesi gerektiğini söyledi…
Akıncı ve Özyiğit, federasyon siyasetinde ısrar etti...
Tufan Erhürman hem nala hem mıha vurdu.
UBP; HP;DP;YDP liderleri ise Çavuşoğlu ile hemfikir olduklarını söylediler…
Bu 35 milletvekili, Halk iradesini temsil eden ve egemenlik yetkilerini Halk adına kullanan Meclisin mutlak çoğunluğudur…Kıbrıs Türk Halkının yüzde 70’idir, ezici çoğunluğudur…
Çavuşoğlu’nun işte, “kimse tek başına Kıbrıs davasına tek başına yön vermeye kalkmasın” derken işaret ettiği budur…Yani “Meclis çoğunluğu dikkate alınmalıdır” demek istemiştir. 
Devamla, Kıbrıs davası Türkiye ile birlikte yürütülen ortak bir milli dava olduğu için Türkiye ile birlikte hareket edilmesi gerektiğini işaret etmiştir..
Nitekim Akıncı bu tablo karşısında “ille de federasyon, tek seçenek federasyon” saplantısından vazgeçerek “ tüm diğer seçeneklerin de masada olduğunu” kabul etti ve ortak açıklamaya da bu yazıldı…Ortak basın toplantısında da bizzat kendisi tarafından ifade edildi..
AKINCI 24 SAAT GEÇMEDEN KIVIRDI
Ne ki Akıncı, daha 24 saat geçmeden, Çavuşoğlu adadan ayrılır ayrılmaz inanılmaz şekilde KIVIRDI…Kıvırmakla da kalmadı, bir açıklama yaparak “federasyonun bir seçenek olmaktan çıkmadığını ve hala en gerçekçi seçenek olduğunu” iddia etti. 
Bununla da kalmadı, adını anmadan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a göndermede bulunarak “bizde tek adamlık rejimi olmadığını hatırlatmama gerek yok” dedi..
Akıncı’nın, bir gün içinde, varılan mutabakattan kıvırarak, yeniden federasyondan söz etmesi, Halk arasında büyük öfke ve tepki yarattı. Sosyal medyada yapılan binlerce yorumda vatandaşların şu ortak noktada birleştiği görüldü: 
- “Akıncı, Türkiye-KKTC düşmanı, Rum sevici, işbirlikçi destekçisi BKP, YKP gibi küsurat partilerden, CTP’nin AKEL kanadından ve sol fraksiyonlardan alkış almak için, seçim ve oy hesapları yapıyor. Onlara şirin görünmek için Anavatan Türkiye ile bilinçli olarak çatışmak istiyor, sataşıyor, laf sokuşturuyor, iflas eden federasyon siyasetinde ısrar ediyor, provokasyon yapıyor, Erdoğan’ı da kışkırtarak onunla ağız dalaşına girmek istiyor..Türkiye ile KKTC’nin arasını açmak ve yandaşlarını Türkiye’ye karşı sokağa dökmek istiyor..Bu ne biçim Cumhurbaşkanıdır? Ya derhal istifa etmeli, ya Meclis onu müzakerecilik görevinden almalı, ya da bir Meclis kararı ile Güney’de olduğu gibi bir ULUSAL KONSEY kurulmalı ve Akıncı, Kıbrıs sorunu konusunda, Meclis kararlarına bağlı olarak çalışacak bu Konseyin bilgisi-onayı dışında görüş-fikir-öneri-harita, tavır ortaya koymamalı ” .
ÇAVUŞOĞLU YANIT VERMEK ZORUNDA KALDI
Akıncı’nın sataşma ve kıvırmalarına, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu yanıt vermek zorunda kaldı ve şu açıklamayı yaptı :
“Federasyon için yapılan müzakereler bugüne kadar sonuç vermedi. Rum tarafı da ortaya seçenekler koydu, bizler de ortaya koyduk... Kuzey Kıbrıs'ta bazı kişiler sürekli ‘Benim ideolojime göre federasyon en iyisidir. Böyle olmalıdır" gibi diktede bulunuyor. Biz Türkiye olarak, ya da tüm taraflar olarak tüm seçenekleri gayriresmi bir şekilde değerlendirelim ve bu seçeneklerden hangisi Kıbrıs Türk halkı için yararlıdır, hangisiyle sonuca gidebileceğiz, hangisi tabii ki Türkiye'nin menfaatlerinedir konularını konuşalım, istişare edelim ve buna göre adım atalım demiştik. Bir önceki ziyaretimde de bu konuşulmuştu. GAÜ’deki yaptığım konuşmada, ‘Bir kişinin siyasi görüşüne veya ideolojisine Kıbrıs davası kurban edilemez’ dedim. Bu, A kişi de, B kişi de olabilir…. Esas burada Sayın Akıncı'nın basın toplantısında ne dediği önemli. Yani basın toplantısında 'Tüm seçenekleri konuşmaya hazırız' demesi önemli ve içeride yaptığımız toplantıda herkesin bu noktaya gelmesi, Kıbrıs davasının geleceği için önemlidir. Bu ziyaret, ya da burada yaptığımız konuşmalar Kıbrıs'taki sistemi, yönetim sistemini tartışmak değildir. Bu yöndeki beyanlarda zaten gereksiz beyanlar. Esas Kıbrıs davasında ve müzakerede ne söylediğimiz önemli. Biz buna bakarız. Herkesin bu çizgiye gelmesi önemli."
CİDDİ BİR DEVLET ADAMI DEĞİL
Cumhurbaşkanının görevi, yaptığı yeminde de belirtildiği gibi, Halkı birleştirici, Devleti yüceltici tutum içinde olmasıdır.. Oysa Akıncı, oy hesaplarıyla, Anavatana sataşıyor, Anavatan Cumhurbaşkanı’na laf sokuşturuyor, Türkiye ile KKTC’nin arasını açmaya ve halkı bölerek çatıştırmaya çalışıyor..Bu, devlet adamlığı ciddiyetiyle, yaptığı yeminle bağdaşır mı? 
Akıncı’ya sesleniyorum: Söyleyecek sözün varsa niye ortak açıklama sırasında söylemedin? Niye ortak açıklamaya imza attın? Bir gün içinde yine tavır değiştirip ucuz kahramanlığa soyunan birine halkın ve Türkiye’nin güvenmesini nasıl beklersin?
Bu KIVIRMAK, UCUZ SİYASET ve UCUZ KAHRAMANLIĞA SOYUNMAK DEĞİLSE NEDİR? 
Akıncı bu tutumuyla bir kez daha ne kadar GÜVENİLMEZ ve GAYRI CİDDİ olduğunu ve CİDDİ DEVLET ADAMI NİTELİKLERİNE SAHİP OLMADIĞINI kanıtlamıştır. KKTC Meclisi yukarıda aktardığım vatandaşların görüşlerine uygun olarak gerekli adımları atmalı ve Akıncı’nın daha çok tahribat yapmasını önlemelidir…

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18