Anastasiadis’e verilmesi gereken yanıt, Meclis’in federasyon kararının iptali olmalı

Anastasiadis önceki akşam düzenlediği Halkını bilgilendirme toplantısında, Kıbrıs Türk Halkının siyasi eşitliğine bir kez daha karşı çıktı.
Bu ne benim, ne de Rum tarafını iyi tanıyanlar, iyi bilenler için sürpriz olmadı. Bunları 40 yıldır söylüyoruz..
Ne ki, hayal dünyasında yaşayan ve ısrarla gerçeklere gözlerini, kulaklarını kapatmayı “barışçılık, ilericilik, solculuk” sanan başta Akıncı, CTP -TDP’liler ve bilumum Rum seviciler için yeniden büyük bir hayal kırıklığı olduğu çok açık..
Çünkü hala, tüm Kıbrıs’ın kendilerine ait olduğunu sanan ve bizi de adada “işgalcilerin geride bıraktığı 400 yıllık misafir” olarak gören hakimiyetçi ve hegemonyacı Rum tarafı ile eşitlik temelinde bir federasyon kurabileceklerini sanıyorlar…
Dilerim Anastasiadis’in önceki gün yaptığı detaylı açıklamalar artık onları hayal dünyasından uyandırır ve salya sümük Rum tarafının peşinden koşmaya, yalvarmaya son verirler, bu halka, bu devlete daha fazla zaman kaybettirmezler…
ANASTASİADİS NE DEDİ? 
Kıbrıs Rum yönetimi lideri Nikos Anastasiadis, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitlikten kaynaklanan etkin katılım hakkının olacağı bir federasyona karşı olduğunu, bunun azınlığın çoğunluğa hükmetmesi anlamına geldiğini, böyle bir yapının ise çalışmasının mümkün olmadığını” iddia etti ve hedefinin bize “ DAHA GENİŞ İDARİ ÖZERKLİK” vermek olduğunu açıkladı.. Doğu Akdeniz’de eşit hak sahibi olduğumuz hidrokarbon kaynaklarını ise paylaşmayacağını, müzakeresini dahi yapmayacağını, bunun egemenlik hakkı olduğunu söyledi.
Daha da ileri giderek Kıbrıs Türk Halkı ile Türkiye’deki Kürt vatandaşlar arasında paralellik kurarak Kürtlerin “azınlık” olduğunu iddia etti “Türkiye'de Kürtler, Erdoğan'dan her kararda kendilerinden en az bir evet oyunun olmasını isteselerdi, Türkler ne düşünürdü acaba?" diye sordu.
Bu kadarla da kalmadı, herhangi bir çözüm için Türkiye’nin garantörlüğünün sona ermesinin ve Türk askerlerinin tamamen çekmesinin şart olduğunu ileri sürdü, iki bağımsız devletin kuracağı bir konfederasyona karşı olduğunu açıkladı.
Anastasiadis’in bu sözlerini neresinden tutsanız elinizde kalır…
1-    Herşeyden önce federasyon siyasi eşitlik olmadan olmaz..Siyasi eşitlik federasyonun özünde vardır..Bir yandan federasyondan söz ederken bir yandan da siyasi eşitliğe karşı çıkmak, ne söylediğini bilmemektir, sahtekarlıktır…Federasyonlar eşitler arasında kurulur…Azınlıkla çoğunluğun federasyon kurduğu görülmemiştir…Eğer çoğunluk yönetimi isterseniz, federasyon değil ÜNİTER devlet istiyorsunuz demektir…Azınlık olarak nitelediğiniz topluma da bu ÜNİTER devlet içinde azınlık hakları ve “özerk-muhtar statü” verirsiniz…Ki Anastasiadis önceki akşamki konuşmasında bize DAHA GENİŞ İDARİ ÖZERKLİK vermeyi teklif etmiştir…
2-    Kıbrıs Türk Halkının siyasi eşitliği pazarlık konusu değildir…Siyasi eşitliğimiz, 1881’den bu yana verdiğimiz büyük mücadele sonucu, 1960 anlaşmaları ile tescil edilmiştir. Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran ve egemenliği eşit şekilde paylaşan iki eşit-egemen Halktan biriyiz..1960 Anayasası siyasi eşitliğimizi güvence altına almak için VETO hakkımızı içermektedir…Türk Cumhurbaşkan muavininin VETO hakkı vardır…Bakanlar kurulu ve Meclis’te ise Rumların tek başlarına karar almasını önlemeyi amaçlayan AYRI OY ÇOĞUNLUĞU hakkımız  vardır…Bakanlar Kurulundaki 3 Türk Bakandan 2 ‘sinin, Meclisteki 15 Türk milletvekilinde 8’inin onay vermediği hiçbir yasayı Rumların tek başına geçirme hakkı yoktu..Rum tarafının 1963’de Anayasada talep ettiği 13 değişiklik maddesi bu haklarımızın kaldırılmasını ve devletin ÜNİTER bir yapıya dönüştürülmesini öngörmekteydi..Reddettik, silah zoru ile empoze etmek için saldırdılar, direndik, kazandık, bugünlere geldik…Canımız, kanımız pahasına koruduğumuz Egemenlikteki payımızı KKTC’de konsolide ettik. Şimdi, 1960 anlaşmalarından, bunca yıl direnişten ve zafer kazandıktan, devlet kurduktan sonra bize diyor ki, siyasi eşitliğinizi kabul etmem, eşit söz hakkınızı kabul etmem, azınlık statüsünü kabul edin…Eeee Anan güzel mi senin diye sorarlar adama!! Bu bağlamda Kürt vatandaşlarla Kıbrıs Türk halkının statüsü arasında paralellik kurması da saçmalıktır..Lozan anlaşmasına göre Kürtler azınlık değil eşit vatandaştır…1960 Anlaşmalarına göre ise Kıbrıs Türk Halkı azınlık değil, EGEMENLİĞİ EŞİT OLARAK PAYLAŞAN İKİ EŞİT KURUCU HALKTAN biridir.. 
3-    Kıbrıs Türk Halkının siyasi eşitliği, çözüm için kabul edilen bir BM parametresidir…Başta 649 ve 716 sayılı kararlar olmak üzere bütün BM kararlarından çözümün siyasi eşitliğe dayanacağı vurgulanmaktadır…Devamla yanılmıyorsam eski genel sekreter Gali tarafından Güvenlik Konseyi’ne sunulan ve Konseyce onaylanan raporda da “iki toplum arasındaki ilişkinin azınlık-çoğunluk ilişkisi olmadığı ve siyasal bakımdan eşit iki toplum ilişkisi olduğu” net şekilde yer almıştır…Anastasiadis eşitliğimize karşı çıkan tavrı ile aslında federal çözüm için kabul edilen BM parametrelerine de karşı çıkmaktadır…   

NE YANIT VERİLMELİ

Bu olgular ışığında, Rum tarafının federal çözümü reddettiği yeniden kesin olarak görülmüştür…Bu durumda Anastasiadis'e verilecek cevap "o zaman git işine, bundan sonra ancak iki eşit devleti ve çok istersen bu devletlerin nasıl işbirliği yapacağını veya Konfederal eşitliği görüşürüz, gazı da, toprağı da unut” olmalıdır.
Bunun devamı olarak KKTC Meclisi’nin geçmişte aldığı federasyon kararlarını derhal iptal etmesi ve bundan sonra görüşmelerin ve çözümün ancak iki eşit egemen devlet temelinde olacağını ilan etmesi gerekmektedir…
Bu açıklamalardan sonra Akıncı Anastasiadis ile hala neyi görüşecektir?
 Bu iş önceki geceki açıklamalardan sonra bir kez daha bitmiştir. Bu açıklamadan sonra hala ille de “federasyon görüşelim” diyenler ya salaktır, ya geri zekalı, ya da Rum'un ajanıdır... 

SORUMLU AKINCI

Anastasiadis’in cüretini bu denli artıran Akıncı’nın başta siyasi eşitlik olmak üzere birçok yaşamsal önemdeki konuda, Meclisi dışlayarak kendi aklına göre verdiği korkunç tavizler olmuştur..Verdiği tavizlerle Rum’un iştahını kabartmıştır…
Örneğin, 1960'da var olan VETO ve ayrı oy çoğunluğu hakkımızdan vazgeçmiştir..Bunların yerine ortak kurumlarda tek bir Türk'ün onayını kabul etmiştir ve bunu bize siyasi eşitlik diye yutturmaya çalışmaktadır ki Anastasiadis şimdi buna bile karşı çıkmaktadır . Çünkü Akıncı'nın 1960'daki haklarımızdan kolaylıkla vazgeçtiğini görmüştür ve yükünü yukarı yığmaktadır. Çok sıkışırsa pazarlığını yapacak ve sözümona siyasi eşitlik diye tek bir Türk'ün onayını kabul etmek için "garantörlükten vazgeçin" şartını ileri sürecektir. Yaptığı pozisyon almaktır, eşitlik pazarlığı için hazırlıktır...
Yeniden vurguluyorum: Siyasi eşitliğin olmayacağı bir federasyon olmaz. Siyasi eşitlik federasyonun doğasında vardır ve tartışılması bile abestir...Akıncı bu konuyu bile pazarlık ve müzakere konusu haline getirmekle büyük bir ihanete ortak olmuştur...Siyasi eşitlik olmayacaksa, federasyon da olmayacak demektir...O zaman ancak iki ayrı devlet olabilir. "Biz de artık sadece iki devleti konuşuruz" dememiz gerekmektedir...
Ne ki "ille de görüşme, ille de federasyon, federasyondan başka bir şey görüşmem" diyerek Anastasiadis'e yalvar yakar olan, diz çökmekten yara bere içinde kalan, tüm siyaseti iflas eden, duvara toslayan, Halka başka seçenek sunamayan, bu nedenle Anavatan ile da çatışan Akıncı bunu söyleyemez...
O nedenle bir an önce istifa etmeli ve bunları Rum'un yüzüne yüksek sesle söyleyecek, gerekli cesur adımları atacak mücadeleci bir Cumhurbaşkanı o makama ve aynı şekilde dirençli bir hükümet de yürütme görevine gelmelidir...

YORUM EKLE

banner1

banner3