Akıncı, Meclis'i dışlamamış, hadi oradan!

Akıncı’nın emrivaki müzakerecilik yaptığı son 3 yıl içinde sürekli olarak onu “Meclisi dışlamakla, Meclis kararlarını çiğnemekle” eleştirdik…Umurunda bile olmadı, çünkü bu kendini beğenmiş karakterinde vardır, bilerek, büyük bir keyifle yapmıştır…
“Küçük dağları ben yarattım, en iyi, en doğru ben bilirim, ben liderim, herşeyi yaparım, beni halk seçti, kimseye hesap vermem” havalarında ancak faşist ruha sahip bir diktatörün yapabileceği şekilde TEK ADAM zihniyetiyle hareket etti.
Sanki Kıbrıs davası Anavatan Türkiye ile birlikte sürdürülen, Türk Ulusunun ve Kıbrıs Türk Halkının milli davası değilmiş gibi, hiçbir muhalif sesi, hiçbir eleştiriyi dikkate almayarak, onlarla konuşmayarak, randevu bile vermeyerek ne denli faşist, hoşgörüsüz, egoist ve anti-demokratik zihniyete sahip olduğunu her fırsatta kanıtladı…
Dün de yazdım kendini eleştiren KKTC’yi savunan hiçbir derneğe, hiçbir mukavemetçi örgüte 3.5 yıldır randevu vermedi, mektuplarına yanıt bile yazmadı…En yaşamsal önemdeki konularda kendi aklına göre korkunç tavizler verirken Meclise ve hükümete bilgi vermedi, onay almadı..
Bu davanın lideri olan, bu devleti kuran rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş dahi müzakerecilik yetkisi için Meclis’e baş vururken ve Meclis aldığı bir kararla O’na müzakerecilik yetkisi verirken, Akıncı bunu dahi yapmadı, müzakerecilik yetkisini emrivakiyle gasp etti. 
Ama ona ve yandaşlarına sorsan en birinci demokrattır, hoşgörülüdür, Meclise de saygılıdır… 
DÜN YAPTIĞI AÇIKLAMA
UBP Genel Başkanı Tatar’ın dün yaptığı açıklama ile kendisini “meclisi dışlamakla” suçlaması, Meclis çoğunluğunu oluşturan 35 milletvekilinin iradesine saygı duymadığını söylemesi ve Meclis’in iki devletli çözüm konusunda yeni bir karar alması için girişim yapacağını duyurması üzerine, Akıncı bir açıklama yaparak “ben Meclisi dışlamadım, böyle bir huyum yok, geçmişte bilgi verdim, gerektiğinde yine veririm” dedi.
Breh, breh, breh….Aslana bakar mısınız? Büyüklük kompleksini görüyor musunuz?
“GEREKTİĞİNDE” bilgi verirmiş…
Öyle ya, KKTC babasından miras kalan şahsi mülkü, meclis de iş ola görev yapan, mülk sahibi GEREKLİ GÖRDÜĞÜNDE kıyısından köşesinden bilgilendirdiği yanaşma bir oluşum…
Ey, Akıncı; KKTC PARLAMENTER BİR REJİMLE YÖNETİLİYOR, HALK OYUYLA SEÇİLEN ANAYASAL MECLİS, EN YÜCE, EN YÜKSEK ORGANDIR…HALK ADINA, HALKA AİT EGEMENLİK YETKİSİNİ, HALKIN VERDİĞİ YETKİYLE SADECE VE SADECE MECLİS KULLANIR…SEN BU MECLİSE ANCAK “GEREKLİ GÖRÜRSEN” BİLGİ VERMEK DURUMUNDA DEĞİLSİN, MECLİSİN GEREKLİ GÖRDÜĞÜ VE ÇAĞIRDIĞI HER AN BİLGİ VERMEK, YETKİ İSTEMEK, ONAY ALMAK, KARARLARINA SAYGILI OLMAK VE ANCAK VERDİĞİ YETKİ KADARINI KULLANMAK ZORUNDASIN. DEMOKRASİ BUDUR, HALK EGEMENLİĞİNE DAYALI PARLAMENTER SİSTEM BUNU EMREDER. KKTC FAŞİST MUSSOLİNİ’NİN İTALYASI VEYA HİTLER’İN ALMANYASI DEĞİL, EGONA TERS GELSE DE BUNU HAZMETMEK ZORUNDASIN!!!
MECLİS’İ HİÇ DİKKATE ALMADIĞININ ÖRNEKLERİ 
Evet, Akıncı dünkü açıklamasında dedi ki, “ben Meclisi dışlamadım…”Peki o zaman Akıncı’ya somut örneklerle soruyorum:
- Müzakerecilik yapmak için rahmetli Kurucu Cumhurbaşkanı Denktaş’ın yaptığı gibi Meclis’e gidip yetki aldın mı? HAYIR
-1960 Antlaşması ile elde ettiğimiz, siyasi eşitliğimizin gereği ve güvencesi olan VETO ve AYRI OY ÇOĞUNLUĞU hakkımızdan vazgeçerken Meclis’ten yetki aldın mı? HAYIR
- Meclis’in oy birliğiyle aldığı “garantörlük pazarlık konusu değildir, aynen devam etmelidir” şeklindeki kararı paspas yapıp çiğneyerek pazarlık konusu yaparken ve garantörlüğün 10 yıl sonra iptalini görüşmeyi önerirken Meclis’ten yetki mi aldın? HAYIR
- Nüfusumuzu Rumların 4’de 1’i oranında dondururken, kalıcı derogasyon talebimizden vazgeçerken, tüm Rum ve Yunan vatandaşlarına kısıtlamasız 4 özgürlük hakkı tanıyarak yüzbinlerce Rum-Yunan’ın Kuzeyi istila etmesini kabul ederken, bunların 50 bininin siyasi haklara sahip olarak içimize sürekli olarak yerleşmesini kabul ederken, böylece İKİ KESİMLİLİK İLKESİNİ ve HER HALKIN KENDİ BÖLGESİNDE MÜLKİYET VE NÜFUSTA SARİH ÇOĞUNLUĞA SAHİP OLMA İLKESİNİ yok ederken Meclis’ten yetki aldın mı? HAYIR
- GLOBAL TAKAS VE TAZMİNAT İLKESİNDN vazgeçmeyi, KKTC tapusuna sahip insanlarımızı “ŞİMDİKİ KULLANICI” Rumları ise “YASAL MAL SAHİBİ” olarak tanımlamayı, KKTC tapularını sıfırlamayı, Halkımızı 50 yıl boyunca yabancıların oluşturacağı mülk komisyonunda malına sahip çıkmak için süründürmeyi, bu süre içinde eski Rum mülkleri üzerinde yatırım yapılmamasını öngören moratoryum imzalamayı ve böylece büyük bir mülkiyet ve ekonomik kaos yaratmayı kabul ederken Meclis’ten yetki mi aldın? HAYIR
- Uyduruk, yetkisiz, eşit süreli olmayan dönüşümlü başkanlık için BİRLEŞİK SEÇİMİ VE ÇAPRAZ OYU kabul ederek Rumların bizim seçeceğimiz başkanı belirleyicek oya sahip olmasını benimserken Meclis’ten yetki mi aldın? HAYIR
- Harita ve toprak konusunun, “tüm diğer konularda anlaşma sağlandıktan sonra görüşüleceği” bir BM parametresi olarak kabul edilmesine karşın ve başta siyasi eşitlik olmak üzere birçok önemli konuda anlaşma olmamasına rağmen, kendi aklına göre TAVİZ HARİTASI hazırlarken, siyasi partilerin “SAKIN VERME” demesine karşın bu haritayı Rum tarafına verirken, topraklarımızın beşte birini ve 50 civarında yerleşim yerini Rumlara bırakırken, buralarda oturan on binlerce insanımızı 4. Kez göçmen yapıp ellerindeki tüm malı mülkü Rumlara verirken Meclis’ten mi yetki aldın? HAYIR
- Türkiye’nin iki devletli çözümü gündeme getirdiği bir ortamda, bunu baltalamak için, Türkiye’den ve hükümetten de habersiz olarak alel acele “Guterres belgesini stratejik bir anlaşma” olarak imzalamayı Rum tarafına önerirken; Guterres belgesinde garantörlüğün çağdışı olduğu ve iptal edilmesi gerektiği, ilaveten verilen taviz haritasına ek olarak Güzelyurt’un da Rum tarafına verilmesi talep edilirken bunu kabul etmek için Meclis’ten mi yetki aldın? HAYIR
- Son olarak, Halkımızın talebi olan ve Anavatan Türkiye’nin de destek verdiği İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜME karşı çıkmak, “herşeyi en iyi ben bilirim, tek başıma ben karar veririm “faşist zihniyetiyle, “tek seçenek federasyon” diyerek Halkımız ve Türkiye ile çatışmak için Meclis’ten mi yetki aldın? HAYIR
MECLİS’İN TARİHİ GÖREVİ
İşte sadece ilk anda aklıma gelen birkaç örnek…Ne ki, Akıncı’nın nasıl bir egoyla, nasıl bir faşist ama teslimiyetçi ve anti-demokratik TEK ADAM zihniyetiyle Halk egemenliğini temsil eden en yüce organ olan KKTC Meclisi’ni dışladığını kanıtlamaya yeter… 
Akıncı’nın ne denli kendini beğenmiş, saplantılı, siyasi çıkar hesapları yapan ve faşist TEK ADAM zihniyetine sahip olduğu bu örneklerle çok açık olarak görüldüğüne göre, artık görev yüce Meclise düşmektedir…
KKTC MECLİSİ 29 AĞUSTOS 1994’DE ALDIĞI “FEDERASYONU TEK SEÇENEK OLMAKTAN ÇIKARAN” 47 SAYILI KARARI İLE 10 Mart 1998’DE ALDIĞI “İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜMÜN GÖRÜŞÜLMESİ” YÖNÜNDEKİ 54 SAYILI KARARINI TEYİT EDEN YENİ BİR KARAR ALMALI VE AKINCI’NIN GARANTÖRLÜĞÜN İPTALİNİ ÖNGÖREN GUTERRES BELGESİ TEMELİNDE FEDERASYON GÖRÜŞMELERİNE KALDIĞI YERDEN BAŞLAMASINI ÖNLEMELİDİR
Akıncı’nın bu kararlara uymak istememesi halinde onu müzakerecilik görevinden almalı ve yerine ya yeni bir müzakereci atamalı, ya da bir ULUSAL KONSEY oluşturarak müzakere yetkisini bu konseye devretmelidir…
Bu da uygun görülmezse, o zaman bir referandum yasası yaparak nasıl bir çözüm konusunda referanduma gidilmeli , Halka “ KKTC’nin birleşik Kıbrıs’ın Kuzey eyaleti olacağı bir federasyon mu? yoksa “KKTC’nin egemen bir devlet olarak varlığını devam ettireceği İKİ DEVLETLİ ÇÖZÜM MÜ?” sorusu sorulmalıdır…

YORUM EKLE

banner1

banner19

banner3

banner18